30 Temmuz 2015 Perşembe

Ağlayamamak


Haykırarak ağlamak istiyorum şuan, duvarlara vura vura. Bazen tolere edemiyorum yaşadıklarımı, eşik değerimi aşıyorum. O an hunharca ağlamaya ihtiyacım oluyor tam da şuanda olduğu gibi.

Şakaklarımdaki damarlar patlayacak şişmiş sanki tıkanmış, bir haykırsam çözülüverecek gibi her şey.

Ben hala elimden bir şey gelmeden bekliyorum ve bekliyorum. Beklemenin sonu hiç gelmeyecek sanrısına kapıldım, 114 gündür uyuştum, bekliyorum.


Bugün sesini duydum yine. O sesin niteliği benim önümdeki 1 haftanın nasıl geçeceğini belirliyor. Sadece o küçücük ton farkı, "nasıl olsun işte" deki iç çekiş beni öldürmeye yeter.


Özledim, kelimelere dökemeyecek kadar çok özledim onu.
Onu görmekle geçmeyecek bir özlem bu, onu yaşamayı özledim ben. Beraber planlar yapmayı, dışarı çıkmayı, film izlemeyi özledim. Bira içmeyi özledim karşılıklı selamın aleyküm diyerek, üff yarın iş var demeyi/üff hatırlatma dedirtmeyi özledim. Uyumayı özledim içimde umarsız bir rahatlıkla, sımsıkı sarılmasını sonra da sıcaktan dolayı soğuk duvara yapışmasını özledim.

Ruhum yoruldu artık gitgide yanarak kül oluyorum. Küllerimi rüzgara savurduğunuzda özgürlüğüme kavuşmuş olacağım.

Hadi zaman bize yardım et!

14 Temmuz 2015 Salı

Mutsuzluk


Yine içimde bir sıkıntıyla bıraktım kendimi bloğumun serin sularına..

Hayatımı minimumda yaşıyorum bu aralar, zaten genel olarak bu böyleydi, şu can sıkıcı olaylarla bu durum hat safhaya ulaştı.

Mutsuzum, öyle böyle değil, hiç olmadığım kadar mutsuzum.

Bu hayat bana yetmiyor, içimde patlamaya hazır ve nazır bir güç, bir kuvvet var buna eminim. Ama onu bir türlü çıkaramıyorum ortaya. Öğrenmeye, keşfetmeye, üretmeye ihtiyacım var ama nasıl yaparım, ne yaparım, nasıl haz sağlarım bu hayattan inan hiçbir fikrim yok.

Benim kendimi bulmaya ihtiyacım var.

Yıl sonunda yapmak istediklerimi ne güzel de yazmıştım oysa ne kadar haz almıştım, evet başlangıç olarak yapmak istediklerimi yazmıştım bir kenara, peki sonuç?

Sonuç bok, hiç beklemediğim şeylerle karşılastım. Oysaki 2015 süper geçecekti kendimi birçok konuda geliştirecektim. Yapacaklarım az çok belliydi. Şuanki isteğim ne peki: Rölantide yaşamak... Onun biran önce gelmesini beklemek. İşe gidip geleyim, karnımı doyurayım, arada müziklerle hüzünlenip bir bira içeyim, haftasonu gelsin hunharca uyuyayım sadece uyuyayım...

Hayattan beklentim tam olarak bu değildi.

Sıkıldım düzelsin artık her şey.




7 Temmuz 2015 Salı

Artık Anladım, Beklemenin Sonu Yok


Tüm evren bir olmuş benle Ta*ak geçiyor.

Daha nasıl acı çektirebiliriz bu 2 velede çok eğlenceli oluyor izlemesi diyorlar galiba.

Nisan- Mayısta hapis cezasına itiraz dilekçesinin sonucunu bekledim olumsuz çıktı. Tam her şey bitti derken başka bir avukat hayatıma ışık tutmuştu, Haziran başında gerçekleşecek yeniden yargılanmayı bekledim. Yeniden yargılanma için ilk mahkeme gerçekleşti, Adli Tıp Raporunu bekledim, geldik Temmuza.

Dün avukatımız aradı nasıl bir heyecan bayılıcam resmen günlerdir bu anı beklemişim iyi kötü sonuçlanacak diye. Telefonu açarken geçen birkaç saniye boyunca beyin nasıl çalıştı anlatamam. Tüm beynime arılar, karıncalar doluştu. Ölmeden önce derler ya hayat film şeridi gibi gözünün önünden geçer diye. İşte bana da aynen olan o.

"Alo B.'ciğim Adli Rapor çıktı. Çocuğun kaşında iz yokmuş bu iyi bir şey. Ama yanağında varmış Plastik cerrahiye yollayacaklar herifi ordan da EMG çekilecek."

Haydaaaaa..

Arkadaş şaka mısınız? Birileri işkence yöntemini mi değiştirdi, gitgide işkencenin dozunu artırılalım bu kız artık uyuştu hissetmiyo mu dedi anlamıyorum artık.

Biz ülkecek bir şeyleri uzatmayı ne çok seviyoruz ya, dizilerin sonu gelmez, yasal işlemlerin sonu bitmez her şeyimiz böyle, uzattıkça uzatırız, sonunda da bi bok olmaz.

Bir yerlerde benim günlüğü devamlı okuyup da "Vayy be ne heyecanlı hikaye acaba sonu ne olacak" diyen varsa eğer, hadi güzelim kışkış benim hikayemin de boku çıktı artık.

Bu arada 1+0 ne eder 1 eder B.nin Günlüğünün 1. yılı kutlu olsun!

(Böyle bir kutlama hayal etmemiştim gerçi ama...Seneye artık.)


Sevgiler...






24 Haziran 2015 Çarşamba

Şu Big Day'in Bi Türlü Gelememesi Sorunsalı


Ay yeter çıldırıyorum.

Öleceksem aniden acısız ölmeyi yeğlerim ama beklemek işkence yemin ederim acı çekerek öldürüldüğümü hissediyorum.

Perşembe big day dedik neredeyse 1 hafta geçti ses soluk yok, bürokrasinize prosedürünüze sıçayım.
Mübarekler sanki otopsi mi yapıyorsunuz alt tarafı 2 metreden adamın suratına bakıp ok ya da nok diyeceksiniz.

Artık rüyalarım bile dizi kıvamına geldi resmen ilerlemeli rüya görüyorum bu süreçle ilgili. Paralel hayatımda iş çoktan kötü de sonuçlansa sona erdi. Kendi rüyamda gördüğüm yetmiyor arkadaşlarıma da bulaşıyor. Huzursuz uyur olduk artık. Resmen 4 farklı yönetmen olarak aynı kişinin başrol olduğu rüyaları, aynı anda vizyona soktuk.

Umudum gitgide tükenmek üzere, iyi düşünmeye çalışıyorum ama durum çok iç açıcı değil.

Neyse iyi düşünelim iyi şeyler olsun. Kurtulalım artık şu işten.

16 Haziran 2015 Salı

18 Haziran Perşembe-The Big Day



Birçok duyguyu bir arada yaşıyorum şuan.
Stres, korku, heyecan, mutluluk...

Televizyonunu yeni açanlar için özet geçeyim. Sevgilim 3 yıl önce yılbaşında çıkan bir kavga sonucunda 3 yıl 4 ay hapis cezası aldı (yatarı 1 yıl 2 ay) Bu haberi 3 ay önce aldığımızda şok olduk, hayatımız aniden mahvoldu. Yaşadığımız o süreci kelimelere dökmem mümkün değil. The best oflara girmeye hak kazanmıştı. O gittiğinden beri işin peşini bırakmadım ve sonunda karşılığını aldım.

18 Haziran perşembe günü yeniden yargılanma gerçekleşecek.

Durumun belirsizliği beni birçok duyguyu bir arada yaşamaya itiveriyor. Böyle nasıl anlatsam iş yerinde yerimde duramıyorum ayaklar paso yerinde oynuyor huzursuz ayak misali:) Mesela dün baştan sona Ceza Muhakemesi Kanunu'nu okudum. İçimde hep bir korku vardı, ya bu çocuğun cezası kaldırılacağına artırılırsa diye. Ama CMK'nın 323. maddesine göre yeniden verilecek hüküm belirlenmiş cezadan daha ağır bir cezayı içeremez imiş. Meğer araştırmak gibisi yok imiş:)

Yeniden yargılanma talebinin kabul edilmesi bile çok büyük bir adım, haberi aldığımda döktüğüm mutluluk gözyaşlarının haddi hesabı yok bayılıverecektim işyerinde. Ama o gün yaklaştıkça korkuyorum... Perşembe en güzel günüm de olabilir en kötü günümde...Ya her şey sona ererse, artık yeni bir B planım kalmadı her şeyi tükettim. Bu belirsizlik ne boktan bir şeydir ya.

Şu 1 hafta 1 yıl gibi geçti bana, kaldı 2 gün. O da yaklaşık bir 2 ay gibi gelir herhalde. Sonunda ipler kopacak. Umarım buraya bi daha geldiğimde güzel haberler getiririm.

Sağlıcakla...





9 Haziran 2015 Salı

İyi Avukat versus Kötü Avukat


Yaklaşık 3 ay önce bok gibi bir sürecin içine girdim. Daha önceki yazımda da bahsetmiştim. http://selambenb.blogspot.com.tr/2015/04/the-best-of-aclar.html

Birden kendimizi avukatların kapılarını aşındırırken bulduk. Ben böyle iğrenç meslek görmedim yemin ediyorum (işini iyi yapanları tenzih ederim.) Çaresiz bir durumdayken umut satarak insanların bin tl lerini cebe indirmenin nasıl bir açıklaması, nasıl bir iş ahlakı var anlayamıyorum bir türlü. Ne avukatlarla karşılaştık anlatamam. Bu kafaya gelebilmek için avukat yerine koydum kendimi cık.. ne yaptıysam olmuyor.

Son çaresiz günlerimiz hıldır hıldır avukat arıyoruz netten. Şöyle bir makale başlığıyla karşılaştık:

"Kesinleşmiş hapis cezasına itiraz mümkün!"

Aha dedim galiba aradığımız kan bulundu. Aradım hemen taa İstanbul'dan bir avukat, sanki İzmir'de avukat kıtlığı varmış gibi.

Beyefendi ile ilk telefon konuşmamızı aktarıyorum.

- Merhaba avukat bey bizim şöyle şöyle bir olayımız var cezamız kesinleşti ne yapabiliriz.
- Bakın Bayan B. bu işi Türkiye' de yapabilecek tek kişi benim, çoğu avukat bilmez bile cezaya itiraz edileceğini. Örneklerim de mevcut internet sitemden bakabilirsiniz. Gelin görüşelim detaylı konuşalım.
- Ama biz İzmir'deyiz nasıl yapsak?
- Bakın hastasınız öleceksiniz diyelim tek çareniz var parmağınızı kestirmek, yapmaz mıydınız?!!
- (Yuhh amk) Yani tabi..
- İlacınız yurtdışında, gidip almaz mıydınız?
- Yani alırdım tabi.
- Peki o zaman bekliyorum görüşmeye.

Çok hayat tecrübem yok ama bu kısa süre bana çok iddialı konuşan kişilerin aslında ne kadar boş kişiler olduğunu göstermeye yetmişti, hatta telefon görüşmem biter bitmez bile aynı şeyi düşündüm ama yine de görüştüm, niye biliyor musunuz? Ahh keşke dememek için...
Aynen öyle...Keşke dememek için bir umut satın aldım pazarlıkla, 5.000 TL'si peşin 15.000 TL'si cezadan kurtulunca. (10.000 TL ye 10.000 TL'ydi pazarlıktan önce)

Burada isim vermeyeceğim bana düşmez ama böyle bir hukuk kariyerinin eninde sonunda mahvolacağını da biliyorum. Mahvolmadı diyelim bu şekilde yıllarca devam etti kariyerine... Bu kutsal mesleği amacına uygun bir biçimde yürüterek kişisel hazzı doruk noktasına çıkarmak varken işi ticarete dökmek sizce nasıl bir sonuç doğurur? Sizce o paranın bir hayrı olur mu? Sizce bu şekilde kişisel haz, mutluluk sağlanır mı?

Neyse, dilekçemiz yazıldı okuyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Dilekçenin özü şu:

"Tahrik indiriminin en düşüğünden faydalandırılmış bu olmaz, ağır tahrik var
Müvekkilimin sabıkası yok, mahkemeye de herhangi bir saygısızlığı yok, iyi hal indiriminden faydalandırılmamış, olmaz." Lan?!

Dilekçeyi alır almaz aradım, "beyefendi bakın böyle bir dilekçe yazmışsınız elinize sağlık uğraştınız da, ne kadar indirim yapıp yapmayacağı hakimin insiyatifinde olan bir şey değil mi daha vurucu yaklaşsaydık??" Bakın ben haktan hukuktan anlamam mühendis insanım ama dilekçenin çok zayıf olduğunu anlamak zor değil. "Avukat Bey çocuğun yüzünde iz olmadığına dair fotoğraf falan koysaydık?"

-Olmaz bakın hukuk çok farklı bir şey anlamamanız çok doğal. Dilekçe çorba gibi olur.
- İyi peki ne diyeyim hayırlısı olsun (bir yandan gitti 5.000 TL diye dövünmek.)

Nitekim ki o dilekçe kabul edilmedi, çok şaşırdık.

Daha sonra İzmir'den daha önce de görüştüğümüz arkadaşımızın bir akrabası olan Av. Hakkı Çelik'e gittik tekrardan. Adam 33 yıldır bu işlerle uğraşıyor ve bugüne kadar bize dediği her şey oldu. Çocuklar salak mısınız kandırdılar sizi, siz niye bana güvenmediniz dedi. Babacan ve güven verici bir tavırla yaklaştı bize her zaman. İşi geçen hafta devraldı, 2 fotoğraf 1 dilekçeyle mahkemeye gidip başvurusunu yaptı.

Sonuç: Yeniden yargılanma talebimiz kabul edildi, o hıyarın suratında iz olmadığının tespit edilmesi için yeniden Adli Tıp'a sevki gerçekleştirilecek.

Hıyara not: Ah be hıyarcığım, o düğünlerde çekildiğin kabak gibi selfie'leri Facebook'una niye yükledin?

Sana da bir lafım var Sayın kadın programlarına çıkan Türkiye'nin 1 numaralı avukatı!
Demekki siz anlamazsınız demekle ve hayal satmakla olmuyormuş, demekki öğreneceğiniz daha çok şey varmış.






16 Nisan 2015 Perşembe

The Best of Acılar




Genel anlamda mutlu bir yaşantım oldu hep şükrettim. Elbette ölümler gördüm acı çektim ama bu olay the best of acılara girmeye hak kazandı.

Benim için çok değerli birinin hayatı mahvoldu hem de bunda benim de payım var. Belki de istemeden kötülük yaptım dolaylı yoldan da olsa evet suçluyum. Hayatımda ilk kez "Keşke.."dedim. Çaresizim elimden geleni sonuna kadar zorluyorum ama şuan beklemekten başka çarem kalmadı. Ben bu haldeysem o kimbilir neler yaşıyor diyorum daha da mahvoluyorum. Haber alamamak nasıl olduğunu bilememek, sesini duyamamak çok acı. Bekleyiş ayrı bir yıpranma sebebi, beklemenin ardı daha bok.

Yaklaşık 1 aydır ruh gibiyim, işe gidip geliyorum gözlerimin altı çökmüş, her gün neyin var hasta mısın sorularından sıkıldım. Yastayım amk.

Geçen hafta ilk kez dışarı çıktım yanımda o yokken. Amaç kafa dağıtmaktı daha da darlandım. Artık bir yerde uzun süre oturmak, eğleniyor gibi görünmeye çalışmak işkence benim için. Oturduğum mekandan ayrıldım çıktım deniz kıyısına bir sigara yaktım onu düşünerek. Onun için manzaranın ve özgürlüğün zevkini yaşadım 10 dakikalığına, belki de hisseder umuduyla.

Çok uzak, hiç aklıma gelmeyen bir durumun içindeyiz, meğer hayatın öncelikleri ne kadar farklıymış akla hayale gelmeyecek şeylermiş. Özgürlüğün sağlık, beslenme ve barınmadan sonra en önemli ihtiyaçlardan biri olduğunu görmek için böyle bir olayın içinde bulunmak gerekirmiş.

Bu günlerde inanç ve umut en önemli güç kaynağı, şuan beni ayakta tutan bu olgulardan başkası değil. Umarım en acısız biçimde atlatılır bu süreç.

Allah hayatımdaki en önemli insanlardan biri olan en yakınıma, arkadaşıma, aşkıma sabır, güç ve bir kez olsun şans versin.

Babamın çok ünlü bir lafı vardır, bu lafı kullanacağım ve onaylayacağım hiç aklıma gelmezdi ama şimdi söylüyorum.

" Hayatımı S*keyim"

Bu yazıya konu olan baş kahramanın bu yazıyı okuduğunu hayal ediyorum ve ardından şunu söylüyor

"Üzülme baba yak bi cugara..."

Neyse bi sigara yakayım.