ceza hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceza hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2016 Çarşamba

Gözümde Canlanır Koskoca Mazi



Selamlar

Uzun zaman önce şöyle bir yazı paylaşmıştım:

http://selambenb.blogspot.com.tr/2015/04/the-best-of-aclar.html

Mahkemeler, cezaevi, kesinleşmiş ceza...  Bunlar benim sıradan ve monoton hayatıma fazla ağır gelmişti, afallamıştım. Birkaç yıl önce mahkum sevgilisi olacağımı söyleseler gülerdim herhalde, hoş şimdi de bir tuhaf geliyor kendimi bu şekilde etiketlemek..

1 yıl 2 ay cezaevinde kalmak! Ne büyük bir trajediydi bizim için.

Bu olay kesinleştiğinde yaşadığımız buhranı hatırlıyorum, şimdi o duygular ne kadar da uzak... Duygular uzak ama o günleri düşündüğümde yaşadığım kalp sıkışmasının yoğunluğunda hiç bir azalma yok. Bir 10 yıl geçse de değişmeyecek sanıyorum.

Geçen seneki duyguların yerini çoktan tatil ve gelecek planları, hatta başka kaygılar almış durumda. Biraz heyecanlı biraz endişeliyim şuan. Çok değil tam 15 gün sonra "FREEDOMMM!!" diye haykıracak sevgilim. Yine bi cugara yakacağız körfezde denizi izleyerek...Ama bu kez yüzümüzde bunu da mı yaşadık şaşkınlığı olan sersem ve rahatlamış bir gülümseme ile.

Dur mahkeme yeniden başlayacak, dur ha çıktı ha çıkacak, dur denetimli serbestlik uzayacak... diye diye geçirdik bir yılı. Çok acayip, ne kadar çabuk ama ne kadar da uzun zaman geçti gibi...

Bu arada hala bekliyorum.

Ama bu kez son 15 gün.



25 Ağustos 2015 Salı

Hayat bana "Şaka Yaptım" dedi



Selamlar,

Çok enerjik bir B. var şu an karşınızda.

Dün pazartesi sendromu içerisinde kıvranırken bir haber ile karşılaştım.


ŞOK HABER!

ÖRTÜLÜ AF GELİYOR.

İlk olarak bu şok haberin "Cem Uzan'a Hapis Şok'u" tadında dandik bir haber olduğundan şüphe etsem de heyecanlanmadan duramadım.

Haberi açtığımda heyecanımın çok yerinde olduğunu anladım.

Aynen şöyle:

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı yönetmelik değişikliği ile hükümlülerin kapalı cezaevinden açık ceza evine geçiş süresi yarı yarıya indirildi. Yönetmeliğin önceki halinde cezalarının 5’te 1’ini iyi halli olarak çeken hükümlülerin açık cezaevine geçişi öngörülürken değişiklikle bu oran 10’da 1 olarak düzenlendi. Açık ceza evinde 6 ay kalan hükümlülerin şartlı tahliye tarihine 1 yıl kala erken tahliye olabileceklerine ilişkin 2012’de yürürlüğe giren “örtülü af” düzenlemesi ile birlikte değerlendirildiğinde örtülü aftaki ceza indirimleri artmış oldu.

C'mooooonnnnnnnnnnnnnnnnn!!!!

Son zamanlarda aldığım en iyi haber. Bu habere göre erkek arkadaşımın kapalı ceza süresi 4 ay önce sona ermiş oldu. Aralıkta çıkması gereken Açık ceza evine şimdi çıkacak.

Hemen ceza evini aradım, çalışmaların hafta sonunda başladığını, dosyaların incelendiğini ve sevklerin bile başladığını söylediler.

İnanamıyorum Allah'ım nasıl bir hediyedir bu. Bir gün öncesinde ceza evinin çevresinde dolanıp avludan gelen sesleri dinleyip ağlarken, ertesi gün böyle bir haberle havalara sıçradığımı görüyorum.

İşte hayat...

C'est La Vie

7 Temmuz 2015 Salı

Artık Anladım, Beklemenin Sonu Yok


Tüm evren bir olmuş benle Ta*ak geçiyor.

Daha nasıl acı çektirebiliriz bu 2 velede çok eğlenceli oluyor izlemesi diyorlar galiba.

Nisan- Mayısta hapis cezasına itiraz dilekçesinin sonucunu bekledim olumsuz çıktı. Tam her şey bitti derken başka bir avukat hayatıma ışık tutmuştu, Haziran başında gerçekleşecek yeniden yargılanmayı bekledim. Yeniden yargılanma için ilk mahkeme gerçekleşti, Adli Tıp Raporunu bekledim, geldik Temmuza.

Dün avukatımız aradı nasıl bir heyecan bayılıcam resmen günlerdir bu anı beklemişim iyi kötü sonuçlanacak diye. Telefonu açarken geçen birkaç saniye boyunca beyin nasıl çalıştı anlatamam. Tüm beynime arılar, karıncalar doluştu. Ölmeden önce derler ya hayat film şeridi gibi gözünün önünden geçer diye. İşte bana da aynen olan o.

"Alo B.'ciğim Adli Rapor çıktı. Çocuğun kaşında iz yokmuş bu iyi bir şey. Ama yanağında varmış Plastik cerrahiye yollayacaklar herifi ordan da EMG çekilecek."

Haydaaaaa..

Arkadaş şaka mısınız? Birileri işkence yöntemini mi değiştirdi, gitgide işkencenin dozunu artırılalım bu kız artık uyuştu hissetmiyo mu dedi anlamıyorum artık.

Biz ülkecek bir şeyleri uzatmayı ne çok seviyoruz ya, dizilerin sonu gelmez, yasal işlemlerin sonu bitmez her şeyimiz böyle, uzattıkça uzatırız, sonunda da bi bok olmaz.

Bir yerlerde benim günlüğü devamlı okuyup da "Vayy be ne heyecanlı hikaye acaba sonu ne olacak" diyen varsa eğer, hadi güzelim kışkış benim hikayemin de boku çıktı artık.

Bu arada 1+0 ne eder 1 eder B.nin Günlüğünün 1. yılı kutlu olsun!

(Böyle bir kutlama hayal etmemiştim gerçi ama...Seneye artık.)


Sevgiler...






9 Haziran 2015 Salı

İyi Avukat versus Kötü Avukat


Yaklaşık 3 ay önce bok gibi bir sürecin içine girdim. Daha önceki yazımda da bahsetmiştim. http://selambenb.blogspot.com.tr/2015/04/the-best-of-aclar.html

Birden kendimizi avukatların kapılarını aşındırırken bulduk. Ben böyle iğrenç meslek görmedim yemin ediyorum (işini iyi yapanları tenzih ederim.) Çaresiz bir durumdayken umut satarak insanların bin tl lerini cebe indirmenin nasıl bir açıklaması, nasıl bir iş ahlakı var anlayamıyorum bir türlü. Ne avukatlarla karşılaştık anlatamam. Bu kafaya gelebilmek için avukat yerine koydum kendimi cık.. ne yaptıysam olmuyor.

Son çaresiz günlerimiz hıldır hıldır avukat arıyoruz netten. Şöyle bir makale başlığıyla karşılaştık:

"Kesinleşmiş hapis cezasına itiraz mümkün!"

Aha dedim galiba aradığımız kan bulundu. Aradım hemen taa İstanbul'dan bir avukat, sanki İzmir'de avukat kıtlığı varmış gibi.

Beyefendi ile ilk telefon konuşmamızı aktarıyorum.

- Merhaba avukat bey bizim şöyle şöyle bir olayımız var cezamız kesinleşti ne yapabiliriz.
- Bakın Bayan B. bu işi Türkiye' de yapabilecek tek kişi benim, çoğu avukat bilmez bile cezaya itiraz edileceğini. Örneklerim de mevcut internet sitemden bakabilirsiniz. Gelin görüşelim detaylı konuşalım.
- Ama biz İzmir'deyiz nasıl yapsak?
- Bakın hastasınız öleceksiniz diyelim tek çareniz var parmağınızı kestirmek, yapmaz mıydınız?!!
- (Yuhh amk) Yani tabi..
- İlacınız yurtdışında, gidip almaz mıydınız?
- Yani alırdım tabi.
- Peki o zaman bekliyorum görüşmeye.

Çok hayat tecrübem yok ama bu kısa süre bana çok iddialı konuşan kişilerin aslında ne kadar boş kişiler olduğunu göstermeye yetmişti, hatta telefon görüşmem biter bitmez bile aynı şeyi düşündüm ama yine de görüştüm, niye biliyor musunuz? Ahh keşke dememek için...
Aynen öyle...Keşke dememek için bir umut satın aldım pazarlıkla, 5.000 TL'si peşin 15.000 TL'si cezadan kurtulunca. (10.000 TL ye 10.000 TL'ydi pazarlıktan önce)

Burada isim vermeyeceğim bana düşmez ama böyle bir hukuk kariyerinin eninde sonunda mahvolacağını da biliyorum. Mahvolmadı diyelim bu şekilde yıllarca devam etti kariyerine... Bu kutsal mesleği amacına uygun bir biçimde yürüterek kişisel hazzı doruk noktasına çıkarmak varken işi ticarete dökmek sizce nasıl bir sonuç doğurur? Sizce o paranın bir hayrı olur mu? Sizce bu şekilde kişisel haz, mutluluk sağlanır mı?

Neyse, dilekçemiz yazıldı okuyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Dilekçenin özü şu:

"Tahrik indiriminin en düşüğünden faydalandırılmış bu olmaz, ağır tahrik var
Müvekkilimin sabıkası yok, mahkemeye de herhangi bir saygısızlığı yok, iyi hal indiriminden faydalandırılmamış, olmaz." Lan?!

Dilekçeyi alır almaz aradım, "beyefendi bakın böyle bir dilekçe yazmışsınız elinize sağlık uğraştınız da, ne kadar indirim yapıp yapmayacağı hakimin insiyatifinde olan bir şey değil mi daha vurucu yaklaşsaydık??" Bakın ben haktan hukuktan anlamam mühendis insanım ama dilekçenin çok zayıf olduğunu anlamak zor değil. "Avukat Bey çocuğun yüzünde iz olmadığına dair fotoğraf falan koysaydık?"

-Olmaz bakın hukuk çok farklı bir şey anlamamanız çok doğal. Dilekçe çorba gibi olur.
- İyi peki ne diyeyim hayırlısı olsun (bir yandan gitti 5.000 TL diye dövünmek.)

Nitekim ki o dilekçe kabul edilmedi, çok şaşırdık.

Daha sonra İzmir'den daha önce de görüştüğümüz arkadaşımızın bir akrabası olan Av. Hakkı Çelik'e gittik tekrardan. Adam 33 yıldır bu işlerle uğraşıyor ve bugüne kadar bize dediği her şey oldu. Çocuklar salak mısınız kandırdılar sizi, siz niye bana güvenmediniz dedi. Babacan ve güven verici bir tavırla yaklaştı bize her zaman. İşi geçen hafta devraldı, 2 fotoğraf 1 dilekçeyle mahkemeye gidip başvurusunu yaptı.

Sonuç: Yeniden yargılanma talebimiz kabul edildi, o hıyarın suratında iz olmadığının tespit edilmesi için yeniden Adli Tıp'a sevki gerçekleştirilecek.

Hıyara not: Ah be hıyarcığım, o düğünlerde çekildiğin kabak gibi selfie'leri Facebook'una niye yükledin?

Sana da bir lafım var Sayın kadın programlarına çıkan Türkiye'nin 1 numaralı avukatı!
Demekki siz anlamazsınız demekle ve hayal satmakla olmuyormuş, demekki öğreneceğiniz daha çok şey varmış.