18 Ekim 2018 Perşembe

Kalite=Beklentileri Aşmak

Hem okul hayatımda hem de meslek edindikten sonra çok fazla Kalite tanımı duydum.

Ama içlerinden bir tanesi bana "İşte bu!!"dedirtti.

Kalite = Beklentileri Aşmak.

Genel olarak memnuniyetsiz bir kişi olmakla beraber, mutsuzluğumun kök sebebinin hep kalitesiz yaşam sürmekten kaynaklandığını düşündüm. Hep bir şeyler hayal ettim sonra saçma gelip vazgeçtim. Ya beklentilerim absürddü ya da gerçekten tembelliğim her şeyin önüne geçti. Benim beklentim ne, ne yapmak istiyorum kararsızlığı, özgüveni en çok sarsan darbelerden. Belki şu kalite tanımına bir şey daha eklenebilir. Beklentileri anlamak ve aşmak...

Son günlerde devamlı bir kavram duyuyorum. "İkigai"

Daha önce blogta da bolca bahsettiğim kendini bulma ve mutluluğun anahtarı tarzı bir kavram İkigai.
Duymuşsunuzdur bu aralar İkigai adında popüler bir kişisel gelişim kitabı gündemde. Kişisel gelişim zırvalıklarını çok takmasam da ilk fırsatta okumayı düşündüğüm bir kitap kendileri.

Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri ve yaşam tutkuları vardır. Şöyle ki araştırmacılar uzun yaşamanın sırlarını çözmek için bir çalışma yapmışlar ve bu çalışma onları insan ömrünün en uzun olduğu Japonya'da bulunan bir adaya götürmüş. Bu adadaki insanların uzun yaşamasındaki en büyük sırrın kendi İkigai'lerinin keşfetmeleri olduğu görülmüş. O adada emeklilik kavramı olmadığı gibi insanlar hayatlarının sonuna kadar haz duydukları işleri icra ediyorlarmış. Kulağa ne kadar da tatlı geliyor.

Cesaretli olmak ve bir şey de gerçekten kararlı olmanın vakti çoktan geldi ama hayat mottom olan "Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, işteyim!!" adımını bir türlü geçemiyorum. Zaten sonraki adım İkigai!

Çok geç olmadan kendi İkigai'mizi keşfetmemiz dileğiyle...

17 Ekim 2018 Çarşamba

Neden Etsy 'de Satış Yapmalıyız Konusu

Selamlar

Doların ülkedeki durumu malumunuz. Yine bir gün nasıl yırtabiliriz abicim derken aklımda bir düşünce belirdi. Niye yurt dışına el yapımı ürün satarak krizi fırsata çevirmiyoruz?

Dürüst olalım emek harcanarak yapılmış el yapımı ürünler ülkede pek de s*klenmiyor. Bunun bir kaç nedeni var. En önemlisi ben aynısını yaparım mantığı, bir diğeri de ohaaa bu küçücük şey bu para eder mi düşüncesi...Ama kimse farkında değil malzemelerin başlı başına 50 TL civarı tuttuğunun. (en azından benim uğraştığım ürünler için durum böyle)

Ben de bu duruma sinir olarak küçük bir araştırma yaptım. Özellikle el yapımı, tasarım ürünlerin satıldığı bir platform olan daha önceden de çokça duyduğum Etsy de karar kıldım.

Bence büyük küçük herhangi bir hobi ile ulaşan herkes biraz da İngilizcesi varsa, Etsy dükkanı açmalı. Çünkü kur farkından dolayı hem emeklerinizin karşılığını alabiliyorsunuz, hem de alıcı için uygun fiyat ürünler satmış oluyorsunuz. Tam bir win-win olayı yani.
Etsy'de durum şöyle. Dükkan açmak ücretsiz, herkes çok kısa sürede dükkan açabilir. Sadece listelediğiniz her ürün başına 0,20 cent fatura söz konusu.

Ama eğer ilk kez dükkan açacaksanız size 40 adet ücretsiz listeleme hakkı veriyor. Tabi bunun için aşağıdaki linke tıklayarak dükkan açmanız gerekiyor:

https://etsy.me/2SSoVGA

Bu linke tıkladığınızda Etsy hem size hem de canım kendime 40 adet ürün listeleme hakkı veriyor. Tek yapmanız gereken linke tıklayıp “Open My Etsy Shop” butonunu tıklamanız.

Bu arada merak edip de dükkanımı incelemek isterseniz linki aşağıya bırakıyorum...

https://www.etsy.com/shop/fehimecraft?ref=search_shop_redirect

Siz de dükkan açmaya karar verirseniz lütfen linkini aşağıdaki yorumlara bırakın, birbirimize destek olalım:)

Herkese kolay gelsin canlar..





18 Eylül 2018 Salı

Eski Yazıları Okuyunca Gelen Acıma Duygusu

Tam aklıma gelen yeni genius fikri bir an önce bloğumla paylaşmak isterken eski yazılara gözümün takılması artık gerçekten bende acıma hissi yaratıyor. 

Kendime 3. bir gözle bakarak ya yine ne saçmalıyosun, otur oturduğun yere yine hayata geçiremiceğin ne geldi aklına diyorum, kendime mahçup olup susuyorum.

İsyanım karakter yapıma. Ya Allahım madem bana bu kadar girişimci ve heves dolu bir ruh veriyorsun da cesaret vermeyi niye unutuyorsun. Bu hayalleri gerçekleştirememin 2 nedeni var (görünen) Belki başka nedenler de vardır, irdelemek lazım.
Bana göre en büyük nedenler şunlar:

Ailenin en büyük geçim kaynağı benim. Her şeyi bir kenara bırakıp sıfırdan yeni bir şeyler kurmaya kalkışmak batmak demek. Hep garantici olup işlere hobi gibi yaklaşıyorum, yürürsem burdan yürürüm nasılsa diyorum. Gerekli özeni, profesyonelliği ve sabrı göstermediğim için de o iş OL-MU-YOR!!! buna en iyi örnek letshine dır.

Bunun dışında bu gibi şeylerle uğraşmaktan gerçekten utanıyorum. Saçma mı acaba insanlar duysa dalga geçer diyip uğraştığım şeyi birkaç kişi dışında kimseye anlatmıyorum.

Ama bu defa ki fikrim çok güzel:p

Totem yaptım söylemiyorum ulen, gerçekleşirse yazacağım artık. Bıktım kendi kendime rezil olmaktan.

Ama bu defa ki çok güzel:)

(Şizofrenik bir biçimde yaa hadi nolur söyle denmesini beklemek...)




28 Haziran 2018 Perşembe

Yeni olmayan hobi: Ünlülere mektup yazma

Uzun bir süreden sonra selamlar,

Eskiden başlattığım bir hobim vardı: Ünlülere mektup yazmak. Bazen normal olmadığım hissine kapılsam da değişik işlerle uğraşmak (lüzumsuz işler) beni kesinlikle iyi hissettiriyor. Bu mektup yazma huyu yaklaşık 2 yıl önce ortaya çıktı. Bir gece kız kıza eğlenceden dönerken çakır keyf modu içerisinde ses kalınlaştırarak valumlu bir şekilde şarkı söyleme yarışına giriştik.O gece çok bayılmadığım ama nefret de etmediğim bir ünlü olan Deniz Seki'nin Korkmuyorummm korkmuyorumm diye şarkısını haykırırken aklıma, "bu kadın ceza evinde şuan napıyo acaba" diye bir düşünce düştü. Bir kaç gün sonra kendimi Deniz Seki'ye mektup yazarken buldum. 2 sayfayı geçkin mektubumu bitirdiğimde baya etkileyici bir şeyler çıkmıştı ortaya. Ahh keşke bir kopyasını alaydım okuyup okuyup vay be derdim. Neyse, mektubu yolladım, mektup içerisinde küçük de bir ricam olmuştu. Sonuç olarak hem mektubuma cevap aldım hem de ricam gerçekleşmişti.

Tabi bu beni gaza getirdi. 2. mektubumun şanslı kişisi Bedük oldu.

Geçen ev taşınırken aney aradı "çekmeceden Bedüke yazdığın mektup çıktı atayım mı" dedi, ben utançla karışık bir sesle ilahi ben at gitsin yeaaa dedim. Kıyamamış atmamış, çok güzel yazmışsın göndersene dedi. Sonra alıp mektubu okuduğumda sahiden bana da güzel geldi. Oysaki yazarken Deniz Seki'ye yazdığım mektup kadar etkileyici olmadığını düşünmüştüm.

Mektubu en kısa sürede buradan yayınlama kararı verdim şuan. Belki ismini google da aratırken Bedük'ün karşısına düşer:)
(Herkesi kendi gibi sanmak.)

Öptümmm

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Mis gibi yeni hobiler

Bilen bilir planladığım şeyleri çok da hayata geçirememe gibi bir durumum vardır. Gerçi son bir yıldır durum hiç de fena değil. Özellikle sene başında belirlediğim hedefleri incelediğimde bazı şeyleri pek de farkında olmadan gerçekleştirmişim.

Bu ara kitaplara güzel sardım ama dalga geçilmemesi adına rakam vermiycem:) 1 yılda okuduğum kitap sayısına çoktan ulaştım diye üstü kapalı yazayım.

Dikiş kursuna yazıldım 1500 TL bayıldım. bu konudaki yorumlarım şöyle: Kurs usta olmaya yeter mi? Kesinlikle hayır. Birincisi kurs genel olarak modelistlik ağırlıklıydı. Temel kalıpları ve model uygulamayı öğrettiler. Bunun dışında da 3-5 parça yamuk yumuk bir şeyler diktik. Kimisine göre kurs oldukça faydasız ve gereksizdi ama ben farklı düşünüyorum, kurs temel için yeterli gerisi öğrenciye kalmış. Ciddi anlamda vakit ayrılsa ortaya acayip güzel çalışmalar çıkar. Dikiş dikmekle el becerisi acayip gelişiyor. Kursun tek dezavantajı modele bu kadar vakit ayrılacağına kesinlikle dikişe ayrılmalıydı. Çünkü katılımcıların tek isteği dikiş öğrenmek. Zaten ortada zilyon tane kalıp var. Kalıp öğrenmek isteyen kim:( Hazır söz açılmışken kursun adını da yazalım "Atölye İzmir- Modelistlik" dediğim gibi faydası tartışılır, beklentiyi ona göre tutmak lazım. (Bu arada 3 kez hoca değişti) Dikiş namına şuan için yapabileceğim tek şey hunharca bir şeyler dikmeye çalışmak, kendini geliştirmenin tek yolu bu. Bu hobi iş kıvamına gelir mi, ahh keşke ama işte orası biraz zor be gülüm. (Oysaki bilinçaltımdaki en derin amacım kıyafet üretmek ve bu işten para kazanmak, içimi titreten bir hayal...)
letshine atelier ile ilgili görsel sonucu
Evimizin atölyesi Letshine Atelier'a devam ama heves ve uğraşı bir kaç tık düştü. Satış yapmak için ürün çıkartmak lazım, sipariş olmadan ürün çıkarınca elinde patlıyor, çıkarmasan bunun yerine model fotoları koyup sipariş üzerine üretim yapsam hem hayaller hayatlar olma riski var hem de birebir üretmediğin fotoları koymak pek hoş değil, güven azaltıyor. 3 -4 ucu boklu değnek, bi çare bulamıyoruz. Şimdilik durukoyuyor kısaca. Maalesef eski haz kalmadı, para kazanmadıkça motivasyon düştü.

Yeni bir hobi, bisiklet sevdasına kapıldık. Spor yapmayı günahım kadar sevmem o yüzden yapmaktan keyif aldığım bir spor bulduğumda resmen ona yapışıyorum. Bu ara Karşıyaka içi her yer bisiklet stayla. Gerçekten keyifli, pozitif enerjiyle doluyor insan.

Ahanda biricik bisikletim.


Tam bir yılannnn..















Yeni bir iş konusuna gelince işler hiç de iç açıcı değil. Şu son 3 yılda 9 firmayla görüşmüşümdür, ya ben gerizekalıyım ya da ortada saçma sapan gereksiz ve amatör bir sürü şirket dolu. Bunu tam olarak objektif olarak değerlendirmiş değilim henüz. Zaten benim amacım gerçekten yeni bir iş bulmak mı buna da emin değilim. Sabah 6.30 akşam 7.30 arası evde olamadığın ve kendine vakit ayıramadığın sürece bence hepsi aynı bok. bu duruma kökten çözüm bulmak lazım.

Durumlar bunlar. Haziranda kırılma noktası yaşanılacak bir gelişme dışında çok da bi action yok bu aralar.

5-6 aya yazarım herhal:)

7 Mart 2018 Çarşamba

Vizyon Sahibi Film İzleyecisi Bebe

Küçüklüğümüzde yaşadığımız bazı sahneler ne kadar gerçek ve net. En gereksiz bazı enstantaneler bile en ince ayrıntısına kadar akıllarda. Annemin beni ayağında sallayarak uyutmaya çalışması, benim o sırada tv izlemem, annemin durumu fark edip kızması ve bir gözüm açık çaktırmadan izlemeye devam etmem gibi..Ne travmatik ne de çok heyecanlı bir anı olmamasına rağmen bu anıyı böyle net hatırlıyor olmam ne kadar enteresan bir durum.

Çocuklukta yaşadığımız anılar bir yana izlediğimiz diziler, filmler, dinlediğimiz müzikler ve bizde uyandırdığı hisler de çok yoğun olmuştur ben de. Bu durumun yalnızca benim için geçerli olmadığına eminim. Çünkü sosyal medyada 90'lı yıllar paylaşımlarına duygulanan ve iç geçiren bir güruh mevcut.

Benim de 90' larda daha bebeyken izlediğim beynime kazınan ve çok etkilendiğim bir kaç film var.
Bu filmlerin ben de bıraktığı etki bir film izledim hayatım değişti minvalinde.
İşin enteresan tarafı bu filmlerden bazılarını acaba yine aynı etkiyi yaratacak mı diye yıllar sonra tekrar izlediğimde zevkimin hiç de değişmemiş olduğunu gördüm.

Bu filmlerden en ama en ama en favorim E.T
Herhalde bu filmi izlediğimde yaklaşık 4-5 yaşlarındaydım. Çok etkilenmiştim hatta ailemin sakladığı eski çizimlerime baktığımda her 5 resimden 3'ünün E.T olduğunu görüyorum. Diğer iki resim ise lunapark ve eniştemin keliydi. Şu görselde bile içim bir hoş oldu.

İkinci favorim Beter Böcek
Tim Burton hayranlığımın temelleri bu filme dayanıyor olabilir. Belki çocukken görülen kabuslar ve ölüm korkum da bu filmle hortladı. Analiz etmek lazım.

İlgili resim

Diğer bir etkilendiğim -ki bu filmi bir daha hiç izlemedim- Ölüm Kadına Yakışır.
Bu filmi hangi ortamda kimlerle izlediğimi bile çok net hatırlıyorum o derece.
Hatta bu yazı haftasonu tekrar bu filmi izlememe bir vesile olsun.
Ne sayko bir filmdi yareppim resmen algılarım açılmıştı. O zaman kavrayamamıştım ama kadınlara empoze edilen güzellik algılarıyla ilgili etkili bir ironik film olduğunu hatırlıyorum (şayet film gerçekten hatırladığım gibiyse:)-) Demekki instagram önce de hayat böyleymiş. Kesinlikle tekrar izlemeliyim.












Şimdi küçüklük aşkım dizilerden, çizgi filmlerden de bahsetmek farz oldu artık bunu da başka yazıya saklayalım.

by.

7 Şubat 2018 Çarşamba

Durmak Yok Girişimci Hayallere Devam

Kendini bu kadar tekrar eden tek ben miyim çok merak ediyorum. Devamlı aklıma yeni girişim fikirleri geliyor, sonra bir şey oluyor ya vazgeçiyorum ya çok uçuk geliyor ya da askıya alıyorum. Sonra aklıma oldukça genius bir fikir daha geliyor yine heyecanlanıyorum bi de bakmışım meğer ben bu fikri bi 2 yıl önce kadar zaten düşünmüşüm.

Beynim çok çalışıyo be günlük ama gereksiz konulara çalışıyor. Annem küçükken boşuna lakap takmadı bana "Gereksiz İşler Müdürü" diye. Ama ne yapacan ben de iş yerinde böyle şeylerle umutlanıp mutlu oluyorum işte. Yani yine kısaca "Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, işteyim." moduna giriyorum.

Bakalım son günlerde ne girişimlerde bulunmuşum (manyak gibi bunları unutmayayım diye notlarıma kaydediyor olmam da incelenmesi gereken bir durum)

En favori hayalim eski yıkık dökük taş ev almak:
Son 2 haftadır beynimi oldukça meşgul eden bir hayal oldu. Beynimde görsel şölen yaşatan bir girişim olduğu için mutlu oldum ve oldukça heyecanlandım.

sahibinden.com dan müstakil ev bakmaya başladım (>filtre fiyata göre sırala artan diyerek:))

Karşıma bir ev çıktı Aman Yareppi diyerek kafamda rustik, loft tarzı iç mimariler, kocaman boydan boya cam duvar ve açık hava sinemasına dönecek bir bahçe hayalini canlandırdım.
Gizlim saklım yok ahanda ev şu:














Aileme bu durumdan bahsettiğimde dalga geçme kahkahaları duyunca cesaretim kırıldı:(
Ama kafaya koydum gidip bakcam hem belki soğurum böylece.

Bugün bulduğum taze bir hayale geçelim: (gerçi 2-3 yıl önce başka varyasyonlarını bolca düşünmüştüm)

İmar gerektirmeyecek ama elektriği, suyu, yolu olan ormanlık içinde bir arazi bulmak. Hatta bu yer şöyle tepeden deniz de görebilirse off tadından yenmez. Peki ne yapılır bu araziyle, aklıma gelen camlı konteynerdan yapılmış pratik bir ev. Bu evler için imara da gerek duyulmuyor sanırsam hatta tarlalara bile yapılabiliyor betan zemin gerektirmediği için.

Hayalimdeki tam olarak şöyle bir şey:

 

Aslında konteynerdan çok uygun fiyatlara ev yapan bir kaç Türk firması var ama bu tarz yapabilecek var mı, pek de emin değilim:/

Diğer bir hayal -uzun dönem hayal- yat aşçılığı:

Bu hayali kocamdan özendim, kendisi bir süredir yat kaptanlığı sertifikası almayı planlıyor. Aslında amacı lüks yatlarda kaptanlık yapmak değil, daha gerçekleşme olabilitesi olan bir hayal: hafta sonları balıkçılık turları.
Hem risk alıp kendi işini bırakmamış olacak hem de güzel bir ek gelir elde edecek. Baktı işler tıkırında yürüyor turizm amaçlı kaptanlık niye olmasın?
Eğer iş o raddeye gelir de güzel para kazanmaya başlarsa ben de yamanacam yanına, aşçı olarak. Zaten yemek yapmaya bayılıyorum çok beceremesem de.

Yalnızca 3000 euro farkla kaptanın yanına aşçısını da ister misiniz? 

Diğer bir girişim hayalim aneyle bir iş kurmak.

Kendisi emekli oluyor yazın, yalvardım adete gözünü seveyim bir şeyler düşün de hayata geçirelim. Şimdilik nikah hediyelikleri imalatı yapıcaz, çünkü hayal gücümüz anca buna yetti:( Aslında karlı bir iş ve zevkli ama fırsat kovalayan Türk milletinde bunu yapan çok.

Bunlar dışında en çok gerçekleştirmeye yaklaştığım Allah'ın emri girişimim Letshine Atelier - bu aralar çok da aktif olmasa da- çalışmalarına devam ediyor.

İşte bebeklerimden bazıları:

 

 








Linkini de şöyle bırakıp reklamımı da yapayım.

https://www.instagram.com/letshine_atelier/

Daha nice girişim hayallerinde görüşürüz şekerim.

Muckk