14 Mayıs 2018 Pazartesi

Mis gibi yeni hobiler

Bilen bilir planladığım şeyleri çok da hayata geçirememe gibi bir durumum vardır. Gerçi son bir yıldır durum hiç de fena değil. Özellikle sene başında belirlediğim hedefleri incelediğimde bazı şeyleri pek de farkında olmadan gerçekleştirmişim.

Bu ara kitaplara güzel sardım ama dalga geçilmemesi adına rakam vermiycem:) 1 yılda okuduğum kitap sayısına çoktan ulaştım diye üstü kapalı yazayım.

Dikiş kursuna yazıldım 1500 TL bayıldım. bu konudaki yorumlarım şöyle: Kurs usta olmaya yeter mi? Kesinlikle hayır. Birincisi kurs genel olarak modelistlik ağırlıklıydı. Temel kalıpları ve model uygulamayı öğrettiler. Bunun dışında da 3-5 parça yamuk yumuk bir şeyler diktik. Kimisine göre kurs oldukça faydasız ve gereksizdi ama ben farklı düşünüyorum, kurs temel için yeterli gerisi öğrenciye kalmış. Ciddi anlamda vakit ayrılsa ortaya acayip güzel çalışmalar çıkar. Dikiş dikmekle el becerisi acayip gelişiyor. Kursun tek dezavantajı modele bu kadar vakit ayrılacağına kesinlikle dikişe ayrılmalıydı. Çünkü katılımcıların tek isteği dikiş öğrenmek. Zaten ortada zilyon tane kalıp var. Kalıp öğrenmek isteyen kim:( Hazır söz açılmışken kursun adını da yazalım "Atölye İzmir- Modelistlik" dediğim gibi faydası tartışılır, beklentiyi ona göre tutmak lazım. (Bu arada 3 kez hoca değişti) Dikiş namına şuan için yapabileceğim tek şey hunharca bir şeyler dikmeye çalışmak, kendini geliştirmenin tek yolu bu. Bu hobi iş kıvamına gelir mi, ahh keşke ama işte orası biraz zor be gülüm. (Oysaki bilinçaltımdaki en derin amacım kıyafet üretmek ve bu işten para kazanmak, içimi titreten bir hayal...)
letshine atelier ile ilgili görsel sonucu
Evimizin atölyesi Letshine Atelier'a devam ama heves ve uğraşı bir kaç tık düştü. Satış yapmak için ürün çıkartmak lazım, sipariş olmadan ürün çıkarınca elinde patlıyor, çıkarmasan bunun yerine model fotoları koyup sipariş üzerine üretim yapsam hem hayaller hayatlar olma riski var hem de birebir üretmediğin fotoları koymak pek hoş değil, güven azaltıyor. 3 -4 ucu boklu değnek, bi çare bulamıyoruz. Şimdilik durukoyuyor kısaca. Maalesef eski haz kalmadı, para kazanmadıkça motivasyon düştü.

Yeni bir hobi, bisiklet sevdasına kapıldık. Spor yapmayı günahım kadar sevmem o yüzden yapmaktan keyif aldığım bir spor bulduğumda resmen ona yapışıyorum. Bu ara Karşıyaka içi her yer bisiklet stayla. Gerçekten keyifli, pozitif enerjiyle doluyor insan.

Ahanda biricik bisikletim.


Tam bir yılannnn..















Yeni bir iş konusuna gelince işler hiç de iç açıcı değil. Şu son 3 yılda 9 firmayla görüşmüşümdür, ya ben gerizekalıyım ya da ortada saçma sapan gereksiz ve amatör bir sürü şirket dolu. Bunu tam olarak objektif olarak değerlendirmiş değilim henüz. Zaten benim amacım gerçekten yeni bir iş bulmak mı buna da emin değilim. Sabah 6.30 akşam 7.30 arası evde olamadığın ve kendine vakit ayıramadığın sürece bence hepsi aynı bok. bu duruma kökten çözüm bulmak lazım.

Durumlar bunlar. Haziranda kırılma noktası yaşanılacak bir gelişme dışında çok da bi action yok bu aralar.

5-6 aya yazarım herhal:)

7 Mart 2018 Çarşamba

Vizyon Sahibi Film İzleyecisi Bebe

Küçüklüğümüzde yaşadığımız bazı sahneler ne kadar gerçek ve net. En gereksiz bazı enstantaneler bile en ince ayrıntısına kadar akıllarda. Annemin beni ayağında sallayarak uyutmaya çalışması, benim o sırada tv izlemem, annemin durumu fark edip kızması ve bir gözüm açık çaktırmadan izlemeye devam etmem gibi..Ne travmatik ne de çok heyecanlı bir anı olmamasına rağmen bu anıyı böyle net hatırlıyor olmam ne kadar enteresan bir durum.

Çocuklukta yaşadığımız anılar bir yana izlediğimiz diziler, filmler, dinlediğimiz müzikler ve bizde uyandırdığı hisler de çok yoğun olmuştur ben de. Bu durumun yalnızca benim için geçerli olmadığına eminim. Çünkü sosyal medyada 90'lı yıllar paylaşımlarına duygulanan ve iç geçiren bir güruh mevcut.

Benim de 90' larda daha bebeyken izlediğim beynime kazınan ve çok etkilendiğim bir kaç film var.
Bu filmlerin ben de bıraktığı etki bir film izledim hayatım değişti minvalinde.
İşin enteresan tarafı bu filmlerden bazılarını acaba yine aynı etkiyi yaratacak mı diye yıllar sonra tekrar izlediğimde zevkimin hiç de değişmemiş olduğunu gördüm.

Bu filmlerden en ama en ama en favorim E.T
Herhalde bu filmi izlediğimde yaklaşık 4-5 yaşlarındaydım. Çok etkilenmiştim hatta ailemin sakladığı eski çizimlerime baktığımda her 5 resimden 3'ünün E.T olduğunu görüyorum. Diğer iki resim ise lunapark ve eniştemin keliydi. Şu görselde bile içim bir hoş oldu.

İkinci favorim Beter Böcek
Tim Burton hayranlığımın temelleri bu filme dayanıyor olabilir. Belki çocukken görülen kabuslar ve ölüm korkum da bu filmle hortladı. Analiz etmek lazım.

İlgili resim

Diğer bir etkilendiğim -ki bu filmi bir daha hiç izlemedim- Ölüm Kadına Yakışır.
Bu filmi hangi ortamda kimlerle izlediğimi bile çok net hatırlıyorum o derece.
Hatta bu yazı haftasonu tekrar bu filmi izlememe bir vesile olsun.
Ne sayko bir filmdi yareppim resmen algılarım açılmıştı. O zaman kavrayamamıştım ama kadınlara empoze edilen güzellik algılarıyla ilgili etkili bir ironik film olduğunu hatırlıyorum (şayet film gerçekten hatırladığım gibiyse:)-) Demekki instagram önce de hayat böyleymiş. Kesinlikle tekrar izlemeliyim.












Şimdi küçüklük aşkım dizilerden, çizgi filmlerden de bahsetmek farz oldu artık bunu da başka yazıya saklayalım.

by.

7 Şubat 2018 Çarşamba

Durmak Yok Girişimci Hayallere Devam

Kendini bu kadar tekrar eden tek ben miyim çok merak ediyorum. Devamlı aklıma yeni girişim fikirleri geliyor, sonra bir şey oluyor ya vazgeçiyorum ya çok uçuk geliyor ya da askıya alıyorum. Sonra aklıma oldukça genius bir fikir daha geliyor yine heyecanlanıyorum bi de bakmışım meğer ben bu fikri bi 2 yıl önce kadar zaten düşünmüşüm.

Beynim çok çalışıyo be günlük ama gereksiz konulara çalışıyor. Annem küçükken boşuna lakap takmadı bana "Gereksiz İşler Müdürü" diye. Ama ne yapacan ben de iş yerinde böyle şeylerle umutlanıp mutlu oluyorum işte. Yani yine kısaca "Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, işteyim." moduna giriyorum.

Bakalım son günlerde ne girişimlerde bulunmuşum (manyak gibi bunları unutmayayım diye notlarıma kaydediyor olmam da incelenmesi gereken bir durum)

En favori hayalim eski yıkık dökük taş ev almak:
Son 2 haftadır beynimi oldukça meşgul eden bir hayal oldu. Beynimde görsel şölen yaşatan bir girişim olduğu için mutlu oldum ve oldukça heyecanlandım.

sahibinden.com dan müstakil ev bakmaya başladım (>filtre fiyata göre sırala artan diyerek:))

Karşıma bir ev çıktı Aman Yareppi diyerek kafamda rustik, loft tarzı iç mimariler, kocaman boydan boya cam duvar ve açık hava sinemasına dönecek bir bahçe hayalini canlandırdım.
Gizlim saklım yok ahanda ev şu:














Aileme bu durumdan bahsettiğimde dalga geçme kahkahaları duyunca cesaretim kırıldı:(
Ama kafaya koydum gidip bakcam hem belki soğurum böylece.

Bugün bulduğum taze bir hayale geçelim: (gerçi 2-3 yıl önce başka varyasyonlarını bolca düşünmüştüm)

İmar gerektirmeyecek ama elektriği, suyu, yolu olan ormanlık içinde bir arazi bulmak. Hatta bu yer şöyle tepeden deniz de görebilirse off tadından yenmez. Peki ne yapılır bu araziyle, aklıma gelen camlı konteynerdan yapılmış pratik bir ev. Bu evler için imara da gerek duyulmuyor sanırsam hatta tarlalara bile yapılabiliyor betan zemin gerektirmediği için.

Hayalimdeki tam olarak şöyle bir şey:

 

Aslında konteynerdan çok uygun fiyatlara ev yapan bir kaç Türk firması var ama bu tarz yapabilecek var mı, pek de emin değilim:/

Diğer bir hayal -uzun dönem hayal- yat aşçılığı:

Bu hayali kocamdan özendim, kendisi bir süredir yat kaptanlığı sertifikası almayı planlıyor. Aslında amacı lüks yatlarda kaptanlık yapmak değil, daha gerçekleşme olabilitesi olan bir hayal: hafta sonları balıkçılık turları.
Hem risk alıp kendi işini bırakmamış olacak hem de güzel bir ek gelir elde edecek. Baktı işler tıkırında yürüyor turizm amaçlı kaptanlık niye olmasın?
Eğer iş o raddeye gelir de güzel para kazanmaya başlarsa ben de yamanacam yanına, aşçı olarak. Zaten yemek yapmaya bayılıyorum çok beceremesem de.

Yalnızca 3000 euro farkla kaptanın yanına aşçısını da ister misiniz? 

Diğer bir girişim hayalim aneyle bir iş kurmak.

Kendisi emekli oluyor yazın, yalvardım adete gözünü seveyim bir şeyler düşün de hayata geçirelim. Şimdilik nikah hediyelikleri imalatı yapıcaz, çünkü hayal gücümüz anca buna yetti:( Aslında karlı bir iş ve zevkli ama fırsat kovalayan Türk milletinde bunu yapan çok.

Bunlar dışında en çok gerçekleştirmeye yaklaştığım Allah'ın emri girişimim Letshine Atelier - bu aralar çok da aktif olmasa da- çalışmalarına devam ediyor.

İşte bebeklerimden bazıları:

 

 








Linkini de şöyle bırakıp reklamımı da yapayım.

https://www.instagram.com/letshine_atelier/

Daha nice girişim hayallerinde görüşürüz şekerim.

Muckk


21 Nisan 2017 Cuma

Emperyalizmin Oyunu Evlilik Müessesesi

Selamlar

Çoğu kişi farkındadır, yaşamımızın tamamen tüketmeye yönelik olduğuna. Özellikle bizim gibi ülkeler ve bizim gibi orta düzey kişiler için bu durum daha da belirgin. Sanattan tutun spora bilim ve teknolojiye kadar her şeyi saniyesine tüketmekle mükellefiz. Bir şarkı düşünün yaz aylarında mekanlarda çalıyor birden ünlü oluyor kimsenin dilinden düşmüyor ama ömrü 3-4 ay.
Tüketim çılgınlığının bendeki yansıması ise şöyle:

"Minimal yaşa B. Aman ihtiyacından fazlasını alma, sence buna gerek var mı" deyip kıyafet dolabını ağzına kadar doldurmak:) En azından farkındalığım var deyip kendimi teselli edeyim.
Tüketiciyim ama yine de sosyalistliğin vermiş olduğu faydayı hissedebiliyorum, hele ki şuanda hunharca devam eden evlilik hazırlıklarımda.
Benim gündem belli, evlilik. Evlenecek ve taze evlenen arkadaşlarla devamlı fikir alışverişindeyim. Onları dinledikçe kendimi bu kadar kaptırmadığıma şükrediyorum.
Misal geçenlerde biri şunu dedi

"B.ciğim benden tavsiye kına tahtını sakın hazır alma yaptır yarı yarıya denk geliyor."

Kına mı tahtı? Çok komik değil mi len.

Evet kına, nişan, kız isteme falandı filandı tabi ki de girişmeyeceğim işler ama her ne kadar ıyyy ben bunları yapmayacağım desem de gereksiz diye tabir edilecek bazı kararlar almadım değil, mesela wedding clip. Wedding clip için anlaştığım gün kendimi kapitalizmin serin sularına bıraktığım gündür. abartmıyorum 2 gece uyuyamadım.

Gelelim gelinliğe.

Yola şöyle çıkmıştım. Iyy kabarık taşlı bol dantelli gelinlik mi iğrenç. Benimkisi kesinlikle kabarık olmayacak, iyi bir terzi bulup diktireceğim. Vereceğim para 2.000 TL' yi geçmeyecek, sonuç: kendimi tasarımcının ofisinde hat katır dizayn yaptırırken buldum, hat katırı yazmayı bile beceremiyorum. Bu nasıl bir sektör midem bulandı 7.500 TL'ye dikiyorum dedi 3.500'e anlaştık, Allahsız.

Bu paraya hiç üzülmedim efendim, inşallah bitince de üzülmem efendim.

O değil de giden paranın haddi hesabı yok, keşke evleneceğime iş kursaydım:(


7 Mart 2017 Salı

2017 yılı Hedefleri



Yine geldik klasikleşen yeni yıl hedeflerini belirleme faslına. Bu seneki hedefler biraz klasik olacak gibi bir his var içimde.

Bu arada en son 2015 yılı hedeflerimi konuşmuştum, gayet çeşitli ve renkliydi.

http://selambenb.blogspot.com.tr/2015/01/2015-yl-hedeflerim.html

Tekrar okudum da keşke gerçekleştirseydim diye güzel bi iç geçirdim.

2016 yılı benim için rolante yılı olduğundan hedef konusuna çok da odaklanmamış, ihtiyaç duymamıştım.

Gelelim 2017 hedeflerine, gerçekleştiremediğim hedefleri de kapsayacak şekilde güzelce bir plan hazırladım:

1- İlk hedefim kesinlikle Akdeniz, namı diğer "Yeni bir İş"

Aslında yeni işe geçme planlarım 2016 'nın 2. yarısından sonra idi. Ama iş yerindeki motivasyon düşüşleri, bölümde tek başıma kalmam, dandik endirek bir bölümde çalışıp işe yaramıyor hissedişlerim, özgüvenin düşüşe geçmesi dolayısıyla ertelemenin pek de faydalı olmayacağını gördüm.

Durum çok da parlak değil. Yıllar önce yüzlerce açık pozisyon varken hatta elemek için bir çok filtre kullanıyorken, bulunduğum bölgedeki aktif iş ilanları 2 sayfayı geçmiyor. Ekonomi ve piyasaların bok gibi olduğunu biliyordum ama hiç bu denli hissetmemiştim. 10'a yakın başvurum oldu 2 yerle görüştüm, biri bok gibi diğeri çok hoşuma giden yerlerdi. Bok gibi olan olumsuz döndü, diğerinin sonucunu heyecanla beklemekteyim.

Yeni işimdeki en büyük isteğim güzel bir çalışma ortamı, işe yarar kaale alınan bir bölümde çalışıp ortalama olan potansiyelimi bu şevk sayesinde yükseltmek. Açık konuşayım iş konusunda çok baskın, dinamik biri değilim, o yüzden şuan ki çalıştığım gibi bir bölümde böyle bir liderle çalışmak beni daha da tembelleştirip hımbıllaştırıyor. Suçu kesinlikle başka taraflarda aramıyorum, bazı insanlar vardır ki farkını her yerde gösterir. Okulda küçücük bir ödevde bile...Hatta öyle ki böyle kişilerin gücü bölümün dandikliğini bile yok edebilir cinsten olabilir. Hayatında kaç kez böyle biriyle karşılaştın dersen -direk aklımda isimleri bile canlandı- sayısı 5' i geçmez ve ben kesinlikle bu kategoriye girmiyorum, oldukça standart ve sıradanım. Standart insanlar da başarılı olabilir mi? Doğru bir iş yeri, doğru pozisyon ve doğru bir yöneticiyle kesinlikle evet. Bana kesinlikle böyle bir iş lazım. Ayrıca dozunda olmak koşuluyla bir tutam stres ve zor iş motivasyon için her zaman iyidir.

2- Oku, oku, oku

İlk olarak elimde bulunan 5-10 kitap ivedilikle bitirilecek.

Daha sonra başta klasikler ve meslek alanımda olmak üzere okunması gereken kitapların listesi çıkarılıp kitapseverlerle oluşan uçurum kapatılmaya çalışılacak. (marttan aralık ayına kadar toplamda 20 kitap. Gerçekçi hedef olsun.)

2- Aktif Hafta sonu

Haftada 1 gün mutlaka dış mekan sporu yapılacak (tenis, trekking, bisiklet gibi...) Aslında spora başlama kararlarım vardı ama erteledim canım istemiyor. 34 beden olmak güzel ama tv karşısında yatmak daha güzel. Hem çok zayıflayınca memeler sönmüş balona benziyor.

3- Sanat

Hep düzenimin olmamasından yakınılıp bir türlü aksiyon alınamayan yağlı boya hobisi alevlenecek (eylül 2016 yeni yaşam alanı kurulduğunda.)

4- Yeni hobi edinme

Yeni heves edindim. Dikiş öğrenmek. Hatta bunun için KSK ya yerleşmeyi beklemeyi düşünüyordum ki yazarken aklıma geldi niye erteliyorum?

5- İyilik konusu

Çok üzülerek söylüyorum iyilik yapmak gerçekten aklımın ucundan bile geçmiyor. Hatta dijital platform sayesinde başlayan çok guzel bir faili meçhul iyilik hareketi var, bahaneyle katıldım kartlarım da geldi ama hala unutuyorum:) Bu sene tek yaptığım iyilik sokakta çiğ enginar yiyen minik Suriyeli kıza yemek ısmarlamak oldu. Onda da kendimi hiç de iyi hissettiğim söylenemez.

İlk olarak faili meçhul kartları devreye girecek daha sonra da başka iyiliklere odaklanılacak. Ruhu besleyecek bir hedef. Nedir bu iyilik hareketi diyorsanız inceleyin:

http://www.fikiratolyesi.com/faili-mechul-kiyak/

6- 5 yeni yer gör. Gezip geçmeyle kalma, tam anlamıyla o yer hakkında araştırmalar yapıp bilgi edin.

7- Bir önceki dönemden kalan hedef: Ayda 1 pazar Dünya mutfaklarından yemekler yapmayı dene, zehirlenme pahasına da olsa sevdiklerine güzel sofralar hazırla. (Eylülden sonra)

Şimdilik bunlar, uygulamaya çalışacağız artık...

baybay.



22 Kasım 2016 Salı

Kalder 25.Kalite Kongresi Ardından

Kalder yine muhteşem bir kongreye ev sahipliği yaptı. Bu benim Kalite kongresine 2. katılışım, gönül ister ki her sene bu deneyimi yaşayayım ama zor tabi.

Kongrenin bu seneki teması "Yeni Normal" idi.

Bir zamanlar uzak Virane kentinde bilge ve güçlü bir kral hüküm sürüyordu. Bu kentin ortasında suyu serin ve berrak bir kuyu vardı. Kral ve saray halkı dâhil bütün kent oradan su içerdi. Bir gece herkes uyurken bir cadı kente girdi ve kuyuya garip bir sıvıdan yedi damla damlattı ve dedi ki: "Bu saatten sonra bu sudan kim içerse delirecek." Ertesi sabah kral ve mabeyincisi dışında herkes kuyudan suyunu içti ve cadının söylediği gibi delirdi. Kral ve mabeyincisi zekilik yaptıklarını düşündüler fakat o kadar delinin içinde akıllı olmak "NORMAL" olmamaktı. O gün boyunca insanlar dar sokaklarda ve pazar yerlerinde birbirlerine şundan başka bir şey söylemediler: "Kral delirmiş, kral ve mabeyincisi akıllarını kaçırmış. Kuşkusuz deli bir kral tarafından yönetilemeyiz." Kral, akşam bir kuyudan kadehin doldurulmasını emretti ve kadehten bol bol içti ve mabeyincisine de içirdi. Kral ile mabeyincisi de artık "NORMAL" olmuştu.

Kahlil Gibran, The Wise King

Kongrenin Işık Saçanları, her daim takip edilecekleri:
Prof. Dr. Özgür Demirtaş: Konuşma tarzına, mimiklerine, heyecanına, bilgi birikimine ve çözüm odaklılığına hasta olunası  Kongrenin yıldızıydı.
Ahmet Şerif İzgören: Zaten hayrandık daha da hayran kaldık. Ya ismi çok tanıdık kimdiii:( diyenler için Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır diyorum.
Ali Çağatay: Abdullah Gül'e laf sokuşları <3 Ben
Damla Birol: (Türk Tuborg Ceo) Tek kelimeyle My Woman! O karizma, duruş, parıltı tüylerimi diken diken etmeye yetti. damlabirol.com bloğununun bundan böyle azılı takipçisiyim. İş değiştirirken kesinlikle Türk Tuborg'u zorlamaya karar verdim.
Kevin Warwick: İnsan kongrede kendini ne kadar bilim kurgu içerisinde hissedebilir? Tam anlamıyla inanılmazdı. Ortaokul yıllarında çokça haşır neşir olduğum bilim ve gelişmelerden bu kadar uzaklaştığım için kendime küfrettim. Cyborg nedir, yapılan deneyler hakkında çok enteresan bir oturumdu.

Kongrede İlgimi Çeken Bu Konuyu Detaylamasına İncelemeliyim Dediğim Konular:
Cyborg
Endüstri 4:0
Fırsat Eşitliği Sertifikası
Turkish Win ve Binyaprak projesi (Hatta 2 Aralıkta İzmirdeler.)

Maxim Gorki okuyan fırıncı çırağının hikayesi
Sistema Venezzuella (müzik sistemi) araştırılacak (bana neyse:) sadece merak işte)

Okunacak Kitaplar
Ulusların Düşüşü
Dr Jekyll and Mr. Hyde (ah hangi filmi araştırırken duymuştum bu adı bir hatırlayabilsem)
Ana (artık ertelemeye bir dur demenin vakti gelmişti.)

Dip notlar:
Artık şirketlerde performans ölçümü yerine potansiyel ölçümü var

Mutluluk=varoluşu becermek
Varoluş için
1-seveceksin
2-üreteceksiz (haz)

Niteliksel değerler peşinden koşan mutluluğa yakındır, para pul mal mülk insanın hazzını doyuramaz tam tersi boşluğu artırır. (kapitalizm sen nelere kadirsin:( )

olmak>sahip olmak (o yüzden deneyimler mal mülkten daha önemli.)

Kişinin potansiyeli baskı altında çıkar.

Çocuklarınızı başarısızlıklardan korumaya çalışmayın, başarısızlıkları sonucunda potansiyellerini ortaya çıkarmasını sağlayın.

Cam tavan: Feminist kuramdaki glass ceiling (cam tavan), kadın'ın iş hayatında sadece belli bir noktaya kadar yükselebilişi; buranın ötesine ilerlemesinin, karar verme yetkisine sahip insanların -nihayetinde ataerkillikle bağlantılı- bir dizi bilinçli/bilinçsiz düzenlemeleriyle engellenişi durumunu anlatmak için kullanılan mecazi bir kalıp imiş. Bunu da öğrenmiş bulundum.

Söz uçar yazı kalır mantığıyla kongre deneyimlerimi aktarmış bulunayım, umarım devamı gelir diyerekten yazımı noktalayayım.

Kaliteli günler dilerim:)

9 Kasım 2016 Çarşamba

Happy End Şeysi


Görsel sonucu

Yine yeni bir B. ile karşınızdayım.
Zorlu bir süreçten geçeceğimden bahsetmiştim geçenlerde, ahanda şu yazı:
http://selambenb.blogspot.com.tr/2016/10/babaya-itiraflar-seans.html

Umarım iyi haberlerle dönerim demiştim bloğuma, haberler iyi:)

Şimdi buraya yazsam yıllardır yaşadığım iç hesaplaşmamı, can çekişmelerimi, o yoğunluğu aktarabilir miyim? Bilemiyorum Altan.

Üzerimde yaklaşık 9 yıldır biriken bir yükün bir anda kaybolması derin bir boşluk bıraktı bünyemde.
Redd gurubu şu sıfat tamlamasını benim bu durumum için keşfetmiş sanki:

MÜKEMMEL BOŞLUK.

Bir kuş gibi hafifledim efendim, hayat amacım bir nebze sekteye uğradı ne yapacağımı şaşırdım başta ama mutluluk hissi çabucak yer etti bünyemde.

Haa bu arada 1 aylık zaman içinde yerine başka başka endişeler gelmeye başladı o ayrı bir mevzu. Hatta öyle endişeler ki kabuslar görülmeye başlandı.

Yavaş yavaş evlencem kezbanlığı moduna geçiş yapmak istiyorum ama elimde değil içimde yok. Düğün salonları işini otomatikman annemlere pasladım, dediklere her şeye ooo süpermiş diyorum, tabak bakarken bayılasım geliyo, koltuk modellerinden tiksiniyorum. Tek zevk aldığım konu değişik gelinlik modeli bulmaya çalışmak ve bunu ucuza getirmek. Yeni hobim.

İçim sıkıldı, işime geri dönüyorum.

by.