31 Aralık 2014 Çarşamba

Yılbaşı Sorunsalı



Kutlasan bi dert kutlamasan ayrı dert. İşte böyle bir gün yılbaşı günü. İçinde değişik bir heyecan ama nasıl bir plan yapılacak, nereye gidilecek, çok para gider mi, eğlenir miyiz? Kafamda deli sorular...

Gönlüm ev takılmasından yana ama sıkıcı olmasından korkuyorum. Enerji düştü mü toparlanması zor, normal bir günden farkı kalmayabiliyor. İşin kötü tarafı çok eğlenmeliyiz diye kendimi şartlandırıyorum daha bok gibi geçiyor.

Evde kutlama yapmanın altın kuralı eğlenceli bir oyun bulmak.

İyice bu düşünceyi irdeledikten sonra, daha önce başka bir versiyonunu oynadığım şu oyun tam yılbaşılık olur diye düşündüm.

Oyunun ismi Abdi. Bu oyunu oynamak için shot yapılacak içkiye, shot bardaklarına, eğlenceli arkadaşlara ve iskambil kağıtlarına ihtiyaç var.


Oyuncular sırayla iyice karıştırılmış iskambil kağıtlarından çekiyorlar. Her kartın bir anlamı var. Şöyle:

As: Bu kağıdı çeken bir kelime söyleyerek cümle başlatır. Sırayla herkes bu kelimeye yeni bir sözcük ekler. Herkes kendinden önceki söylenen sözcükleri sırasıyla tekrar etmek zorundadır. Sözcükleri hatırlamayan ve/veya sırasını karıştıran shot içme cezasına(!) çarptırılır.

K: İlk 3 Kral pastır. Yani bu kağıt çekildiğinde kimse shot içmez. 4. papaz çekildiğinde kartı çeken şanslı kişi masadaki tüm shotları içmek zorundadır.

Q: Soruna cevap veriyorum kartı. Bu kartta lades mantığı var. Bu kart seçildikten sonra oyun devam ederken ansızın bir oyuncu diğerine soru sorduğunda, cevap verecek oyuncunun “soruna cevap veriyorum” dedikten sonra soruyu cevaplaması gerekmektedir. Bunu yapmayan oyuncu shot yapar.
J : Grup kelime oyunu kartı. Bu kart çekildiğinde gruplanabilir bir kelime söylenmelidir. Örnek olarak grup kız adları. Diğer oyuncular sırasıyla kız isimleri söylerler. Takılan ya da daha önce söyleneni söyleyen shot içmeye mahkumdur.

10: Kural belirleme. Bu kart çekildiğinde oyuncu istediği bir kural uydurur. Mesela shot içerken sağ kulak memesi tutulacak gibi. Bundan sonra oyun devam eder ama bu kural ile beraber, bir oyuncu bu kuralı bozarsa o oyuncu shot yapar ve kural geçerliliğini kaybeder. Eğer bir kural bozulmadan ikinci 10 çekilirse, oyun iki kuralı birden içererek devam eder.

9: Doğru /Yanlış oyunu. Bu kartı çeken oyuncu kendiyle ilgili herhangi bir şey söyler, diğer oyuncularda bu söylenenin doğru mu yanlış mı olduğunu tahmin ederler. Yanlış tahminde bulunanlar shot yapar.

8: Parmak masaya. Bu kart seçildiğinde herkes parmağını masaya koyar, en son koyan shot yapar.

7: Ben hiç.... Sevgililerin bulunduğu ortamda son derece tehlikeli olabilecek bir oyun:) Kartı çeken oyuncu “Ben hiç …. yapmadım” cinsinden bir cümle söyler ve bunu yapanlar shot yapar.

6: Kızlar. Oyundaki kızlar shot yapar.

5: Erkekler. Oyundaki erkekler shot yapar.

4: Herkes. Oyundaki herkes shot yapar.

3: İstediğine içir. Bu kartı seçen oyuncu istediği herhangi bir oyuncuya shot yaptırır.

2: Kendin iç. Bu kartı çeken oyuncu kendisi shot yapar.

kaynak: https://birben.wordpress.com/

Herkese iyi eğlenceler.
2015'te mutluluğun paçalarınızdan akmasını temenni ediyorum:)

16 Aralık 2014 Salı

İstanbul Ardından...

Selam süper egolar

Geçtiğimiz bir zamanda size gezi planlarımdan bahsetmiştim. Ahanda bu yazıda     http://www.selambenb.blogspot.com.tr/2014/12/spontan-islerin-adamym.html

Şimdi zaman anılarımı anlatma zamanıdır. Taze taze sıcak sıcak...

12 Aralık cuma günü öğlen saatlerinde İstanbul'a varmış bulunduk. Havalananında bizi kötü bir hava karşılamış olsa da eşyaları otele bırakıp attık kendimizi İstiklal Caddesine.

İlk mekan Topshoptu. Malum biz eziğiz bizim buralarda Topshop bulunmuyor. Neyse mağazaya girdik tam çıkıyorken arkadaş heyecanlı bak bak kim var orada diyor. Kadebostany Amina kıyafet bakıyor kendine. Heyecanlandık ve utandık konuşamadım. Bi yandan da mal gibi bakıyoz kıza kız da bize bakıyor. Çıkıverdik oradan. Çıkınca hemen sarıldım telefona arkadaşı aradım. Bilet sorsaydın ya bana ve gaz verme cümlelerinden sonra telefonu kapattım, gazımı almıştım artık hazırdım.

Topshop'a geri döndüğümüzde tabiki de kızdan eser kalmamıştı. İstiklalde sapık gibi arayan gözlerle ilerlemeye başladık. Mangoyu görünce aha kesin burdadır dedim ve daldım içeri. Hedef tam karşımda duruyordu, utanarak gittim ilkokul İngilizcesiyle başladım konuşmaya.

O kadar sıcakkanlı enerjisi yüksek bir hatundu ki, mütevazılığına ve tavrına hayran kaldım. Fotoğraf çekilmek istediğimde hemen karizmatik başkan Kadebostan'ı da çağırdı yanına, kısa bir muhabbetten sonra hoş bir anı ve fotoğraf elde etmiş oldum.

Cuma gecesi planı tabiki de yılların özlenen mekanı Machine Club'tı. Oraya gitmeden önce Küçük Beyoğlunda Hönönö isimli shotlarımızı çaktık. İçiş felsefesi çok eğlenceli. Garson altı kalın bardağı çaatttt die masaya vuruyor, shot köpürüyor ve 1 yudumda içiyorsun.



Oradan Machine Club'a geçtik gayet ölü bir saatte. Enerjimiz yetmedi ve oranın en eğlenceli saatlerine kalamadık.

Ertesi gün nihayet büyük gün geldi çattı. Bok var gibi konser 10'da diye o saatlerde gittik oraya. Tıklım tıkış ve iğrenç bir atmosferde konseri izleyemeden geceyi sonlandırdık. Sahneyi bir 10 sn civarı görebilmişimdir neredeyse. Ama yine de nolursa olsun, bu harika konsere gittiğim için çok mutluyum. Bi daha olsa bi daha gitmem ama İnş İzmire de gelirler diye dua ederim.

Konserden bir sahneyle yazımı bitiriyorum. Hoşçakalın cicişler.




9 Aralık 2014 Salı

Kafayı Yogayla Bozmak



Bu aralar Yoga ile haşır neşirim. Hevesim geçmeden -ki biliyorum bu sevda 1-2 aya son bulur:)- hazır coşmuşken bu konuyla ilgili bir şeyler karalamak gerek.

Yaklaşık 5 yıldır yoga yapan yeni eğitmen sayılan bir hatundan Yoga dersi almaya başladım. İlk ders bi değişik geldi. Yoganın hiç tahmin etmediğim bir şey olduğunu gördüm. Hem bedensel hem zihinsel farkındalık yaratma amaçlı bir değişik şey Yoga. Spor değil, din ibadet hiç değil...

Zayıflamaya etkisi var mı bilemem ama duruş şeklinde ve yürüyüşteki düzelmeler 1 ayda bile kendini belli ediyor. Bir de jöle kıvamındaki popom sertleşti elleyip duruyom sapık gibi:)
Masa başı çalışan insanlara acayip faydalı. Yogaya başladığımdan beri vücudun masaj yapılmış etkisinde, kaslarım o kadar rahatlıyor ki, esnersin gerinirsin ya onun 1-1.5 saat süren şekli Yoga.

Basit ve yavaş geçen Yoga dersleri 2-3 hafta sonra bir hızlandı ve zorlaştı, işte esas o zaman zevkini yaşamaya başladım.

İnsan hayatta yapamam dediği zor hareketleri yapmaya başlayınca nasıl gaza gelip hevesleniyor, anlatamam. Evde bile çocuk gibi paso baş aşağı duruyom, görenler deli herhalde diyor.

Yoga genellikle zihinsel dinginlik yarattığı, sakinleştirdiği için sevilse de benim olayım çok farklı. Ben tamamen ekstrem hareketlere takmış bulunuyorum. Banane dikkat çalışmasından, ruhu dinlendiren meditasyondan. Onlar benim dinlenik zati, pamuk gibi insanım.

Şimdiki amacım 1 ay sonra şu hareketi yapıyor olmak:)



Velhasıl bundan sonra Yoga benim için candır!



3 Aralık 2014 Çarşamba

Spontan işlerin Adamıyım






Bayadır yazmamışım içim acıdı, işlerim mi yoğunlaştı ne?

Kadebostany diye tatlı mı tatlı bir grup var, 12-13 Aralıkta İstanbul Hayal Kahvesindeler. Sevdiğim bir grup ama kendilerine taa İzmirlerden konsere gidecek kadar da deli olmam. Sonuçta ne konserler kaçırmış insanım 2 kez Prodigy, 1 Rammstein, Chemical Brothers...bu örnekler uzar gider. Kadebostany'i kaçırsam nolur diye düşünür dururum birkaç zamandır.

Derken cuma günü mesai bitimine saatler kala arkadaşı aradım gitsek mi acaba diyerekten. 5 dakika sonra da kendimi uçak biletlerini almış buldum.

Sonuç haftaya İstanbuldayım aa dostlar.

Ertesi gün de bir Machine Club patlatmayı düşünüyorum. Ahanda şöyle bir yer:




Bir de ucuza kalacak yer ayarladık mı, ohh mis gibi plan.
Bu arada Prodigy'e selam olsun.