27 Mayıs 2016 Cuma

Bunalım Hayatlarımız












Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız. Hepimiz heba oluyoruz...Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık. Bizim savaşımız ruhani savaş... Ve bunalımımız kendi hayatlarımız...

Chuck Palahniuk

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Yine Bir İngiliççe Vakası

Mühendis olmak güzel ama İngiliççe:( İngilizce her zaman korkulu rüyam olmuştur. Liseden itibaren hiç bir zaman akıcı olarak İngilizce konuşamadım. Hatta akıcı konuşmayı bırak bundan yaklaşık 3 sene öncesine kadar yabancı biriyle tek bir İngilizce diyaloğa girmişliğim bile yoktur. Eski işyerinde İngilizce konuşulması gereken bir ortamda bulunup konuşamadığımda bu bende travma etkisi yaratmıştı ve kursa yazılmama vesile olmuştu.

Yaklaşık 2 ay kursa gittim, konuşma ağırlıklıydı, hocalarım yabancıydı. Üzerimdeki çekingenliği bir nebze atıp iletişim kurmaya başladım, İngilizceyi geliştirmek için egzersizler öğrendim.

Ama hala B aynı B idi. Çünkü 2 ay boyunca üzerine düştüm devamını getiremedim. Yine aynı disiplinsiz B. Bir tek üniversite sınavına hazırlanırken disiplini sağlayabilen B. Buna hala şaşkınım zaten.

Gel zaman git zaman iş değiştirdim, yeni işimde yılda 2 kez anca İngilizce konuşmak zorunda kaldım, dolayısıyla başladığım yere geri döndüm. Return.

Bundan yaklaşık 2 ay önce bir firma aradı -şimdiki şirketime göre çok daha kurumsal bir şirket- görüşmek isteriz dediler, hayhay dedim. Mülakat süperdi ta ki Let's speak English'e kadar. Orda ık mık lar tarzancalar havada uçuşmaya başladı, tam konuşacağım beni bir gülme tutuyor. Kısaca sıçtım. Aradığımız özelliklere çok yakınsınız verimli bir görüşmeydi dediler, ardından İngilizce sınavına beklerizi yapıştırdılar.

Pozisyon tam olarak şöyle: Müşteri şikayetlerini analiz edip çözülmesini sağlayacaksın, devamlı müşteriyle irtibat haline olacaksın, müşteri ziyaretlerine gideceksin, buraya kadar güzel. Ama müşterilerin yabancı:( Yani pozisyonun olmazsa olmazı "İletişim Becerisi" o da İngiliççe:( Buyurdukları sınava girerek aldığım puanla İngilizceme tüy diktim, mülakattaki sıçmığımı bir güzel sıvadım.

3. haftaya girmiş bulunuyorum ve tabi ki de arayan soran yok.

Omuzlarımdan tutup sarsıldım resmen, ayağını denk al yoksa bu bok gibi şirkette çalışmaya mahkumsun dedi hayat bana. Bir güncelleme geldi ve tam olarak 1 haftadır her gün İngilizce çalışmaktayım.

Neler yapıyorum:

1- İlk olarak Dualingo diye bir program indirdim. Basit düzey ama idare eder.
2- TED konferansları uygulamasını indirdim. Her gün 1 İngilizce videoyu İngilizce alt yazılı olarak izliyorum. Videolar yaklaşık 15-20 dk. bu sayede sıkılmıyorsunuz, video içerikleri zaten ayrı bir güzel ufuk açıcı, gaza getirici. Anladıkça daha bir seviniyorsunuz, özgüven aşılıyorsunuz.
Video izlerken bilmediğim birkaç kelimeyi not ediyorum. Bu kelimeleri ertesi gün defterime kaydedip İngilizce anlamlarını yazıyorum ve cümle içerisinde kullanıyorum. 21 kelime ezberledim şimdiye kadar.
3- Bugün başlayacağım bir diğer egzersiz konuşma pratiği. Bunun için howdoyou.do diye bir site buldum. Bu site bizim gibi İngilizce konuşma pratiğini geliştirmek isteyen insanların toplandığı bir sohbet platformu. Her ülkeden üye var, İster yüz yüze konuşuyorsunuz ister mesajlaşıyorsunuz. Çok abaza olduğunu tahmin ediyorum ama deneyeceğim.

Edit: wordtest.com diye bir site keşfettim, kilit açarak ilerlenen oyun tadında bir test sitesi, şiddetle tavsiye edilir.

Her gün bir yeni fikre bu defa İngilizce'yi ekledim, bu defa ki lüzumsuz olmadı, devamının geleceğine inanıyorum.

Öptüm.