1 Eylül 2014 Pazartesi

Yönetmen de Benim Oyuncu da


Niye Bu Kadar Düşünüyorum

Kafam hep dolu gereksiz ayrıntılarla. Mesela geçmişten gelen bir gülüş karşılığında benim utangaç gülüşüm, her şeyin birden ağır çekim şeklinde ilerlemesi, o an hissettirdikleri, gözlerimin parlaması, onun gözlerinin parlaması, bizi gören birinin birbirimize o anki hislerimizin ne olduğunu çok net anlaması ve onun şaşkın bakışı, her ayrıntısıyla aklımda. Olayın aslı böyle olmayabilir.Ama ben yönetmen edasıyla sahneleri yeniden yeniden çekiyorum. İstesem bir şey hissetmediğim insanlara tutkuyla bağlanabilirim, geçmişi düşünmem yeterli. Melankoliyi seviyorum, geçmişe özlem duymak göbek adım. Geçmişe bu denli takılı kalmak iyi mi orası tartışılır.

Duyguları yoğun yaşıyorum sanırım. Birisinden ayrılması çok zor benim için. Sadece birisi değil, bir şehirden bir mekandan, bir mevsimden, bir yaştan...

Burada unutulamayan bir sevgiliden bahsetmiyorum. Benim olayım bambaşka. Bahsetmek istediğim, geçmişte olan sıradan olayları düşünüp hüzünlenmem. Üniversite yıllarım, eskiden dinlediğim şarkılar, yasemin kokusu, çocukluğum, eski iş yerim, sevgilimle tanıştığım ilk an gibi küçük ayrıntılar beni hüzünlendirmek için yeterli.

Genel olarak yorucu bir özellik ama seviyorum, ayrıntıları düşünmek zihnimi canlı tutup bir şeyi kolay kolay unutmamamı sağlıyor. Neyseki gelecekle ilgili de manyak hayallerim var da birbirini nötrlüyor:)

Düz mantık bakarsak anı yaşayabiliyorum.

10x(-zaman)+bugün+10x(+zaman)=bugün YAŞASIN:))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder