Alternatif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alternatif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2016 Cuma

The Bucket List


Son zamanlarda aklıma tuhaf tuhaf şeyler geliyor bunu denemeliyim diyorum. Bahsettiğim öyle kişisel gelişim, motivasyon artırma amaçlı "Yapılacaklar Listesi" gibi bir şey değil. Tam tersi hiç bir amaca hizmet etmeyen, bir işe yaramayan tuhaf ve basit deneyimler listesi gibi. Kısacası yine Lüzumsuz İşler Müdürlüğü'mü konuşturuyorum.
Bu liste için elime kağıt kalem alıp oturup uzun uzun düşünmüyorum. Birden bir şey aklıma geliyor bunu denemeliyim diyorum, olay bundan ibaret.

Nasıl beklenti arttı mı? Listem henüz 2 maddeden ibaret, bu muydu len demenize az kaldı:)

1. madde
Halı saha maçı yapmak: Aklıma geliş hikayesi çok acayip, hiç bir bağ kuramıyorum. Hafta sonu eğitime gitmiştik. Mesleğim gereği etrafımda bir dolu erkek var. Eğitim arasında kahve içip sohbet ediyorken birden karşımdaki saplara bakıp düşüncelere daldım ve içimden dedim ki "Halı saha maçı yapmalıyım." 
"Gençler ayarlayın da bi gün halı saha maçı yapalım olma mı?"
Olur yaparız denilip geçiştirildim, galiba şaka yaptığımı düşündüler:(
Neyse işin peşini bırakmayacağım.

2.madde
Bir gün boyunca tesettürle dolaşmak: Madem tesettürlülere anlam veremiyorum denemeliyim belki biraz olsun empati kurabilirim diye düşündüm. Şaka şaka tabi ki de böyle düşünmedim. Yağmur yağıyordu kafama şalımı sardım sarmaladım. İçimden yuh dedim bu halime niye bakıyor adamlar...derken bu düşünce geldi aklıma. Bir gün bildiğin, "türban nasıl bağlanır, türban street fashion" şeklinde internette araştırmalar yapıp bu şekilde arkadaşımla falan buluşmayı düşünüyorum. Belki bira içmeye bile gidebilirim, karar veremedim ama Twitter' a düşmek istemem doğrusu.

Bakalım aklıma daha ne abukluklar gelecek, heyecanla bekliyorum.

Haydin görüştük.

26 Ocak 2016 Salı

İstenilen Gerçekliğin Frekansına Uyumlanmak


Hepimiz potansiyel süper kahramanlarız.

Çok klişedir her kişisel gelişim kitabında yazar.

"Bir şeyi çok istemeniz onun gerçekleşmesi için yeterlidir."

Afilli versiyonu:

"“Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur. O gerçeklik size ait olur. Bundan başka bir yol yoktur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir!” Albert Einstein

Her gün binlerce düşünceler geçer kafamızdan- ki bu düşüncelerin %95'i bir önceki gün düşündüklerimizle hemen hemen aynı imiş.- Bu düşünceleri kontrol etmek ise gerçek hazzın anahtarı.

Devamlı Allah'ım hayat bok gibi deme, bok gibi olur.

Amma şansızım deme, başına gelmeyen şey kalmaz.

Kendime not:  İSTENİLEN HAYATI YAŞAMAK MÜMKÜN! Napalım kaderim böyle deyip kabullenme, geleceğin bir yerlerde yazılı değil onu sen şekillendiriyorsun.

Bu durum kesinlikle felsefe ya da kişisel gelişim zırvalığı değil. Tamamen bilimsel olarak kanıtlanmış bir kanun var. "Rezonans Kanunu"

Peki nedir bu Rezonans Kanunu?

Rezonans Kanunu, evrendeki her şeyin birbirleriyle titreşimler aracılığı ile nasıl iletişim halinde olduğunu anlamamızı sağlar. Vücudumuzun her bir organı ve hücresi de dahil olmak üzere dünyadaki bütün nesnelerin ve canlıların kendilerine has bir titreşimleri vardır. Bu, madde içinde böyledir. Maddenin titreşim enerjisini incelediğimizde farklı objelerin genellikle farklı frekanslarda titreştiğini görürüz. Bazıları da aynı ya da benzer frekansta titreşir.

Bunu piyanodan da biliriz; piyanonun herhangi bir tuşuna bastığımız zaman, bu tuşla uyumlu olan diğer bütün teller de titremeye başlar. Notaların daha pes ya da tiz olması, hiç önemli değildir. Uygun frekansta olmaları onların titreşime geçmeleri için yeterlidir.

Diğer insanlar, nesneler veya olaylar, eğer bizimle aynı frekansta iseler, içimizde oluşturduğumuz titreşim alanına karşı koyamazlar. Bizim titreşimlerimize tepkisiz kalmaları mümkün değildir. Nasıl ki piyanonun basılan tuşuyla aynı frekanstaki diğer teller bu tuşun hareket ile titreşmek durumunda kalıyor ise, bizimle aynı frekanstaki insanların, nesnelerin ve olayların da bizim titreşimlerimize katılmaktan başka seçeneği yoktur.

Peki ama diğer varlıkların bizim enerjimizle titreşime geçmesi bize ne yarar sağlar? Burada, Rezonans Kanununun şu temel kuralı devreye giriyor: BENZERLER BİRBİRİNİ ÇEKERLER.

Bizim titreşimlerimizle uyumlu olan her şey, karşı koymaksızın bizim hayatımıza çekilecektir. Bu, bizim için her zaman olumlu bir şey anlamına gelmez. Mesela titreşim bazen maddeyi tahrip edecek kadar kuvvetli olabilir. Bir opera sanatçısı sadece sesinin gücü ile bir bardağı çatlatabilir. Burada yaptığı şey enerjiyi boşluktan bardağa iletmektir. Eğer bardağa iletilen enerji bardakla aynı titreşime sahipse, yani bardağın moleküler yapısı ile aynı frekanstaysa, basınç bardağı çatlatacak kadar büyük olabilir.

Biz bir bardak gibi çatlamayız tabii ki. Ama içimizdeki “negatif titreşim enerjisi” olarak adlandırdığımız şey; bizde hoşlanmadığımız, huzursuzluk verici hislerin uyanmasına, hatta belki sarsıcı olayların yaşamımıza çekilmesine sebep olabilir.

İşte bu yüzden, nasıl bir titreşim içinde olduğumuzun, bilerek veya bilmeyerek hangi rezonans alanını oluşturduğumuzun farkına varmak, bizim için çok mühimdir. Pierre Franckh


Uzun yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınız aklınıza geliyor, bir de bakmışsınız ki birkaç gün sonra bu arkadaşınız yolda karşınıza çıkıvermiş.

Bu gücün farkında olarak yaşamanın, insanın yaşam kalitesini yükselttiği kanısındayım.

Tabi istenilen şeyin mantıkla değil de kalpten istenmesi önemli. Kalbin sadece kan pompalama görevi olmadığı yıllar önce ispatlandı. Kalbin yaydığı magnetik ve elektriksel alan beynin yaydığından kat be kat fazla. Herkesin hayatında birçok kez çok yoğun duygular yaşadığı bir an olmuştur. Melankoliden etlerin mi parçalanıyor hemen isteğine odaklan, işe yarıyor test ettim. Bu aralar bunu yapamıyorum çünkü hayatın rutinine kaptırdım yine kendimi, robotlaştım hissizleştim.
Bu aralar yine kendimle baş başa kalıp duygu yoğunluğu yaşamaya ihtiyacım var bu yazı ona aracı olacak, hissediyorum.

Rezonans kanunu örneklerini ben de yaşadım Depeche Mode'u İstanbul'a sokmayan kişi benim:)

Başka bir zaman sevgilim kapalı cezaevinde 4.ayındayken o bahsettiğim yoğun duygu boşalmasını yaşadım. Ertesi gün şiş gözlerle iş yerine gittiğimde karşıma çıkan haber çok manidardı.

"Örtülü af geliyor" Özetle açık cezaevine 4 ay önce geçme hakkı kazanmıştı ve 2 gün sonra şuan eve gidiyorum diye telefon etmişti.

Valla siz diyin kader ben diyim rezonans:)

Haydi görüştük:)


16 Aralık 2014 Salı

İstanbul Ardından...

Selam süper egolar

Geçtiğimiz bir zamanda size gezi planlarımdan bahsetmiştim. Ahanda bu yazıda     http://www.selambenb.blogspot.com.tr/2014/12/spontan-islerin-adamym.html

Şimdi zaman anılarımı anlatma zamanıdır. Taze taze sıcak sıcak...

12 Aralık cuma günü öğlen saatlerinde İstanbul'a varmış bulunduk. Havalananında bizi kötü bir hava karşılamış olsa da eşyaları otele bırakıp attık kendimizi İstiklal Caddesine.

İlk mekan Topshoptu. Malum biz eziğiz bizim buralarda Topshop bulunmuyor. Neyse mağazaya girdik tam çıkıyorken arkadaş heyecanlı bak bak kim var orada diyor. Kadebostany Amina kıyafet bakıyor kendine. Heyecanlandık ve utandık konuşamadım. Bi yandan da mal gibi bakıyoz kıza kız da bize bakıyor. Çıkıverdik oradan. Çıkınca hemen sarıldım telefona arkadaşı aradım. Bilet sorsaydın ya bana ve gaz verme cümlelerinden sonra telefonu kapattım, gazımı almıştım artık hazırdım.

Topshop'a geri döndüğümüzde tabiki de kızdan eser kalmamıştı. İstiklalde sapık gibi arayan gözlerle ilerlemeye başladık. Mangoyu görünce aha kesin burdadır dedim ve daldım içeri. Hedef tam karşımda duruyordu, utanarak gittim ilkokul İngilizcesiyle başladım konuşmaya.

O kadar sıcakkanlı enerjisi yüksek bir hatundu ki, mütevazılığına ve tavrına hayran kaldım. Fotoğraf çekilmek istediğimde hemen karizmatik başkan Kadebostan'ı da çağırdı yanına, kısa bir muhabbetten sonra hoş bir anı ve fotoğraf elde etmiş oldum.

Cuma gecesi planı tabiki de yılların özlenen mekanı Machine Club'tı. Oraya gitmeden önce Küçük Beyoğlunda Hönönö isimli shotlarımızı çaktık. İçiş felsefesi çok eğlenceli. Garson altı kalın bardağı çaatttt die masaya vuruyor, shot köpürüyor ve 1 yudumda içiyorsun.



Oradan Machine Club'a geçtik gayet ölü bir saatte. Enerjimiz yetmedi ve oranın en eğlenceli saatlerine kalamadık.

Ertesi gün nihayet büyük gün geldi çattı. Bok var gibi konser 10'da diye o saatlerde gittik oraya. Tıklım tıkış ve iğrenç bir atmosferde konseri izleyemeden geceyi sonlandırdık. Sahneyi bir 10 sn civarı görebilmişimdir neredeyse. Ama yine de nolursa olsun, bu harika konsere gittiğim için çok mutluyum. Bi daha olsa bi daha gitmem ama İnş İzmire de gelirler diye dua ederim.

Konserden bir sahneyle yazımı bitiriyorum. Hoşçakalın cicişler.




3 Aralık 2014 Çarşamba

Spontan işlerin Adamıyım






Bayadır yazmamışım içim acıdı, işlerim mi yoğunlaştı ne?

Kadebostany diye tatlı mı tatlı bir grup var, 12-13 Aralıkta İstanbul Hayal Kahvesindeler. Sevdiğim bir grup ama kendilerine taa İzmirlerden konsere gidecek kadar da deli olmam. Sonuçta ne konserler kaçırmış insanım 2 kez Prodigy, 1 Rammstein, Chemical Brothers...bu örnekler uzar gider. Kadebostany'i kaçırsam nolur diye düşünür dururum birkaç zamandır.

Derken cuma günü mesai bitimine saatler kala arkadaşı aradım gitsek mi acaba diyerekten. 5 dakika sonra da kendimi uçak biletlerini almış buldum.

Sonuç haftaya İstanbuldayım aa dostlar.

Ertesi gün de bir Machine Club patlatmayı düşünüyorum. Ahanda şöyle bir yer:




Bir de ucuza kalacak yer ayarladık mı, ohh mis gibi plan.
Bu arada Prodigy'e selam olsun.

6 Kasım 2014 Perşembe

Çünkü Entelektüellik Bunu Gerektirir




Hello

Geçtiğimiz cumartesinden bahsetmek isterim, size bir ibretlik hikaye daha anlatmış olayım böylece.

Cumartesi gündüzden planlar yapılmaya başlandı. Abi kısa film festivali varmış ya bugün ona gidelim cümleleri havalarda uçuştu.

O gece açılış olduğundan en iyisi yarın gidelim, bu gece de evde içeriz dedik. Bayan M, beni, Bayan Ö yü ve Bay F'yi evine davet etti. Hikayeye böyle kod adlarıyla başlayınca tecavüz, vahşet haberi gibi algılandığının farkındayım ama durum baya farklı.

Bir yandan içip bir yandan Bu Tarz Benim izlememizden aslında gecenin sonunu tahmin etmemiz gerekirdi. Bir kaç saat boyunca jüriyle bir biz de muhteşem yorumlarımızı konuşturduk. Ara ara napıyoruz biz deyip kendimize gelip alternatif müzik açsak da yine kendimizi o salak programı izlerken bulduk.

Sonra şöyle bir muhabbet geçti. Bir araştırmaya göre IQ su yüksek insanlar Thom Yorke, Shins... gibi grupları dinliyormuş, IQ su düşükler Beyonce felan, demekki süper zekayız diye havalara girmiştik ki birden kendimizi Beyonce dansları yapmaya çalışırken bulduk. Beyonce da kesmeyince en son Mezdeke eşliğinde inanılmaz figürler sergilemekteydik. Elimde videoları var şantaj için saklıyorum.

Alkol işte tüm eğlencelerin atası:)

Alkolü seviyorum, arkadaşlarımı da. Hele ikisi bir araya geldi mi tadından yinmez...

30 Eylül 2014 Salı

Müziğin Bünyeme Etkisi


Daha önce de bahsetmiştim azcık duygusal insanım doğal olarak müziğin bana etkisinin hat safhaya ulaştığı noktalar olabiliyor. Olabiliyor diyorum çünkü bu etki moduma göre değişkenlik gösteriyor, gün geliyor çalan müzik içimi titretiyor, bazen etlerimi yolasım geliyor; gün geliyor üfff kapatın şunu sükunet istiyorummm diye bağırabiliyorum.

Müzikle ilgili değişik bi duygu değişimi yaşadım geçenlerde. Özel dönemimdi belki ondandır diye düşünüyorum ya da umuyorum:) Çünkü bazen bu duygusallık beni korkutuyor.

İşten geldim yorgun argın bir şeyler hazırladım, yemek yiyorum tek başıma. Tek başıma yemek yemeği sevmem bu sebeple olsa gerek ya radyo ya tv açık olur maksat evde ses olsun. Yine her zamanki gibi Joy FM dinliyorum. Jason Mraz'dan I'm Yours şarkısı çalmaya başladı. Hastası olmamakla beraber sevdiğim bir şarkı ama belki 1 yıldır denk gelip de dinlememişimdir. Neyse şarkı çalmaya bir başladı bildiğin için için ağlamaya başladım, belki küçük bir anıyı çağrıştırdı belki geçen yılı bilmiyorum ama nasıl içten ağladığımı anlatamam. Anlatamadığım gibi bir sebep de gösteremiyorum.

Bir de genç ergen gibi Rammstein dinleyip dinleyip evde gaza gelişlerim var o ayrı bi mesele. Dinleyip birden bende son otobüse yetişme isteği yaratan ve bu amaçla yokuş aşağı koşturmamı sağlayan yine Rammsteindır. Teşekkürler Rammstein, Prodigy gibi gaz veren gruplar... Benim gibi uyuz insana bu denli enerji aşıladığınız için sağolun varolun.






Yeri gelmişken bu aralar sıkça dinlediğim bir kaç favori müziğimi paylaşayım madem, yazım boşa gitmesin.

Kadebostany-Walking with a ghost (Aralıkta İstanbul'a geliyiler.)



Redd- Don Kişot



Redd- Prensesin Uykusuyum (Redd'e kıyak geçtim.)


Blue Foundation- Bonfires



Yoav- Beautiful Lie



Yoav- Club Thing (Kemikli yüzüne kurban..)



Beck- Everbody's Gotta Learn Sometimes



Beirut- Postcards from Italy (sıcacık şarkı)



Depeche Mode- Heaven



Chemical Brothers- Salmon Dance



Jay Jay Johanson-She Doesn't Live Here Anymore



Jay Jay Johanson- She's mine but i'm not hers.



Koop- Koop Island (gözümü kapatır kulaklığı takarım kendimi tatilde hayal ederim.)



Teoman- Gündüz Düşleri



Hurts- Wonderful Life



David Bowie- I'm Deranged (Lost Highway in başlangıç müziği kendisi)



Bu liste uzayıp gider...
İyi dinlemeler.