12 Ağustos 2014 Salı

Seçimin Ardından...

Yine benzer bir seçim süreci geçirdik. Yine hüsran, yine hayal kırıklığı. Bu durumla ilgili söyleyecek çok söz var. Balık baştan kokar ve her millet hakettiği gibi yönetilir gibi..
Ekşisözlükte ülkenin durumunu çok güzel özetleyen bir entry ile karşılaştım dün, umutsuzluk dolu ama maalesef gerçek. Buyrun..

entry 2343

Milyarlarca dolar hırsızlık yapmış ve bunu artık inkar da etmeyen, dış politikada elini yüzüne bulaştırmış, sağlık ve eğitim sistemini çökertmiş, ülkede güvenilir tek bir kurum bırakmamış, seçimlere hile karıştırmış bir hükümet,

kendisini ve çevresindekileri 12 yıllık iktidarı süresince ihya etmiş, sahte diplomayla üniversite mezunu olduğunu söyleyen, yetkisiyle birlikte halkın özel yaşamına karışma cürretini gösteren, cahillikle övünen ve bilgiliyi hor gören, mazlum edebiyatı ve kabadayılık yapan, psikolojik sorunları olan bir başbakan,

65 yıldır kemik oy tabakasının tadını çıkaran, yeni bir şey üretmeyip Atatürk ve laiklik arkasına sığınmış, ideoloji karmaşası yaşayan, halkı anlamaya çalışmayan, yeni politikalar sunmayan, oy potansiyeli kıyılara hapsolmuş, seçim hilelerini görüp bunun önüne geçmek için hiçbir çaba göstermeyen, yenilgiyi kabullenmiş yılgın bir ana muhalefet partisi,

biat kültürüyle liderlerini ölene kadar değiştirmeyen, eleştirmeyen, milliyetçiliği sadece Kürtlere karşı çıkmak olarak indirgeyen, ülke siyasetinin en önemli kararlarında iktidar partisinin yanında olan diğer bir muhalefet partisi,

bu ülkenin daha yaşanır bir yer olmasına çalışmak yerine sadece Kürt insanının talepleriyle ilgilenen, bu taleplerin karşılanması durumunda gerisini önemsemeyen bir Kürt hareketi,

dünyanın olur olmaz yerlerinde okullar ve yurtlar kurup öğrenci yetiştiren, üyelerini ülkenin en önemli kurumlarına yerleştiren, iktidar partisiyle el ele verip ülkenin rejimini değiştirmeye uğraşan, yıllarca iktidar partisiyle ülkeyi soyup çıkar çatışması çıkınca elindeki savcılarla bakanları içeri aldıran bir cemaat,

devletin ve milletin bekasını tehlikede gören, kendini Atatürk ve ilke ve inkilaplarının koruyucusu sanıp iki kere darbe yapmış, iki kere muhtıra vermiş, bir kere caddelerde tanklar yürütmüş, milletin vergileriyle orduevlerinde hayatın tadını çıkaran, askerlik sırasında bu halka psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayan bir ordu,

ülkenin en kritik olayları sırasında televizyonda penguen belgeseli oynatan, başbakan'a doğru düzgün bir soru bile soramayan, yasaklanmasına rağmen seçim kampanyası reklamını oynatan, içerisinde bir tane kültürel ve bilgi verecek içerik bulundurmayıp milletin beynini uyuşturacak programlar yayınlayan, gerek hükümet yanlısı gerek hükümet karşıtı taraflı yayın yapan, hükümetin silahşörlerine dönüşmüş, satılmış, basiretsiz bir medya,

milyarlarca dolarlık sermayeye sahip olmasına rağmen başbakan'ın götünü yalayan, gerekirse cezalandırılmamak için ağlayan, para hiçin her şeyi yapacak açgözlü bir iş dünyası,

1 mayıs'ta taksim meydanı'na bile çıkarılmayan, bunun için mücadelesinde tomalı, akrepli, biber gazlı hükümetin polisi tarafından darp edilen, soma'dan tutun tuzla'daki tersanelerde bin bir türlü şekilde ölümü tadan, sendikalaşamayan, ve en kötüsü de bu kadar çile çekip hala iktidarı destekleyebilen bir işçi sınıfı, 

halkından uzak, elitist, kraldan çok kralcı, yetmez ama evetçi, kaypak, eleştirmeyip daha iyisine destek olması gerekirken statükoya sahip çıkan bir sanat camiası,

dini hayatının merkezine koymuş ve bu ihtiyacın karşılanması durumunda geri kalan bütün gereklilikleri silip atabilen, cinselliğini yeteri kadar yaşayamamış, çarpık kadın-erkek ilişkileri olan, ahlaksızlığa, cehalete, kabadayılığa prim veren, hakkını aramaktan yoksun, herkesin hayatına müdahale etme hakkını kendinde gören, toplumu daha ileriye götürmek yerine "ben yapamıyorsam kimse yapamasın" diyen, ahlak anlayışının kalmadığı, eğitimsiz, cahil, psikolojisi bozuk bir halk varken,

hala bu ülkeden siktirip gitmek isteyenleri suçlayabilir misin?
10.08.2014 11:04 ~ 11.08.2014 23:17 kendi ekseni etrafinda donen insan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder