25 Ağustos 2015 Salı

Hayat bana "Şaka Yaptım" dedi



Selamlar,

Çok enerjik bir B. var şu an karşınızda.

Dün pazartesi sendromu içerisinde kıvranırken bir haber ile karşılaştım.


ŞOK HABER!

ÖRTÜLÜ AF GELİYOR.

İlk olarak bu şok haberin "Cem Uzan'a Hapis Şok'u" tadında dandik bir haber olduğundan şüphe etsem de heyecanlanmadan duramadım.

Haberi açtığımda heyecanımın çok yerinde olduğunu anladım.

Aynen şöyle:

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı yönetmelik değişikliği ile hükümlülerin kapalı cezaevinden açık ceza evine geçiş süresi yarı yarıya indirildi. Yönetmeliğin önceki halinde cezalarının 5’te 1’ini iyi halli olarak çeken hükümlülerin açık cezaevine geçişi öngörülürken değişiklikle bu oran 10’da 1 olarak düzenlendi. Açık ceza evinde 6 ay kalan hükümlülerin şartlı tahliye tarihine 1 yıl kala erken tahliye olabileceklerine ilişkin 2012’de yürürlüğe giren “örtülü af” düzenlemesi ile birlikte değerlendirildiğinde örtülü aftaki ceza indirimleri artmış oldu.

C'mooooonnnnnnnnnnnnnnnnn!!!!

Son zamanlarda aldığım en iyi haber. Bu habere göre erkek arkadaşımın kapalı ceza süresi 4 ay önce sona ermiş oldu. Aralıkta çıkması gereken Açık ceza evine şimdi çıkacak.

Hemen ceza evini aradım, çalışmaların hafta sonunda başladığını, dosyaların incelendiğini ve sevklerin bile başladığını söylediler.

İnanamıyorum Allah'ım nasıl bir hediyedir bu. Bir gün öncesinde ceza evinin çevresinde dolanıp avludan gelen sesleri dinleyip ağlarken, ertesi gün böyle bir haberle havalara sıçradığımı görüyorum.

İşte hayat...

C'est La Vie

21 Ağustos 2015 Cuma

Korkuyorum...Düzelecek mi her şey?

Bir iç çeksem dağlar yıkılacak.

Çok sıkıldım be ciddi anlamda sıkıldım. Dönem dönem oluyorum böyle. Bazen etrafımdaki güç kalkanı birden yıkılıp savunmasız bırakıyor beni. Böyle dönemlerde yazmasam çıldırırım herhalde. Bu bulantı beni bir şeyler yapmaya itiyor nedensizce. Keşke ifade yeteneğim güçlü olsa, akıverse duygularım ama yapamıyorum. Sadece amaçsızca karalıyorum bir şeyler işte.

Hissettiğim tam anlamıyla koca bir boşluk. Beklemekten, ne olacak diye düşünmekten, kendimi tekrar etmekten çok sıkıldım.

Keşke işte olmak zorunda olmasam kalkıp gitsem yanına, şuan onu görmeye camın arkasından da olsa onunla konuşmaya o kadar çok ihtiyacım var ki...Eminim çok sevinirdi beni gördüğünde. Bugün kimsesi olmayacak yanında, ne kadar da yalnız hissedecek bir kez daha.

Her şeyi unutmaya başladı. Beyninin ona oynadığı bir oyun, belki de yaşadığı travmadan korunma amaçlı bilinçsizce yapılan bir eylem bilmiyorum ama önemli önemsiz her şeyi unutuyor. Ruh ve fiziksel sağlığından o kadar endişeliyim ki... Çıktığında eskisi gibi olabilecek mi, gülebilecek mi yine, eğlenebilecek mi?

İşte böyle boktan bir ülkedeyiz. Bir genç nasıl kaybedilir, nasıl harcanır onu görüyoruz. Ülkede insana verilen değer zaten ortada. Her gün karşılaştığımız iş kazaları, terör... buna bir örnek değil mi zaten? Gelişmiş ülkelerde, yaptığın kavganın sonucunda ortaya çıkan basit yaralamanın cezası senin öfke problemini yenmeni sağlayacak tedavilerin zorunlu kılınmasıdır ya da seni sosyal sorumluluk projelerinde görevli olarak çalıştırırlar ki kişi topluma kazandırılsın. Peki bizim gibi bir türlü gelişemeyen ülkeler ne yapıyor? Bir sinir anında ben de dahil hemen hemen herkesin yapabileceği hatalara karşılık kişide travma etkisi yaratacak bir ceza olan hapis cezası vererek yeni suç makineleri yaratıyor. Bir araştırmaya göre hapis yatan mahkumların %80'ini daha önce de hapse girmiş kişiler. Buradan da hapis cezasının ne kadar caydırıcılığı olduğunu görmüş bulunuyoruz.

Erkek arkadaşımla son görüşmemde bana dediği laf şu "Burada benim dışımda ilk kez hapis cezası almış başka kişi yok, benim dışımdaki herkes birer suç makinesi. Dışarı çıktığımda içeride kurduğum bütün dostlukları unutmak istiyorum, korkuyorum... Buradan çıkan bir kişinin suç işlemesi o kadar basit ve doğal ki...Böyle bir kişiye dönüşmekten korkuyorum. İçimde büyüyen kinden, nefretten ve bana yaptırabileceklerinden korkuyorum... "

Fikir sizin? Kişinin böyle bir travmayı atlatması sizce ne kadar kolay?

Şimdi ön yargılarınızı yavaşça elinizden bırakın ve biraz olsun empati yapın bakalım bana hak verecek misiniz?


13 Ağustos 2015 Perşembe

Çalışma Mahkumiyeti



Çok sinirliyim çok.

Daha önce de yazmıştım bambaşka bir iş hayal ederken (http://selambenb.blogspot.com.tr/2014/07/hayalimdeki-is-hayat.html) çalıştığım iş yeri resmen benim düşünceme muhalif bir şekilde kararlar alarak motivasyon düşürme çalışmaları yapıyor.

Yıl olmuş 2015 bizim iş yerinde "odanızda çay var çay içmeye kamelyaya çıkıp durmayın" yasağı geldi. Bence işi garantiye alalım sabah 8'de fabrika müdürümüz bizi odaya kilitlesin, akşam 18:00'de serbest bıraksın.


Bu nasıl bir memuriyet kafasıdır yahu, kaldı mı böyle yönetim anlayışına sahip başka bir yer?

Bir firma tanıyorum sabah açık büfe kahvaltı ortamı yaratıp akşamüstü 17:00'de meyve ikram eden. Onun dışında aynı firma bu saatlerde kek, pasta türü şeylerle çay partisi düzenleniyor.

Başka bir firma tanıyorum, insanlar sabahtan işe istedikleri saatte gelebiliyorlar balığa çıktıkları için. Kimse onlara 2-3 saatin lafını yapmıyor çünkü o insanlar bazen işlerini bitirebilmek adına daha geç saatlerde çıkabiliyorlar. Çünkü esnek çalışma saati diye bir şey var ve herkes sorumluluklarının farkında. Kimse mesaiye kal dendiği için kalmıyor sadece işini bitirebilmek adına geç çıkıyor. Dolayısıyla işleri yoğun olmadığında da geç gelmek onlar için son derece normal. Çünkü o firmalar için çalışan motivasyonu en değerli şey ve değer üreten beyaz yakanın, saatte belli adet üretmesi gereken üretim operatörüymüş mantığıyla çalışması saçma.

Bazen kendimi yarı açık ceza evinde hissediyorum. Resmen küçük Türkiye, ülkenin minyatür modeli.

Belki ekonomi ve bizim gibi çalışanlar için çok büyük bir beddua ama böyle gelişmemiş firmaların piyasadan silinmesini istiyorum, tüm kalbimle...

Bu da ahım olsun. Bir daha Türk kaynaklı firmada çalışırsam kıçımdan şırıngayla kan çeksinler emi.