31 Aralık 2014 Çarşamba

Yılbaşı Sorunsalı



Kutlasan bi dert kutlamasan ayrı dert. İşte böyle bir gün yılbaşı günü. İçinde değişik bir heyecan ama nasıl bir plan yapılacak, nereye gidilecek, çok para gider mi, eğlenir miyiz? Kafamda deli sorular...

Gönlüm ev takılmasından yana ama sıkıcı olmasından korkuyorum. Enerji düştü mü toparlanması zor, normal bir günden farkı kalmayabiliyor. İşin kötü tarafı çok eğlenmeliyiz diye kendimi şartlandırıyorum daha bok gibi geçiyor.

Evde kutlama yapmanın altın kuralı eğlenceli bir oyun bulmak.

İyice bu düşünceyi irdeledikten sonra, daha önce başka bir versiyonunu oynadığım şu oyun tam yılbaşılık olur diye düşündüm.

Oyunun ismi Abdi. Bu oyunu oynamak için shot yapılacak içkiye, shot bardaklarına, eğlenceli arkadaşlara ve iskambil kağıtlarına ihtiyaç var.


Oyuncular sırayla iyice karıştırılmış iskambil kağıtlarından çekiyorlar. Her kartın bir anlamı var. Şöyle:

As: Bu kağıdı çeken bir kelime söyleyerek cümle başlatır. Sırayla herkes bu kelimeye yeni bir sözcük ekler. Herkes kendinden önceki söylenen sözcükleri sırasıyla tekrar etmek zorundadır. Sözcükleri hatırlamayan ve/veya sırasını karıştıran shot içme cezasına(!) çarptırılır.

K: İlk 3 Kral pastır. Yani bu kağıt çekildiğinde kimse shot içmez. 4. papaz çekildiğinde kartı çeken şanslı kişi masadaki tüm shotları içmek zorundadır.

Q: Soruna cevap veriyorum kartı. Bu kartta lades mantığı var. Bu kart seçildikten sonra oyun devam ederken ansızın bir oyuncu diğerine soru sorduğunda, cevap verecek oyuncunun “soruna cevap veriyorum” dedikten sonra soruyu cevaplaması gerekmektedir. Bunu yapmayan oyuncu shot yapar.
J : Grup kelime oyunu kartı. Bu kart çekildiğinde gruplanabilir bir kelime söylenmelidir. Örnek olarak grup kız adları. Diğer oyuncular sırasıyla kız isimleri söylerler. Takılan ya da daha önce söyleneni söyleyen shot içmeye mahkumdur.

10: Kural belirleme. Bu kart çekildiğinde oyuncu istediği bir kural uydurur. Mesela shot içerken sağ kulak memesi tutulacak gibi. Bundan sonra oyun devam eder ama bu kural ile beraber, bir oyuncu bu kuralı bozarsa o oyuncu shot yapar ve kural geçerliliğini kaybeder. Eğer bir kural bozulmadan ikinci 10 çekilirse, oyun iki kuralı birden içererek devam eder.

9: Doğru /Yanlış oyunu. Bu kartı çeken oyuncu kendiyle ilgili herhangi bir şey söyler, diğer oyuncularda bu söylenenin doğru mu yanlış mı olduğunu tahmin ederler. Yanlış tahminde bulunanlar shot yapar.

8: Parmak masaya. Bu kart seçildiğinde herkes parmağını masaya koyar, en son koyan shot yapar.

7: Ben hiç.... Sevgililerin bulunduğu ortamda son derece tehlikeli olabilecek bir oyun:) Kartı çeken oyuncu “Ben hiç …. yapmadım” cinsinden bir cümle söyler ve bunu yapanlar shot yapar.

6: Kızlar. Oyundaki kızlar shot yapar.

5: Erkekler. Oyundaki erkekler shot yapar.

4: Herkes. Oyundaki herkes shot yapar.

3: İstediğine içir. Bu kartı seçen oyuncu istediği herhangi bir oyuncuya shot yaptırır.

2: Kendin iç. Bu kartı çeken oyuncu kendisi shot yapar.

kaynak: https://birben.wordpress.com/

Herkese iyi eğlenceler.
2015'te mutluluğun paçalarınızdan akmasını temenni ediyorum:)

16 Aralık 2014 Salı

İstanbul Ardından...

Selam süper egolar

Geçtiğimiz bir zamanda size gezi planlarımdan bahsetmiştim. Ahanda bu yazıda     http://www.selambenb.blogspot.com.tr/2014/12/spontan-islerin-adamym.html

Şimdi zaman anılarımı anlatma zamanıdır. Taze taze sıcak sıcak...

12 Aralık cuma günü öğlen saatlerinde İstanbul'a varmış bulunduk. Havalananında bizi kötü bir hava karşılamış olsa da eşyaları otele bırakıp attık kendimizi İstiklal Caddesine.

İlk mekan Topshoptu. Malum biz eziğiz bizim buralarda Topshop bulunmuyor. Neyse mağazaya girdik tam çıkıyorken arkadaş heyecanlı bak bak kim var orada diyor. Kadebostany Amina kıyafet bakıyor kendine. Heyecanlandık ve utandık konuşamadım. Bi yandan da mal gibi bakıyoz kıza kız da bize bakıyor. Çıkıverdik oradan. Çıkınca hemen sarıldım telefona arkadaşı aradım. Bilet sorsaydın ya bana ve gaz verme cümlelerinden sonra telefonu kapattım, gazımı almıştım artık hazırdım.

Topshop'a geri döndüğümüzde tabiki de kızdan eser kalmamıştı. İstiklalde sapık gibi arayan gözlerle ilerlemeye başladık. Mangoyu görünce aha kesin burdadır dedim ve daldım içeri. Hedef tam karşımda duruyordu, utanarak gittim ilkokul İngilizcesiyle başladım konuşmaya.

O kadar sıcakkanlı enerjisi yüksek bir hatundu ki, mütevazılığına ve tavrına hayran kaldım. Fotoğraf çekilmek istediğimde hemen karizmatik başkan Kadebostan'ı da çağırdı yanına, kısa bir muhabbetten sonra hoş bir anı ve fotoğraf elde etmiş oldum.

Cuma gecesi planı tabiki de yılların özlenen mekanı Machine Club'tı. Oraya gitmeden önce Küçük Beyoğlunda Hönönö isimli shotlarımızı çaktık. İçiş felsefesi çok eğlenceli. Garson altı kalın bardağı çaatttt die masaya vuruyor, shot köpürüyor ve 1 yudumda içiyorsun.



Oradan Machine Club'a geçtik gayet ölü bir saatte. Enerjimiz yetmedi ve oranın en eğlenceli saatlerine kalamadık.

Ertesi gün nihayet büyük gün geldi çattı. Bok var gibi konser 10'da diye o saatlerde gittik oraya. Tıklım tıkış ve iğrenç bir atmosferde konseri izleyemeden geceyi sonlandırdık. Sahneyi bir 10 sn civarı görebilmişimdir neredeyse. Ama yine de nolursa olsun, bu harika konsere gittiğim için çok mutluyum. Bi daha olsa bi daha gitmem ama İnş İzmire de gelirler diye dua ederim.

Konserden bir sahneyle yazımı bitiriyorum. Hoşçakalın cicişler.




9 Aralık 2014 Salı

Kafayı Yogayla Bozmak



Bu aralar Yoga ile haşır neşirim. Hevesim geçmeden -ki biliyorum bu sevda 1-2 aya son bulur:)- hazır coşmuşken bu konuyla ilgili bir şeyler karalamak gerek.

Yaklaşık 5 yıldır yoga yapan yeni eğitmen sayılan bir hatundan Yoga dersi almaya başladım. İlk ders bi değişik geldi. Yoganın hiç tahmin etmediğim bir şey olduğunu gördüm. Hem bedensel hem zihinsel farkındalık yaratma amaçlı bir değişik şey Yoga. Spor değil, din ibadet hiç değil...

Zayıflamaya etkisi var mı bilemem ama duruş şeklinde ve yürüyüşteki düzelmeler 1 ayda bile kendini belli ediyor. Bir de jöle kıvamındaki popom sertleşti elleyip duruyom sapık gibi:)
Masa başı çalışan insanlara acayip faydalı. Yogaya başladığımdan beri vücudun masaj yapılmış etkisinde, kaslarım o kadar rahatlıyor ki, esnersin gerinirsin ya onun 1-1.5 saat süren şekli Yoga.

Basit ve yavaş geçen Yoga dersleri 2-3 hafta sonra bir hızlandı ve zorlaştı, işte esas o zaman zevkini yaşamaya başladım.

İnsan hayatta yapamam dediği zor hareketleri yapmaya başlayınca nasıl gaza gelip hevesleniyor, anlatamam. Evde bile çocuk gibi paso baş aşağı duruyom, görenler deli herhalde diyor.

Yoga genellikle zihinsel dinginlik yarattığı, sakinleştirdiği için sevilse de benim olayım çok farklı. Ben tamamen ekstrem hareketlere takmış bulunuyorum. Banane dikkat çalışmasından, ruhu dinlendiren meditasyondan. Onlar benim dinlenik zati, pamuk gibi insanım.

Şimdiki amacım 1 ay sonra şu hareketi yapıyor olmak:)



Velhasıl bundan sonra Yoga benim için candır!



3 Aralık 2014 Çarşamba

Spontan işlerin Adamıyım






Bayadır yazmamışım içim acıdı, işlerim mi yoğunlaştı ne?

Kadebostany diye tatlı mı tatlı bir grup var, 12-13 Aralıkta İstanbul Hayal Kahvesindeler. Sevdiğim bir grup ama kendilerine taa İzmirlerden konsere gidecek kadar da deli olmam. Sonuçta ne konserler kaçırmış insanım 2 kez Prodigy, 1 Rammstein, Chemical Brothers...bu örnekler uzar gider. Kadebostany'i kaçırsam nolur diye düşünür dururum birkaç zamandır.

Derken cuma günü mesai bitimine saatler kala arkadaşı aradım gitsek mi acaba diyerekten. 5 dakika sonra da kendimi uçak biletlerini almış buldum.

Sonuç haftaya İstanbuldayım aa dostlar.

Ertesi gün de bir Machine Club patlatmayı düşünüyorum. Ahanda şöyle bir yer:




Bir de ucuza kalacak yer ayarladık mı, ohh mis gibi plan.
Bu arada Prodigy'e selam olsun.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Kaloriferiniz Açık mı Ekmek Isıtcam



Profesyonel olmakla daha doğrusu olamamakla başım dertte.

İşimi değiştirirken kendimce bir karar almıştım. Artık daha klasik giyinmenin yanısıra daha ciddi ve insanlara daha mesafeli olma planlarım vardı. Çünkü eski işimde lakayıt bir ortam ve lakayıt bir B. vardı, bundan dolayı çok çekmiştim. Yeni işime gayet şık kıyafetlerle ve cool bir duruşla başladım. Ama B. bu, durur mu hiç. Profesyonel duruşa sadece 3 hafta dayanabildim. 3. hafta sonunda maalesef ki ağzımdan şu cümle çıkıverdi "Her boku da biliyon ha.."

Daha 2 gün önce Arge departmanına gittiğimde oradaki insanlar şu şaheser cümleyle karşılaştılar "Kaloriferiniz yanıyo mu ekmek ısıtcam da" Ben kendime artık ne diyim pes ya...Ne hayvan insansın bir bilim yuvasına gitmişsin git teknik bir şeyler sor ekmek ısıtcam ne?:))

O değilde ben iş yerinde çok sıkılıyorum, işte bunlar hep sıkıntıdan. Madem bütün günümüz işte geçiyor kendi eğlencemizi yaratmak lazım, kafama uyan insan lazım. Herkes yaşlı, herkes anne, çocuğundan bahsediyor falan:( 2 kafa dengi insan gördüm mü üslubumda gerçekleşen yavşamalar işte bu yüzden.

İlerde ünvanlı bir pozisyona geçtiğimde şimdiden vayy halime diyorum, başka da bir şey demiyorum.
Profesyonel yaşantınızda başarılar diliyorum. Hadi öptüm gözlerinizden...

6 Kasım 2014 Perşembe

Çünkü Entelektüellik Bunu Gerektirir




Hello

Geçtiğimiz cumartesinden bahsetmek isterim, size bir ibretlik hikaye daha anlatmış olayım böylece.

Cumartesi gündüzden planlar yapılmaya başlandı. Abi kısa film festivali varmış ya bugün ona gidelim cümleleri havalarda uçuştu.

O gece açılış olduğundan en iyisi yarın gidelim, bu gece de evde içeriz dedik. Bayan M, beni, Bayan Ö yü ve Bay F'yi evine davet etti. Hikayeye böyle kod adlarıyla başlayınca tecavüz, vahşet haberi gibi algılandığının farkındayım ama durum baya farklı.

Bir yandan içip bir yandan Bu Tarz Benim izlememizden aslında gecenin sonunu tahmin etmemiz gerekirdi. Bir kaç saat boyunca jüriyle bir biz de muhteşem yorumlarımızı konuşturduk. Ara ara napıyoruz biz deyip kendimize gelip alternatif müzik açsak da yine kendimizi o salak programı izlerken bulduk.

Sonra şöyle bir muhabbet geçti. Bir araştırmaya göre IQ su yüksek insanlar Thom Yorke, Shins... gibi grupları dinliyormuş, IQ su düşükler Beyonce felan, demekki süper zekayız diye havalara girmiştik ki birden kendimizi Beyonce dansları yapmaya çalışırken bulduk. Beyonce da kesmeyince en son Mezdeke eşliğinde inanılmaz figürler sergilemekteydik. Elimde videoları var şantaj için saklıyorum.

Alkol işte tüm eğlencelerin atası:)

Alkolü seviyorum, arkadaşlarımı da. Hele ikisi bir araya geldi mi tadından yinmez...

30 Ekim 2014 Perşembe

When i was a child, i was in Amsterdam...



Hello Kittyler. Az sonra ibretlik bir yazı okuyacaksınız. Hazır mıyız?

Geçen yaz yani yıl 2013 temmuz ayında ani bir kararla Amsterdam turu satın aldım. Çünkü gezilecek her yer bitmişti, çünkü bok vardı bi Amsterdam kalmıştı.

Yazarken bile sinirlendim kendime, neyse.

Yakala.co mudur nedir abidik gubidik bi site var ya nasıl gaza geldiysem oradan Amsterdam turu satın aldım. Cahillik işte. Yok şu parası, yok bu parası diye diye 700 TL lik tur zaten oldu 1000 küsür TL. Neyse dedik Amsterdam görecez işte çılgınlıklar şehri, moralimizi bozmadık.

Çok ani ve araştırmadan karar vermemin ceremesini nasıl çektim anlatamam. Vizenin çıkması az kalsın yetişmiyordu, günübirlik İzmir'den İstanbul'a gittik geldik sapık gibi. (Zaten Vizeyi İzmir'den alamıyor olmak ayrı bir şaşkınlık yarattı bende)

Azcık şans ile bunu da hallettik. Büyük gün gelmişti 4 saatlik bir uçuştan sonra taa ebenin hörekesinde olan otelimize yerleştik. Abi Amsterdam bir avuç şehir ama biz merkezine gitmek için 3 vesait yaptık.

Benim surat 5 karış, fiyatları tlye çevirdikçe deli oluyorum, ne para harcayabildim ne gezebildim, gece hayatını bile göremeden geldim. Bak yıl oldu 2014 ben hala rüyamda Amsterdam'da gece ortamlara aktığımı görürürüm. Bilinçaltımın bana oynadığı oyunlar işte...Bok gibi bir 4 gündü. Amsterdam seyahati nasıl mundar edilir bana fena ders oldu. Bi de şu sonuca vardım. Ben olsam hayatta kendimle tatile çıkmazdım. Ne uyuz ne pislik bi şeymişim.

Bunca şeyin üzerine özgüven kaybıyla memlekete geri dönmüş bulundum. Meğer biz Türkler ne tipsiz bir milletmişiz. Gen havuzumuza sıçayım. Türkiye şartlarında gayet kendimi hoş bir tip sanıyorken orada 160 cmlik boyumla adeta bir böcek gibi hissettim.

Coffee Shoplar iyiydi o ayrı mesele:)


22 Ekim 2014 Çarşamba

Meğer Ben Bir Tavuskuşuymuşum


Hello canlar. Son günlerde kişilik testleriyle pek bir haşır neşir oldum, bir kaç gündür öyle denk geldi diyelim. 

İnsanlar kendini tanımayla ilgili konulara hep bir heyecan duymuştur. bu durumun sadece benim için geçerli olmadığına eminim. Sık sık kendi kendimize düşünürüz, benim şu huyum var, çok şöyleyim, çok böyleyim diye.

Davranış bilimleriyle ilgili konular; testler, düşüncelerimizin ispatı, haklılığımızın göstergesi olabiliyor; bazen de eksik yanlarımızı tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Sonuçta insanın kendini geliştirmesinin yolu kendini iyi tanımasından geçer.

Dün İpek Alçı'nın "Etkili İletişim ve Stres Yönetimi" seminerine katıldım. İnteraktif ve sürükleyici bir seminerdi. Seminerin içeriğinden biri iletişim profilini tanımak.
Yaptığımız bir test sonucuna göre iletişim profilimiz 4 hayvandan biri.
Başlıktan da anlayacağınız üzere ben Tavuskuşu çıktım.

En belirgin özelliği "Yaratıcı" olması.
Renkli,
Dramatik,
İlgi odağı ve
Sosyal bir kişilik ve iletişim profili sergiler.

Bir Tavuskuşunu nasıl tanırsınız?

Katıldığı ortamda hemen farkedilen bir profil olan tavuskuşu, varlığı ile ortamı neşelendirip; hareketlendirebilen bir karakterdir. Konuşmayı ve eğlenmeyi çok sever.

Bir tavuskuşunu mutlu etmek, ödüllendirmek istiyorsanız; takdir etmeli ve sıkça pohpohlamalısınız :)

Sanat alanında, reklam & halkla ilişkiler ve pazarlama alanında çok başarılı olurlar.

Bir şeyi istediği zaman inanılmaz şeyler yaparlar. Fakat istemediği zaman onu ne kadar zorlarsanız zorlayın baskıyla hiçbir şey yaptıramazsınız.
Zayıf yanları: Bazen fazla lakayıt olabilirler. Sevmediği işle ilgili konularda isteksiz ve verimsizdirler. Düzensiz çalışmayı sever. Başkalarının konuşmasına fazla izin vermez . Ayrıntıları kaçırmaya eğimlidir. Çok Göze Çarpar. Başkalarını sindirebilir. Duygusal Tepki Verir. Dramatik olabilir. Açık uçlu soruları kullanmakta sıkıntı yaşar.

Çıkan profilden genel olarak memnunum ama şu işle ilgili olan zayıf yönlerim, tokat gibi yüzüme çarpan noktalardan biri:) İş hayatımda çok isteksiz ve verimsiz olabiliyorum. Galiba yanlış alanda çalışıyorum diye düşündüğüm de çok olmuştur. 

Siz de iletişim profilinizi merak ediyorsanız aşağıdaki testi yapın. Satırlarda size en uygun olana 4, en az uyana 1 vererek, puanları yukarıdan aşağıya doğru toplayın.







                                       1                2                   3                  4

Gelelim sonuca yani en çok merak edilene:)

Eğer 1 numaralı sütun en fazla puana sahipse; Pantersiniz


En belirgin özelliği "Hedef Odaklı" olması.
Yönlendirici
Zorlayıcı
Hızlı hareket eden
Rekabetçi bir kişilik ve iletişim profili sergiler.

Bir panteri nasıl tanırsınız?
Yaptığınız bir görüşmede eğer "E sonuç?" diyorsa ve hep özet ve net bir şekilde sonuçla ilgileniyorsa; aynı anda birkaç işle ilgilenerek, her birini de koordine edebiliyorsa; o kişi muhtemel bir Panterdir.

Bir panteri mutlu etmek ve ödüllendirmek istiyorsanız; ona güç ve yetki vermelisiniz.
Yönetim alanında, organizasyonel bakış açısı ve insan ilişkilerinin yoğun olduğu alanlarda çok başarılıdırlar.

Zayıf Yanları; Çok aceleci karar verdiklerinden dolayı hata payları yüksektir.Yönetme arzuları nedeniyle,ast,üst ilişkilerinde sorun yaşayabilirler.Sabit fikirli insanlardan hoşlanmazlar.Kuralcı olmayı sevmezler.Kararsızdır.

Eğer 2 numaralı sütun en fazla puana sahipse benim gibi tavuskuşusunuz, açıklamayı üstte okuyabilirsiniz.

Eğer 3 numaralı sütun en fazla puana sahipse: tebrikler boku yediniz. Yunussunuz


En belirgin özelliği "İyi huylu" olması.
Arabulucu
Kaynaştırıcı
Dostça
Nazik
Takım oyuncusu

Bir Yunusu nasıl tanırsınız?
Yunuslar konuşmayı ve detay anlatmayı çok sever. Sakin ve uyumlu halleri ile herkes tarafından sevilen ve zararsız görülen profildir.

Bir yunusu mutlu etmek için davranışlarını onaylamanız ve grup içerisine dahil etmeniz yeterlidir.
Yunuslar, ofis işlerinde başarılı olabilirler. Ancak yöneticileri tarafından zamanlaması iyi planlanmış bir hedef ve iş programı verilmelidir.

Zayıf Yanları: İyi huylu ve hassas olduklarından diğer kişilere çok taviz verirler. Kendilerini zaman zaman çok yıpratırlar. Bazen kendilerini savunamazlar.Biraz pasiftirler.Bazen konuşmalarını duymakta zorlanabilirsiniz.Aşırı yardımseverlikleri başlarına bela olabilir.

Eğer 4 numaralı sütun en fazla puana sahipse: Baykuşsunuz (mesleğim açısından benim baykuş olmam gerekirdi ama tam tersi çıktım. hofff nys tmm:S)



En belirgin özelliği "analitik" olması
Bilge
Net düşünebilen
sabırlı
ayrıntıları önemseyen

Bir Baykuşu nasıl tanırsınız?
Baykuşlar bulundukları ortamda sayısal yaklaşımları ve netlikleri ile farkedilirler. Az ve öz konuşurlar.

Bir baykuş; sorumluluk verilmek sureti ile mutlu olur.

Matematik bilimi, mühendislik alanları ve psikoloji alanlarında çok başarılıdırlar. Bu profil daha çok IT uzmanlarının, Mühendislerin profilidir.

Zayıf Yanları: Detaycı olmaları bazen iletişim konusunda zorluklar yaşamalarına neden olabilir.Karamsar olabilirler.Çok neşeli ve hareketli görünmezler.İçine kapanık olabilirler. Duyguları pek anlayamamak ve empati yapmakta zorlanmak zayıf yanlarındandır. Yargılayıcı olabilirler. Acele ettirilmekten hoşlanmazlar. Hedefe varmaları zaman alır. Biraz katıdır. İnsana odaklanmakta zorlanır,

Şimdi düşüncelerinizle sizi baş başa bırakıyorum ve test sonucuyla ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Hadi öptüm..

14 Ekim 2014 Salı

Drama Queenlik Bizim İşimiz!

Ufak tefek şeylerden mutlu olmaya bayıldığım gibi yine ufak şeylerden hüzünlenmeye de bayılırım. Küçük bi anı, mekan, bi şarkı rahatlıkla uzaklara dalıp gözlerimin dolmasına neden olabilir.

Eski çalıştığım yerle ilgili her detay beni duygulandırıyor. Yeni çalıştığım yere 8 aydır hala ait hissedememem, benimseyememem ve bi türlü sevememem sanırım bu yüzden. Bi de işin enteresan tarafı eski yerde çalışırken de şikayet ediyodum aman burası bok gibi çok sıkıldım artık diye. Ama şuan o günler çok tatlı geliyor. Ne pislik insanım ya..

Dün işten erken çıkarak eğitime gittim. Kapıdan çıktığımda hissettiğim mutluluğu ve özgürlük hissini anlatamam. Güvenlikten çıktım, yüzüme bir rüzgar çarptı, temiz sanayi havasını şöyle bi içime çektim arkamı döndüm ve dedim ki "Çalışın köpekler, ben eğitime gidiyom."


Neyse eğitim bitti tekrar işe dönerken bir araba farkettim, içindeki oldukça tanıdık bir simayla. Anam bi de baktım eski çalıştığım yerde bütün gün yanında, peşinde dolandığım Memço Abim. Hemen sarıldık ettik, sohbet muhabbet yanından ayrılasım gelmedi yeminle. Dışarıda görüşmenin eksikliğini hissetmediğim, karakterimin ve düşüncelerimin hiç de uymadığı biridir Memço Abi. Ama seviyorum işte adamı, komik, karekteristik bir tip ve bana eskiyi hatırlatıyor. Bu sebepledir ki yine işe döndüğümde bi duygusallık çöktü üstüme, eski firmamı ve oradakileri düşündüm durdum.

Ee bu kadar işyerlerinden bahsetmişken şimdi, motivasyon kaynaklarına değinmesem olmaz. İşyerinde nasıl motivasyon sağlanabilir, işte size en etkili yöntem:)

Hadi iyi seyirler..






8 Ekim 2014 Çarşamba

0 İstikrarla Yola Devam

Kendimi eleştirmeye yerden yere vurmaya bayılıyorum. Hep zayıf yanlarıma odaklanırım ama sadece odaklanırım güçlendirmek için herhangi bir çaba sarfetmeyi sevmem:)

Kötü yanlarımdan biri de bir şeye çabuk heveslenip çabuk vazgeçmem. İstikrar 0. Bugüne kadar sadece lise son sınıfta istikrarlı olup düzenli ders çalışarak mühendislik kazandım, başka hiçbir şey için aynı disiplini sağlayamadım.  Sanırım kendimi motive etmede ve inandırma da güçlük çekiyorum.

Daha önce spora başladığımdan bahsetmiştim. Bu macera 1,5 ay sürdü. Bir arkadaşımla koşuyorduk, onun işleri yoğunlaşınca gelmemeye başladı ben de yalnız koşmak istemedim böylece spor macerası çok kısa sürmüş oldu. Hedefim 3 ay interval koşu yapıp ekimde salona yazılmaktı. 1,5 ay koşabildim şimdi sıra salonda. 3-4 ay devamlı hale getirip güzel bir vücuda kavuşmak öncelikli hedefim. Daha sonra yine açık hava sporlarına devam ederek bu olayı artık hayatımın bir parçası haline getirmek istiyorum.

Böyle konuşmak ne kadar da kolay. Teoride sorun yok, sorun pratikte:)
Bir gün six pack ve adonisim olursa eğer fotosunu burdan yayınlamaya bahse giriyorum. Challenge accepted:)

30 Eylül 2014 Salı

Müziğin Bünyeme Etkisi


Daha önce de bahsetmiştim azcık duygusal insanım doğal olarak müziğin bana etkisinin hat safhaya ulaştığı noktalar olabiliyor. Olabiliyor diyorum çünkü bu etki moduma göre değişkenlik gösteriyor, gün geliyor çalan müzik içimi titretiyor, bazen etlerimi yolasım geliyor; gün geliyor üfff kapatın şunu sükunet istiyorummm diye bağırabiliyorum.

Müzikle ilgili değişik bi duygu değişimi yaşadım geçenlerde. Özel dönemimdi belki ondandır diye düşünüyorum ya da umuyorum:) Çünkü bazen bu duygusallık beni korkutuyor.

İşten geldim yorgun argın bir şeyler hazırladım, yemek yiyorum tek başıma. Tek başıma yemek yemeği sevmem bu sebeple olsa gerek ya radyo ya tv açık olur maksat evde ses olsun. Yine her zamanki gibi Joy FM dinliyorum. Jason Mraz'dan I'm Yours şarkısı çalmaya başladı. Hastası olmamakla beraber sevdiğim bir şarkı ama belki 1 yıldır denk gelip de dinlememişimdir. Neyse şarkı çalmaya bir başladı bildiğin için için ağlamaya başladım, belki küçük bir anıyı çağrıştırdı belki geçen yılı bilmiyorum ama nasıl içten ağladığımı anlatamam. Anlatamadığım gibi bir sebep de gösteremiyorum.

Bir de genç ergen gibi Rammstein dinleyip dinleyip evde gaza gelişlerim var o ayrı bi mesele. Dinleyip birden bende son otobüse yetişme isteği yaratan ve bu amaçla yokuş aşağı koşturmamı sağlayan yine Rammsteindır. Teşekkürler Rammstein, Prodigy gibi gaz veren gruplar... Benim gibi uyuz insana bu denli enerji aşıladığınız için sağolun varolun.






Yeri gelmişken bu aralar sıkça dinlediğim bir kaç favori müziğimi paylaşayım madem, yazım boşa gitmesin.

Kadebostany-Walking with a ghost (Aralıkta İstanbul'a geliyiler.)



Redd- Don Kişot



Redd- Prensesin Uykusuyum (Redd'e kıyak geçtim.)


Blue Foundation- Bonfires



Yoav- Beautiful Lie



Yoav- Club Thing (Kemikli yüzüne kurban..)



Beck- Everbody's Gotta Learn Sometimes



Beirut- Postcards from Italy (sıcacık şarkı)



Depeche Mode- Heaven



Chemical Brothers- Salmon Dance



Jay Jay Johanson-She Doesn't Live Here Anymore



Jay Jay Johanson- She's mine but i'm not hers.



Koop- Koop Island (gözümü kapatır kulaklığı takarım kendimi tatilde hayal ederim.)



Teoman- Gündüz Düşleri



Hurts- Wonderful Life



David Bowie- I'm Deranged (Lost Highway in başlangıç müziği kendisi)



Bu liste uzayıp gider...
İyi dinlemeler.


24 Eylül 2014 Çarşamba

Tatil Anıları ve Depresyon



Bugün tatil dönüşü işe başlamış bulunmaktayım ve şuan itibarıyla kendimi ruh hastası olmuş gibi hissediyorum.

Çok zor da olsa aylardır iple çektiğim tatilimi gerçekleştirdim.
Zor oldu diyorum çünkü başıma bi ton iş geldi. İlk olarak işyerinden izin alamadım, bürokratik sebeplerden. Şeker müdürüm olayı çözse de çektiğim stresi bir ben bilirim.
Buraya kadar her şey güzel hoş, üzerine pazar günü havaalanına gittiğimde check-in işlemini kaçırdığımı öğrenince başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Uçak saatleri uymadığı için otogara doğru yola koyuldum bir yandan da çocuk gibi ağlayarak. Otogarda da bilet bulmak ayrı bir cehennem azabıydı sonunda onu da hallettik.
Üzerine 20 TL daha verip 7 saat daha fazla yol gitmek nasıl koyuyormuş insana anlatamam. Yolda tek düşündüğüm şey aylardır iple çektiğim tatilim bok gibi başlamıştı. Bunun tek bi açıklaması olabilirdi, no pain no gain.

Neyseki tatilim umduğumdan da muhteşem geçti. Yeri geldi yağmur yedik, yeri geldi gezmekten ayaklarımız, raftingde kürek çekmekten kollarımız koptu, donduk, üşüdük ama muhteşem vakit geçirdik. hayatımın en iyi tatiliydi diyorum, bu kadar da büyük konuşuyorum. Bi daha o ortamı yakalamak zor olur herhalde.

Pazar günü koşuşturma ve düğün ile geçti gitti.

Pazartesi Antalya Laradaki plajların birinde sakin bir gün geçirerek bol bol deniz kıyısındaki çardaklarda yayılarak dinlendik.



Pazartesi gecesi Kaleiçinde Tudors'a gittik canlı müzik Canbaz diye bir grup vardı biraz değişikti. Değişik derken Yalanı görür Allahhh şarkısından sonra bi baktık Du hast çaldılar, kavram karmaşası:D

İyi bir gruba benziyor; yapacakları, repertuarı çok başka olacak iken diğer gruplar gibi piyasa müzik yapmaya mecbur kalmışlar sadece.



Salı günü tatilin en hit aktivitesini seçtiğim Köprülü Kanyonda Rafting qeyfiXD vardı.



Raftingi bu kadar keyifli kılan botumuzdaki ekibin eğlenceli ve kaptanımızın manyak olmasıydı. Adam en son İranlıların bulunduğu bota O.rospu çocuğu ben o.rospu çocuklarını hiç sevmem diye bağırıyordu, öyle bi manyak. Fun Rafting'ten mavi gözlü, esmer, tombiş abi denk gelirseniz selam iletin benden:)

Salı akşamına yarı ölmüş halde olduğumuzdan bi aktivite yapamadık malesef.

Çarşamba Olympos vakti.

Bu yaşıma kadar gidip de görmediğim için resmen utandım. o neydi öyle ya. burası nasıl bir yer.
Siz değin şansızlık ben diyeyim şans deli gibi yağmura tutulduk o gün. O yağmurda sıcacık denizinde ısındık. Gecesinde Eski Yeni de ateş başında Jehat Hekimoğlu'nun tatlı müziğini dinledik. Başka bir dünyaydı.



Ertesi gün güneş açtı Olymposu güneşli de görmüş olduk gitmeden. Bol bol keşfettik ormanlarını ağaçlara tırmandık.



Perşembe günü Kaş vakti.

Akşamüstü 5 gibi Kaş'a geçtik. Güzel tertemiz bir apart ayarladık hem de baya uygun bir fiyata. Çok ilgili bir yer, gezilecek yerler konusunda da çok yardımcı oldular. Hatta bavullarımız ağır diye garaja kadar getirip götürdüler bizi. Çok tatlı insanlardı.

http://www.kasalibaba.com/transfer.htm

Akşamına güzel bir sürpriz doğumgünü partisi düzenledi dostlarım. Sonrasında Echo diye bir bara gittik süper bir elektronik müzik keyfi yaşadık. İzmir'in gece hayatının ne kadar da boktan olduğuna bir kez daha üzüldüm, lanet ettim resmen.



Ertesi gece Dejavu ve Hijazz a gittik yine harika müzik yine harika atmosfer.

Hijazz



Dejavu



Gündüz ise ilk Kekova turuna katıldık. Bermuda turu seçtik tavsiye üzerine. Yemekler, ilgi on numaraydı.



Ertesi gün Limanağzı beachlerinden Bilal Beach'i tercih ettik ve son günümüzü Kaputaş Plajı ile kapattık.

Bilal Beach



Kaputaş Plajı



Ve son gecemizi rakı-balık-fasıl üçlüsüyle bitirdik.
Tatilimiz adam başı 700 TLye mal oldu bence good fiyat:)

Nereid Meyhanesi

11 Eylül 2014 Perşembe

Eylülde Yaz Tatili Stayla


Ne yazı ne tatili diye düşündüğüne eminim sayın okuyucu. Ama ben birkaç yıldır eylülde tatile çıkmayı huy edindim.

İlk yıl spontane gelişen bir planla 12 Eylülde çıkmıştım tatile. Fethiyeye gitmiştim. Nasıl güzeldi anlatamam. Hava yine sıcak ama o bunaltıcı sıcaklardan değil, hafif kırılmış oluyor. Her yer ucuz, o saçma salak insan kalabalığından arınmış ama bomboş da değil. Bi ara dolmuşa bindik dolmuştaki tek Türk ben, arkadaşım ve şöför idi.

İçim içime sığmıyor bugün pazartesi ve ben enerji doluyum. Burada ben ve pazartesinden söz ediyoruz, beni tanısanız hayret etmeniz hat safhaya ulaşırdı. Bu enerjikliğin tek sebebi pazar günü Antalya'ya gidiyor olmam, kafamda deli planlar işyerinde gogıl görsellere bakıp salak salak gülümsememe neden oluyor bu durum. 2-3 aydır benim motivasyon kaynağımdı bu tatil, dönüşünde beni depresyon bekliyor eminim:(

Tatil planlarım:

Pazartesi gece Antalyaya geri dönmelik Olimpos gezisi




Salı Antalya çevresi gezilecek rafting turuna katılınacak


Salı gecesi Kaleiçinde kopkop




Çarşamba sabahtan ver elini Kaş







Paylaştığım fotoların herbirinde bulunmam dileğiyle, hoşçakalın cicişler:)

4 Eylül 2014 Perşembe

Bugün Bir Çılgınlık Yaptım


Hellö canlar,

Daha öncede iş hayatımın ne kadar sıkıcı ne kadar monoton olduğundan bahsetmiştim.
Yine bugün bunları düşünüyordum ki canım biraz eğlenmek istedi.

Aynen şunu yaptım. Her daim güncel hazır ve nazır olan CV mi aldım, orjinalini bozmadan yanlarına esasında ne demek istediğimi açıkladım.

Dürüst olalım hepimiz CV lerimizde 1'i 5 yapmış gibi gösteriyoruz, ben açıklamalara tamamen gerçek ifadeleri kullandım, ortaya eğlenceli bir şey çıktı. Mesela şöyle:

Kariyer Hedefim:
Lisans eğitimimin bana kazandırmış olduğu bilgi, birikim ve tecrübeyi en etkin şekilde kullanabileceğim, gelişime açık, dinamik, eğitime önem veren, bunu destekleyen bir firmada kendimi ifade edebileceğim, Endüstri Mühendisliği bakış açısını yansıtabileceğim bir pozisyonda çalışmak öncelikli hedefimdir.
Aslında Olan:
Zevk alacağım, çalışırken çok eğlenip zaman kavramını yitireceğim, hep seyahatlere gidebileceğim, esnek çalışma saatleri olan ve ayda 20.000 TL civarı para kazanacağım bir işte çalışmak.

Kişilik özellikleri:
Aktif, takım çalışmasına yatkın, çözüm odaklı ve stratejik bakış açısına sahip ve yaratıcı yapımın çalışacağım şirkete büyük değerler katacağına inanıyorum.
Aslında Olan
Biraz utangacım, bazen kendimin bile şaşırdığı bir özgüven geliyor üzerime bazen pısırığın tekiyim. Topluluk içinde ilk girdiğim ortamlarda zor iletişim kurarım, hemen adapte olamam. Ama alışınca ilişkilerim çok iyi olur. Genelde insanlar beni sever, eğlenceli bulurlar, ben de onları severim. Bir de inanılmaz derecede kendimi eleştirme huyum var, bu beni çok rahatsız eder, yenmeye çalışıyorum.
Araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi çok severim, bir bilgi edindiğimde kendimi mutlu hissederim. O bilgi gereksiz olsa bile.
Tembelim ama avantaja çevirmeyi iyi bilirim. İşin kolayını bulma konusunda tembellik çok işe yarayabiliyor.

Şimdi geriye son bir adım kaldı. Bu CV'yi çalışmamın hayal olduğu çok iyi olan firmalardan birine yollayacağım, bakalım bir geri bildirim alacak mıyım, yoksa CV'im kaale alınmadan çöp kutusunu mu boylayacak.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Yönetmen de Benim Oyuncu da


Niye Bu Kadar Düşünüyorum

Kafam hep dolu gereksiz ayrıntılarla. Mesela geçmişten gelen bir gülüş karşılığında benim utangaç gülüşüm, her şeyin birden ağır çekim şeklinde ilerlemesi, o an hissettirdikleri, gözlerimin parlaması, onun gözlerinin parlaması, bizi gören birinin birbirimize o anki hislerimizin ne olduğunu çok net anlaması ve onun şaşkın bakışı, her ayrıntısıyla aklımda. Olayın aslı böyle olmayabilir.Ama ben yönetmen edasıyla sahneleri yeniden yeniden çekiyorum. İstesem bir şey hissetmediğim insanlara tutkuyla bağlanabilirim, geçmişi düşünmem yeterli. Melankoliyi seviyorum, geçmişe özlem duymak göbek adım. Geçmişe bu denli takılı kalmak iyi mi orası tartışılır.

Duyguları yoğun yaşıyorum sanırım. Birisinden ayrılması çok zor benim için. Sadece birisi değil, bir şehirden bir mekandan, bir mevsimden, bir yaştan...

Burada unutulamayan bir sevgiliden bahsetmiyorum. Benim olayım bambaşka. Bahsetmek istediğim, geçmişte olan sıradan olayları düşünüp hüzünlenmem. Üniversite yıllarım, eskiden dinlediğim şarkılar, yasemin kokusu, çocukluğum, eski iş yerim, sevgilimle tanıştığım ilk an gibi küçük ayrıntılar beni hüzünlendirmek için yeterli.

Genel olarak yorucu bir özellik ama seviyorum, ayrıntıları düşünmek zihnimi canlı tutup bir şeyi kolay kolay unutmamamı sağlıyor. Neyseki gelecekle ilgili de manyak hayallerim var da birbirini nötrlüyor:)

Düz mantık bakarsak anı yaşayabiliyorum.

10x(-zaman)+bugün+10x(+zaman)=bugün YAŞASIN:))

31 Ağustos 2014 Pazar

En Yakın Arkadaşım Evleniyor!

Arkadaşım adına çok mutluyum ama bir yanım ıstırap çekmiyor değil. Zaten mesleği dolayısıyla görmelere doyamadığım bir arkadaşımdı, evlenip başka şehre taşındığında görüşme periyotlarımız iyice uzayacak.

Dostum Bayan Ö. nün evlenmesine yaklaşık 2 ay kaldı. Bende düşündüm taşındım ona şahane bir kız kıza bekârlığa veda partisi hazırlamak istedim. Tamam dürüst olacağım “hani lan bana bekarlığa veda” didi ondan sonra bu karara vardım.

İlk adım:
Davetlileri ve partinin nerede yapılacağını belirlemek. Kimleri çağıracağım, önce buna bir karar vermek lazım. Ben çok kalabalık olma taraftarı değilim bu yüzden gelin adayının kız kardeşinin de bulunduğu yakın çevresinden oluşan 8 kişi belirledim. Mekan olarak çok yakın bir tanıdığımın, büyük bir salonunun yanı sıra site içerisinde havuzu da bulunan evini ayarladım.

İkinci adım:
Partinin ayrıntılarının planlanması ve konseptin belirlenmesi. Davetli arkadaşlarla bildiğin bira, sohbet muhabbet eşliğinde bir toplantı yaparak hangi konsept olacak, süslemeler, oyunlar ne olacak hep beraber bunları belirledik. Vee ortaya şunlar çıktı:

Konsepti gelinin mesleği gereği denizci konsepti olarak belirledik. Hepimize birer denizci şapkası aldık ve davette çizgili üstler, şortlar, lacivert, kırmızı, beyaz ağırlıklı giyinme kararı aldık. Gelini de uyardık sadece beyaz giyin ve kaptan şapkanı getir:)



Üçüncü Adım
Artık planları uygulama aşamasına geçiyoruz.
Yiyecek İçecek
2 çesit kanepe, cips ve cips sosu isimizi gordu. Ayrıca hem görsel olarak hem de yiyecek olarak çeşit olması açısından şeker hamuru kurabiyesi siparişi vermiştik, parti günü masada yerini almıştı.

Kurabiyeci Aslı (Balçova-İzmir) Tel: 0553 535 21 00

 

İçki olarak Sangria hazırladık ve bitiminde birkaç tane Martini shot attık.
Tabi bizimki aşağıdaki resimdeki gibi estetik durmuyordu. Bildiğin 5 Ltlik damacanaya hazırladık:) Google görseller imdada yetişti.



Süsleme
Süslemeler yine denizci konsepti oldu. Bence ben değil resimler konuşsun:)
Bardaklara isimlerimizin yazılı olduğu etiketlere kadar her şeyin ayrıntısına kadar kurguladık. Sonuç olarak ortaya şöyle şeyler çıktı.







Oyun
İlk olarak partimize havuz başında başladık. Mayolarımızın arkasına kıçımıza saks mavi tülden kemer yapıp bağladık, gelininki beyaz tülden oldu. Denizci şapkalarımız ve kıçımızdaki tüllerimizle bol bol fotoğraf çekildik. Maalesef paylaşamayacağım şahane kareler çıktı ortaya.

Kemerlerimiz şöyleydi, hazırlamamız 10 dkyı bile bulmadı. Tüle şekil verip kurdelaya, kurdelayı da belimize bağladık.



Mutfak ve süsleme hazırlıkları bitince gelini salona aldık, onu konfeti ve takma bıyıklarımızla karşıladık.



Kurabiyeleri çekilişlerle sahiplerine ilettik. Shot oyunları oynadık.
Darısı başına listesi hazırladık.



Panodaki seksi denizciye pipi takma oyunu oynadık. Oyunun kuralları gözleriniz kapalı pipiyi panoya takıyorsunuz, hedefi tutturan oyunu kazanır:)


Ve tabi bolbol oryantal de dahil dans ettik.

Dördüncü adım:
Finansman sağlamak. Davetli arkadaşlardan rica ettim, aramızda para toplayalım harcarken kara kara düşünmeyelim, sağolsun hepsi de bunu kabul etti. Süs eşyalarının çoğunun materyalini ve aksesuarları İzmir Kemeraltı' ndan tedarik ettik.
Partiye toplamda yiyecek, içecek, süsleme malzemeleri, aksesuarlara adam başı 60 TL toplamda 360 TL gitti. Eğlencenin yanında gayet ekonomik oldu.

Organizasyon düzenlemek çok eğlenceli bir o kadar da zor. Ama yakınınızın yüzündeki mutluluğu iliklerinize kadar hissettiğinizde hiç bir yorgunluğunuz kalmıyor. Çok eğlendik, hepimize tatlı bir anı oldu. Anlattıklarım size de fikir versin eğlenin, eğlendirin:)