aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2016 Çarşamba

Happy End Şeysi


Görsel sonucu

Yine yeni bir B. ile karşınızdayım.
Zorlu bir süreçten geçeceğimden bahsetmiştim geçenlerde, ahanda şu yazı:
http://selambenb.blogspot.com.tr/2016/10/babaya-itiraflar-seans.html

Umarım iyi haberlerle dönerim demiştim bloğuma, haberler iyi:)

Şimdi buraya yazsam yıllardır yaşadığım iç hesaplaşmamı, can çekişmelerimi, o yoğunluğu aktarabilir miyim? Bilemiyorum Altan.

Üzerimde yaklaşık 9 yıldır biriken bir yükün bir anda kaybolması derin bir boşluk bıraktı bünyemde.
Redd gurubu şu sıfat tamlamasını benim bu durumum için keşfetmiş sanki:

MÜKEMMEL BOŞLUK.

Bir kuş gibi hafifledim efendim, hayat amacım bir nebze sekteye uğradı ne yapacağımı şaşırdım başta ama mutluluk hissi çabucak yer etti bünyemde.

Haa bu arada 1 aylık zaman içinde yerine başka başka endişeler gelmeye başladı o ayrı bir mevzu. Hatta öyle endişeler ki kabuslar görülmeye başlandı.

Yavaş yavaş evlencem kezbanlığı moduna geçiş yapmak istiyorum ama elimde değil içimde yok. Düğün salonları işini otomatikman annemlere pasladım, dediklere her şeye ooo süpermiş diyorum, tabak bakarken bayılasım geliyo, koltuk modellerinden tiksiniyorum. Tek zevk aldığım konu değişik gelinlik modeli bulmaya çalışmak ve bunu ucuza getirmek. Yeni hobim.

İçim sıkıldı, işime geri dönüyorum.

by.

7 Ekim 2016 Cuma

Babaya İtiraflar Seansı



Baba nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Aslında bu haftasonu eve sizi ziyarete gelmemin bir amacı var. Sonunda cesaretimi toplayabildim ve sizinle konuşmaya karar verdim. Niye bu kadar beklediğimi soracak olursanız da tek diyebileceğim korkaklık.

Bugüne kadar hep merak etmişsinizdir. Yaşıtlarım evlenirken benim bırakın evlilik hayali kurmamı bugüne kadar bir erkek arkadaşımın olmaması tuhafınıza gitmiştir. Kendimle çok savaştım, emin olmak istedim. Ben erkeklere karşı zerre ilgi duymuyorum. Elimde değil olmuyor.

Şok etkisi sessizliği...

Hehehhhehh. Nasıl da ödünüz koptu ya kıyamam.

Çıtayı Allahuekber Dağlarına yükselttiğime göre esas konumuza geri dönelim.

Benim uzun bir süredir erkek arkadaşım var, hem de oldukça uzun bir süre. Biz artık evlenmek istiyoruz. Nasipse yaza yeni hayatıma başlamak istiyorum.

Ne mezunu, nereli, anası babas neci?

Eminim isminden önce bu soruların sorulacağından. İşin kötü tarafı 3 sorunun cevabı da ofsayt. İşte korkunun en temel kök nedeni.

Bundan sonrası artık demogaji yeteneğime ve iletişim gücüme bağlı.

Korkuyoruz blog reyizzz

Şen şakrak bir yazıyla dönüş yapmak dileğiyle...




1 Haziran 2016 Çarşamba

Gözümde Canlanır Koskoca Mazi



Selamlar

Uzun zaman önce şöyle bir yazı paylaşmıştım:

http://selambenb.blogspot.com.tr/2015/04/the-best-of-aclar.html

Mahkemeler, cezaevi, kesinleşmiş ceza...  Bunlar benim sıradan ve monoton hayatıma fazla ağır gelmişti, afallamıştım. Birkaç yıl önce mahkum sevgilisi olacağımı söyleseler gülerdim herhalde, hoş şimdi de bir tuhaf geliyor kendimi bu şekilde etiketlemek..

1 yıl 2 ay cezaevinde kalmak! Ne büyük bir trajediydi bizim için.

Bu olay kesinleştiğinde yaşadığımız buhranı hatırlıyorum, şimdi o duygular ne kadar da uzak... Duygular uzak ama o günleri düşündüğümde yaşadığım kalp sıkışmasının yoğunluğunda hiç bir azalma yok. Bir 10 yıl geçse de değişmeyecek sanıyorum.

Geçen seneki duyguların yerini çoktan tatil ve gelecek planları, hatta başka kaygılar almış durumda. Biraz heyecanlı biraz endişeliyim şuan. Çok değil tam 15 gün sonra "FREEDOMMM!!" diye haykıracak sevgilim. Yine bi cugara yakacağız körfezde denizi izleyerek...Ama bu kez yüzümüzde bunu da mı yaşadık şaşkınlığı olan sersem ve rahatlamış bir gülümseme ile.

Dur mahkeme yeniden başlayacak, dur ha çıktı ha çıkacak, dur denetimli serbestlik uzayacak... diye diye geçirdik bir yılı. Çok acayip, ne kadar çabuk ama ne kadar da uzun zaman geçti gibi...

Bu arada hala bekliyorum.

Ama bu kez son 15 gün.



30 Temmuz 2015 Perşembe

Ağlayamamak


Haykırarak ağlamak istiyorum şuan, duvarlara vura vura. Bazen tolere edemiyorum yaşadıklarımı, eşik değerimi aşıyorum. O an hunharca ağlamaya ihtiyacım oluyor tam da şuanda olduğu gibi.

Şakaklarımdaki damarlar patlayacak şişmiş sanki tıkanmış, bir haykırsam çözülüverecek gibi her şey.

Ben hala elimden bir şey gelmeden bekliyorum ve bekliyorum. Beklemenin sonu hiç gelmeyecek sanrısına kapıldım, 114 gündür uyuştum, bekliyorum.


Bugün sesini duydum yine. O sesin niteliği benim önümdeki 1 haftanın nasıl geçeceğini belirliyor. Sadece o küçücük ton farkı, "nasıl olsun işte" deki iç çekiş beni öldürmeye yeter.


Özledim, kelimelere dökemeyecek kadar çok özledim onu.
Onu görmekle geçmeyecek bir özlem bu, onu yaşamayı özledim ben. Beraber planlar yapmayı, dışarı çıkmayı, film izlemeyi özledim. Bira içmeyi özledim karşılıklı selamın aleyküm diyerek, üff yarın iş var demeyi/üff hatırlatma dedirtmeyi özledim. Uyumayı özledim içimde umarsız bir rahatlıkla, sımsıkı sarılmasını sonra da sıcaktan dolayı soğuk duvara yapışmasını özledim.

Ruhum yoruldu artık gitgide yanarak kül oluyorum. Küllerimi rüzgara savurduğunuzda özgürlüğüme kavuşmuş olacağım.

Hadi zaman bize yardım et!

14 Temmuz 2015 Salı

Mutsuzluk


Yine içimde bir sıkıntıyla bıraktım kendimi bloğumun serin sularına..

Hayatımı minimumda yaşıyorum bu aralar, zaten genel olarak bu böyleydi, şu can sıkıcı olaylarla bu durum hat safhaya ulaştı.

Mutsuzum, öyle böyle değil, hiç olmadığım kadar mutsuzum.

Bu hayat bana yetmiyor, içimde patlamaya hazır ve nazır bir güç, bir kuvvet var buna eminim. Ama onu bir türlü çıkaramıyorum ortaya. Öğrenmeye, keşfetmeye, üretmeye ihtiyacım var ama nasıl yaparım, ne yaparım, nasıl haz sağlarım bu hayattan inan hiçbir fikrim yok.

Benim kendimi bulmaya ihtiyacım var.

Yıl sonunda yapmak istediklerimi ne güzel de yazmıştım oysa ne kadar haz almıştım, evet başlangıç olarak yapmak istediklerimi yazmıştım bir kenara, peki sonuç?

Sonuç bok, hiç beklemediğim şeylerle karşılastım. Oysaki 2015 süper geçecekti kendimi birçok konuda geliştirecektim. Yapacaklarım az çok belliydi. Şuanki isteğim ne peki: Rölantide yaşamak... Onun biran önce gelmesini beklemek. İşe gidip geleyim, karnımı doyurayım, arada müziklerle hüzünlenip bir bira içeyim, haftasonu gelsin hunharca uyuyayım sadece uyuyayım...

Hayattan beklentim tam olarak bu değildi.

Sıkıldım düzelsin artık her şey.




16 Nisan 2015 Perşembe

The Best of Acılar




Genel anlamda mutlu bir yaşantım oldu hep şükrettim. Elbette ölümler gördüm acı çektim ama bu olay the best of acılara girmeye hak kazandı.

Benim için çok değerli birinin hayatı mahvoldu hem de bunda benim de payım var. Belki de istemeden kötülük yaptım dolaylı yoldan da olsa evet suçluyum. Hayatımda ilk kez "Keşke.."dedim. Çaresizim elimden geleni sonuna kadar zorluyorum ama şuan beklemekten başka çarem kalmadı. Ben bu haldeysem o kimbilir neler yaşıyor diyorum daha da mahvoluyorum. Haber alamamak nasıl olduğunu bilememek, sesini duyamamak çok acı. Bekleyiş ayrı bir yıpranma sebebi, beklemenin ardı daha bok.

Yaklaşık 1 aydır ruh gibiyim, işe gidip geliyorum gözlerimin altı çökmüş, her gün neyin var hasta mısın sorularından sıkıldım. Yastayım amk.

Geçen hafta ilk kez dışarı çıktım yanımda o yokken. Amaç kafa dağıtmaktı daha da darlandım. Artık bir yerde uzun süre oturmak, eğleniyor gibi görünmeye çalışmak işkence benim için. Oturduğum mekandan ayrıldım çıktım deniz kıyısına bir sigara yaktım onu düşünerek. Onun için manzaranın ve özgürlüğün zevkini yaşadım 10 dakikalığına, belki de hisseder umuduyla.

Çok uzak, hiç aklıma gelmeyen bir durumun içindeyiz, meğer hayatın öncelikleri ne kadar farklıymış akla hayale gelmeyecek şeylermiş. Özgürlüğün sağlık, beslenme ve barınmadan sonra en önemli ihtiyaçlardan biri olduğunu görmek için böyle bir olayın içinde bulunmak gerekirmiş.

Bu günlerde inanç ve umut en önemli güç kaynağı, şuan beni ayakta tutan bu olgulardan başkası değil. Umarım en acısız biçimde atlatılır bu süreç.

Allah hayatımdaki en önemli insanlardan biri olan en yakınıma, arkadaşıma, aşkıma sabır, güç ve bir kez olsun şans versin.

Babamın çok ünlü bir lafı vardır, bu lafı kullanacağım ve onaylayacağım hiç aklıma gelmezdi ama şimdi söylüyorum.

" Hayatımı S*keyim"

Bu yazıya konu olan baş kahramanın bu yazıyı okuduğunu hayal ediyorum ve ardından şunu söylüyor

"Üzülme baba yak bi cugara..."

Neyse bi sigara yakayım.