30 Eylül 2014 Salı

Müziğin Bünyeme Etkisi


Daha önce de bahsetmiştim azcık duygusal insanım doğal olarak müziğin bana etkisinin hat safhaya ulaştığı noktalar olabiliyor. Olabiliyor diyorum çünkü bu etki moduma göre değişkenlik gösteriyor, gün geliyor çalan müzik içimi titretiyor, bazen etlerimi yolasım geliyor; gün geliyor üfff kapatın şunu sükunet istiyorummm diye bağırabiliyorum.

Müzikle ilgili değişik bi duygu değişimi yaşadım geçenlerde. Özel dönemimdi belki ondandır diye düşünüyorum ya da umuyorum:) Çünkü bazen bu duygusallık beni korkutuyor.

İşten geldim yorgun argın bir şeyler hazırladım, yemek yiyorum tek başıma. Tek başıma yemek yemeği sevmem bu sebeple olsa gerek ya radyo ya tv açık olur maksat evde ses olsun. Yine her zamanki gibi Joy FM dinliyorum. Jason Mraz'dan I'm Yours şarkısı çalmaya başladı. Hastası olmamakla beraber sevdiğim bir şarkı ama belki 1 yıldır denk gelip de dinlememişimdir. Neyse şarkı çalmaya bir başladı bildiğin için için ağlamaya başladım, belki küçük bir anıyı çağrıştırdı belki geçen yılı bilmiyorum ama nasıl içten ağladığımı anlatamam. Anlatamadığım gibi bir sebep de gösteremiyorum.

Bir de genç ergen gibi Rammstein dinleyip dinleyip evde gaza gelişlerim var o ayrı bi mesele. Dinleyip birden bende son otobüse yetişme isteği yaratan ve bu amaçla yokuş aşağı koşturmamı sağlayan yine Rammsteindır. Teşekkürler Rammstein, Prodigy gibi gaz veren gruplar... Benim gibi uyuz insana bu denli enerji aşıladığınız için sağolun varolun.






Yeri gelmişken bu aralar sıkça dinlediğim bir kaç favori müziğimi paylaşayım madem, yazım boşa gitmesin.

Kadebostany-Walking with a ghost (Aralıkta İstanbul'a geliyiler.)



Redd- Don Kişot



Redd- Prensesin Uykusuyum (Redd'e kıyak geçtim.)


Blue Foundation- Bonfires



Yoav- Beautiful Lie



Yoav- Club Thing (Kemikli yüzüne kurban..)



Beck- Everbody's Gotta Learn Sometimes



Beirut- Postcards from Italy (sıcacık şarkı)



Depeche Mode- Heaven



Chemical Brothers- Salmon Dance



Jay Jay Johanson-She Doesn't Live Here Anymore



Jay Jay Johanson- She's mine but i'm not hers.



Koop- Koop Island (gözümü kapatır kulaklığı takarım kendimi tatilde hayal ederim.)



Teoman- Gündüz Düşleri



Hurts- Wonderful Life



David Bowie- I'm Deranged (Lost Highway in başlangıç müziği kendisi)



Bu liste uzayıp gider...
İyi dinlemeler.


24 Eylül 2014 Çarşamba

Tatil Anıları ve Depresyon



Bugün tatil dönüşü işe başlamış bulunmaktayım ve şuan itibarıyla kendimi ruh hastası olmuş gibi hissediyorum.

Çok zor da olsa aylardır iple çektiğim tatilimi gerçekleştirdim.
Zor oldu diyorum çünkü başıma bi ton iş geldi. İlk olarak işyerinden izin alamadım, bürokratik sebeplerden. Şeker müdürüm olayı çözse de çektiğim stresi bir ben bilirim.
Buraya kadar her şey güzel hoş, üzerine pazar günü havaalanına gittiğimde check-in işlemini kaçırdığımı öğrenince başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Uçak saatleri uymadığı için otogara doğru yola koyuldum bir yandan da çocuk gibi ağlayarak. Otogarda da bilet bulmak ayrı bir cehennem azabıydı sonunda onu da hallettik.
Üzerine 20 TL daha verip 7 saat daha fazla yol gitmek nasıl koyuyormuş insana anlatamam. Yolda tek düşündüğüm şey aylardır iple çektiğim tatilim bok gibi başlamıştı. Bunun tek bi açıklaması olabilirdi, no pain no gain.

Neyseki tatilim umduğumdan da muhteşem geçti. Yeri geldi yağmur yedik, yeri geldi gezmekten ayaklarımız, raftingde kürek çekmekten kollarımız koptu, donduk, üşüdük ama muhteşem vakit geçirdik. hayatımın en iyi tatiliydi diyorum, bu kadar da büyük konuşuyorum. Bi daha o ortamı yakalamak zor olur herhalde.

Pazar günü koşuşturma ve düğün ile geçti gitti.

Pazartesi Antalya Laradaki plajların birinde sakin bir gün geçirerek bol bol deniz kıyısındaki çardaklarda yayılarak dinlendik.



Pazartesi gecesi Kaleiçinde Tudors'a gittik canlı müzik Canbaz diye bir grup vardı biraz değişikti. Değişik derken Yalanı görür Allahhh şarkısından sonra bi baktık Du hast çaldılar, kavram karmaşası:D

İyi bir gruba benziyor; yapacakları, repertuarı çok başka olacak iken diğer gruplar gibi piyasa müzik yapmaya mecbur kalmışlar sadece.



Salı günü tatilin en hit aktivitesini seçtiğim Köprülü Kanyonda Rafting qeyfiXD vardı.



Raftingi bu kadar keyifli kılan botumuzdaki ekibin eğlenceli ve kaptanımızın manyak olmasıydı. Adam en son İranlıların bulunduğu bota O.rospu çocuğu ben o.rospu çocuklarını hiç sevmem diye bağırıyordu, öyle bi manyak. Fun Rafting'ten mavi gözlü, esmer, tombiş abi denk gelirseniz selam iletin benden:)

Salı akşamına yarı ölmüş halde olduğumuzdan bi aktivite yapamadık malesef.

Çarşamba Olympos vakti.

Bu yaşıma kadar gidip de görmediğim için resmen utandım. o neydi öyle ya. burası nasıl bir yer.
Siz değin şansızlık ben diyeyim şans deli gibi yağmura tutulduk o gün. O yağmurda sıcacık denizinde ısındık. Gecesinde Eski Yeni de ateş başında Jehat Hekimoğlu'nun tatlı müziğini dinledik. Başka bir dünyaydı.



Ertesi gün güneş açtı Olymposu güneşli de görmüş olduk gitmeden. Bol bol keşfettik ormanlarını ağaçlara tırmandık.



Perşembe günü Kaş vakti.

Akşamüstü 5 gibi Kaş'a geçtik. Güzel tertemiz bir apart ayarladık hem de baya uygun bir fiyata. Çok ilgili bir yer, gezilecek yerler konusunda da çok yardımcı oldular. Hatta bavullarımız ağır diye garaja kadar getirip götürdüler bizi. Çok tatlı insanlardı.

http://www.kasalibaba.com/transfer.htm

Akşamına güzel bir sürpriz doğumgünü partisi düzenledi dostlarım. Sonrasında Echo diye bir bara gittik süper bir elektronik müzik keyfi yaşadık. İzmir'in gece hayatının ne kadar da boktan olduğuna bir kez daha üzüldüm, lanet ettim resmen.



Ertesi gece Dejavu ve Hijazz a gittik yine harika müzik yine harika atmosfer.

Hijazz



Dejavu



Gündüz ise ilk Kekova turuna katıldık. Bermuda turu seçtik tavsiye üzerine. Yemekler, ilgi on numaraydı.



Ertesi gün Limanağzı beachlerinden Bilal Beach'i tercih ettik ve son günümüzü Kaputaş Plajı ile kapattık.

Bilal Beach



Kaputaş Plajı



Ve son gecemizi rakı-balık-fasıl üçlüsüyle bitirdik.
Tatilimiz adam başı 700 TLye mal oldu bence good fiyat:)

Nereid Meyhanesi

11 Eylül 2014 Perşembe

Eylülde Yaz Tatili Stayla


Ne yazı ne tatili diye düşündüğüne eminim sayın okuyucu. Ama ben birkaç yıldır eylülde tatile çıkmayı huy edindim.

İlk yıl spontane gelişen bir planla 12 Eylülde çıkmıştım tatile. Fethiyeye gitmiştim. Nasıl güzeldi anlatamam. Hava yine sıcak ama o bunaltıcı sıcaklardan değil, hafif kırılmış oluyor. Her yer ucuz, o saçma salak insan kalabalığından arınmış ama bomboş da değil. Bi ara dolmuşa bindik dolmuştaki tek Türk ben, arkadaşım ve şöför idi.

İçim içime sığmıyor bugün pazartesi ve ben enerji doluyum. Burada ben ve pazartesinden söz ediyoruz, beni tanısanız hayret etmeniz hat safhaya ulaşırdı. Bu enerjikliğin tek sebebi pazar günü Antalya'ya gidiyor olmam, kafamda deli planlar işyerinde gogıl görsellere bakıp salak salak gülümsememe neden oluyor bu durum. 2-3 aydır benim motivasyon kaynağımdı bu tatil, dönüşünde beni depresyon bekliyor eminim:(

Tatil planlarım:

Pazartesi gece Antalyaya geri dönmelik Olimpos gezisi




Salı Antalya çevresi gezilecek rafting turuna katılınacak


Salı gecesi Kaleiçinde kopkop




Çarşamba sabahtan ver elini Kaş







Paylaştığım fotoların herbirinde bulunmam dileğiyle, hoşçakalın cicişler:)

4 Eylül 2014 Perşembe

Bugün Bir Çılgınlık Yaptım


Hellö canlar,

Daha öncede iş hayatımın ne kadar sıkıcı ne kadar monoton olduğundan bahsetmiştim.
Yine bugün bunları düşünüyordum ki canım biraz eğlenmek istedi.

Aynen şunu yaptım. Her daim güncel hazır ve nazır olan CV mi aldım, orjinalini bozmadan yanlarına esasında ne demek istediğimi açıkladım.

Dürüst olalım hepimiz CV lerimizde 1'i 5 yapmış gibi gösteriyoruz, ben açıklamalara tamamen gerçek ifadeleri kullandım, ortaya eğlenceli bir şey çıktı. Mesela şöyle:

Kariyer Hedefim:
Lisans eğitimimin bana kazandırmış olduğu bilgi, birikim ve tecrübeyi en etkin şekilde kullanabileceğim, gelişime açık, dinamik, eğitime önem veren, bunu destekleyen bir firmada kendimi ifade edebileceğim, Endüstri Mühendisliği bakış açısını yansıtabileceğim bir pozisyonda çalışmak öncelikli hedefimdir.
Aslında Olan:
Zevk alacağım, çalışırken çok eğlenip zaman kavramını yitireceğim, hep seyahatlere gidebileceğim, esnek çalışma saatleri olan ve ayda 20.000 TL civarı para kazanacağım bir işte çalışmak.

Kişilik özellikleri:
Aktif, takım çalışmasına yatkın, çözüm odaklı ve stratejik bakış açısına sahip ve yaratıcı yapımın çalışacağım şirkete büyük değerler katacağına inanıyorum.
Aslında Olan
Biraz utangacım, bazen kendimin bile şaşırdığı bir özgüven geliyor üzerime bazen pısırığın tekiyim. Topluluk içinde ilk girdiğim ortamlarda zor iletişim kurarım, hemen adapte olamam. Ama alışınca ilişkilerim çok iyi olur. Genelde insanlar beni sever, eğlenceli bulurlar, ben de onları severim. Bir de inanılmaz derecede kendimi eleştirme huyum var, bu beni çok rahatsız eder, yenmeye çalışıyorum.
Araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi çok severim, bir bilgi edindiğimde kendimi mutlu hissederim. O bilgi gereksiz olsa bile.
Tembelim ama avantaja çevirmeyi iyi bilirim. İşin kolayını bulma konusunda tembellik çok işe yarayabiliyor.

Şimdi geriye son bir adım kaldı. Bu CV'yi çalışmamın hayal olduğu çok iyi olan firmalardan birine yollayacağım, bakalım bir geri bildirim alacak mıyım, yoksa CV'im kaale alınmadan çöp kutusunu mu boylayacak.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Yönetmen de Benim Oyuncu da


Niye Bu Kadar Düşünüyorum

Kafam hep dolu gereksiz ayrıntılarla. Mesela geçmişten gelen bir gülüş karşılığında benim utangaç gülüşüm, her şeyin birden ağır çekim şeklinde ilerlemesi, o an hissettirdikleri, gözlerimin parlaması, onun gözlerinin parlaması, bizi gören birinin birbirimize o anki hislerimizin ne olduğunu çok net anlaması ve onun şaşkın bakışı, her ayrıntısıyla aklımda. Olayın aslı böyle olmayabilir.Ama ben yönetmen edasıyla sahneleri yeniden yeniden çekiyorum. İstesem bir şey hissetmediğim insanlara tutkuyla bağlanabilirim, geçmişi düşünmem yeterli. Melankoliyi seviyorum, geçmişe özlem duymak göbek adım. Geçmişe bu denli takılı kalmak iyi mi orası tartışılır.

Duyguları yoğun yaşıyorum sanırım. Birisinden ayrılması çok zor benim için. Sadece birisi değil, bir şehirden bir mekandan, bir mevsimden, bir yaştan...

Burada unutulamayan bir sevgiliden bahsetmiyorum. Benim olayım bambaşka. Bahsetmek istediğim, geçmişte olan sıradan olayları düşünüp hüzünlenmem. Üniversite yıllarım, eskiden dinlediğim şarkılar, yasemin kokusu, çocukluğum, eski iş yerim, sevgilimle tanıştığım ilk an gibi küçük ayrıntılar beni hüzünlendirmek için yeterli.

Genel olarak yorucu bir özellik ama seviyorum, ayrıntıları düşünmek zihnimi canlı tutup bir şeyi kolay kolay unutmamamı sağlıyor. Neyseki gelecekle ilgili de manyak hayallerim var da birbirini nötrlüyor:)

Düz mantık bakarsak anı yaşayabiliyorum.

10x(-zaman)+bugün+10x(+zaman)=bugün YAŞASIN:))