12 Kasım 2014 Çarşamba

Kaloriferiniz Açık mı Ekmek Isıtcam



Profesyonel olmakla daha doğrusu olamamakla başım dertte.

İşimi değiştirirken kendimce bir karar almıştım. Artık daha klasik giyinmenin yanısıra daha ciddi ve insanlara daha mesafeli olma planlarım vardı. Çünkü eski işimde lakayıt bir ortam ve lakayıt bir B. vardı, bundan dolayı çok çekmiştim. Yeni işime gayet şık kıyafetlerle ve cool bir duruşla başladım. Ama B. bu, durur mu hiç. Profesyonel duruşa sadece 3 hafta dayanabildim. 3. hafta sonunda maalesef ki ağzımdan şu cümle çıkıverdi "Her boku da biliyon ha.."

Daha 2 gün önce Arge departmanına gittiğimde oradaki insanlar şu şaheser cümleyle karşılaştılar "Kaloriferiniz yanıyo mu ekmek ısıtcam da" Ben kendime artık ne diyim pes ya...Ne hayvan insansın bir bilim yuvasına gitmişsin git teknik bir şeyler sor ekmek ısıtcam ne?:))

O değilde ben iş yerinde çok sıkılıyorum, işte bunlar hep sıkıntıdan. Madem bütün günümüz işte geçiyor kendi eğlencemizi yaratmak lazım, kafama uyan insan lazım. Herkes yaşlı, herkes anne, çocuğundan bahsediyor falan:( 2 kafa dengi insan gördüm mü üslubumda gerçekleşen yavşamalar işte bu yüzden.

İlerde ünvanlı bir pozisyona geçtiğimde şimdiden vayy halime diyorum, başka da bir şey demiyorum.
Profesyonel yaşantınızda başarılar diliyorum. Hadi öptüm gözlerinizden...

6 Kasım 2014 Perşembe

Çünkü Entelektüellik Bunu Gerektirir




Hello

Geçtiğimiz cumartesinden bahsetmek isterim, size bir ibretlik hikaye daha anlatmış olayım böylece.

Cumartesi gündüzden planlar yapılmaya başlandı. Abi kısa film festivali varmış ya bugün ona gidelim cümleleri havalarda uçuştu.

O gece açılış olduğundan en iyisi yarın gidelim, bu gece de evde içeriz dedik. Bayan M, beni, Bayan Ö yü ve Bay F'yi evine davet etti. Hikayeye böyle kod adlarıyla başlayınca tecavüz, vahşet haberi gibi algılandığının farkındayım ama durum baya farklı.

Bir yandan içip bir yandan Bu Tarz Benim izlememizden aslında gecenin sonunu tahmin etmemiz gerekirdi. Bir kaç saat boyunca jüriyle bir biz de muhteşem yorumlarımızı konuşturduk. Ara ara napıyoruz biz deyip kendimize gelip alternatif müzik açsak da yine kendimizi o salak programı izlerken bulduk.

Sonra şöyle bir muhabbet geçti. Bir araştırmaya göre IQ su yüksek insanlar Thom Yorke, Shins... gibi grupları dinliyormuş, IQ su düşükler Beyonce felan, demekki süper zekayız diye havalara girmiştik ki birden kendimizi Beyonce dansları yapmaya çalışırken bulduk. Beyonce da kesmeyince en son Mezdeke eşliğinde inanılmaz figürler sergilemekteydik. Elimde videoları var şantaj için saklıyorum.

Alkol işte tüm eğlencelerin atası:)

Alkolü seviyorum, arkadaşlarımı da. Hele ikisi bir araya geldi mi tadından yinmez...

30 Ekim 2014 Perşembe

When i was a child, i was in Amsterdam...



Hello Kittyler. Az sonra ibretlik bir yazı okuyacaksınız. Hazır mıyız?

Geçen yaz yani yıl 2013 temmuz ayında ani bir kararla Amsterdam turu satın aldım. Çünkü gezilecek her yer bitmişti, çünkü bok vardı bi Amsterdam kalmıştı.

Yazarken bile sinirlendim kendime, neyse.

Yakala.co mudur nedir abidik gubidik bi site var ya nasıl gaza geldiysem oradan Amsterdam turu satın aldım. Cahillik işte. Yok şu parası, yok bu parası diye diye 700 TL lik tur zaten oldu 1000 küsür TL. Neyse dedik Amsterdam görecez işte çılgınlıklar şehri, moralimizi bozmadık.

Çok ani ve araştırmadan karar vermemin ceremesini nasıl çektim anlatamam. Vizenin çıkması az kalsın yetişmiyordu, günübirlik İzmir'den İstanbul'a gittik geldik sapık gibi. (Zaten Vizeyi İzmir'den alamıyor olmak ayrı bir şaşkınlık yarattı bende)

Azcık şans ile bunu da hallettik. Büyük gün gelmişti 4 saatlik bir uçuştan sonra taa ebenin hörekesinde olan otelimize yerleştik. Abi Amsterdam bir avuç şehir ama biz merkezine gitmek için 3 vesait yaptık.

Benim surat 5 karış, fiyatları tlye çevirdikçe deli oluyorum, ne para harcayabildim ne gezebildim, gece hayatını bile göremeden geldim. Bak yıl oldu 2014 ben hala rüyamda Amsterdam'da gece ortamlara aktığımı görürürüm. Bilinçaltımın bana oynadığı oyunlar işte...Bok gibi bir 4 gündü. Amsterdam seyahati nasıl mundar edilir bana fena ders oldu. Bi de şu sonuca vardım. Ben olsam hayatta kendimle tatile çıkmazdım. Ne uyuz ne pislik bi şeymişim.

Bunca şeyin üzerine özgüven kaybıyla memlekete geri dönmüş bulundum. Meğer biz Türkler ne tipsiz bir milletmişiz. Gen havuzumuza sıçayım. Türkiye şartlarında gayet kendimi hoş bir tip sanıyorken orada 160 cmlik boyumla adeta bir böcek gibi hissettim.

Coffee Shoplar iyiydi o ayrı mesele:)


22 Ekim 2014 Çarşamba

Meğer Ben Bir Tavuskuşuymuşum


Hello canlar. Son günlerde kişilik testleriyle pek bir haşır neşir oldum, bir kaç gündür öyle denk geldi diyelim. 

İnsanlar kendini tanımayla ilgili konulara hep bir heyecan duymuştur. bu durumun sadece benim için geçerli olmadığına eminim. Sık sık kendi kendimize düşünürüz, benim şu huyum var, çok şöyleyim, çok böyleyim diye.

Davranış bilimleriyle ilgili konular; testler, düşüncelerimizin ispatı, haklılığımızın göstergesi olabiliyor; bazen de eksik yanlarımızı tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Sonuçta insanın kendini geliştirmesinin yolu kendini iyi tanımasından geçer.

Dün İpek Alçı'nın "Etkili İletişim ve Stres Yönetimi" seminerine katıldım. İnteraktif ve sürükleyici bir seminerdi. Seminerin içeriğinden biri iletişim profilini tanımak.
Yaptığımız bir test sonucuna göre iletişim profilimiz 4 hayvandan biri.
Başlıktan da anlayacağınız üzere ben Tavuskuşu çıktım.

En belirgin özelliği "Yaratıcı" olması.
Renkli,
Dramatik,
İlgi odağı ve
Sosyal bir kişilik ve iletişim profili sergiler.

Bir Tavuskuşunu nasıl tanırsınız?

Katıldığı ortamda hemen farkedilen bir profil olan tavuskuşu, varlığı ile ortamı neşelendirip; hareketlendirebilen bir karakterdir. Konuşmayı ve eğlenmeyi çok sever.

Bir tavuskuşunu mutlu etmek, ödüllendirmek istiyorsanız; takdir etmeli ve sıkça pohpohlamalısınız :)

Sanat alanında, reklam & halkla ilişkiler ve pazarlama alanında çok başarılı olurlar.

Bir şeyi istediği zaman inanılmaz şeyler yaparlar. Fakat istemediği zaman onu ne kadar zorlarsanız zorlayın baskıyla hiçbir şey yaptıramazsınız.
Zayıf yanları: Bazen fazla lakayıt olabilirler. Sevmediği işle ilgili konularda isteksiz ve verimsizdirler. Düzensiz çalışmayı sever. Başkalarının konuşmasına fazla izin vermez . Ayrıntıları kaçırmaya eğimlidir. Çok Göze Çarpar. Başkalarını sindirebilir. Duygusal Tepki Verir. Dramatik olabilir. Açık uçlu soruları kullanmakta sıkıntı yaşar.

Çıkan profilden genel olarak memnunum ama şu işle ilgili olan zayıf yönlerim, tokat gibi yüzüme çarpan noktalardan biri:) İş hayatımda çok isteksiz ve verimsiz olabiliyorum. Galiba yanlış alanda çalışıyorum diye düşündüğüm de çok olmuştur. 

Siz de iletişim profilinizi merak ediyorsanız aşağıdaki testi yapın. Satırlarda size en uygun olana 4, en az uyana 1 vererek, puanları yukarıdan aşağıya doğru toplayın.







                                       1                2                   3                  4

Gelelim sonuca yani en çok merak edilene:)

Eğer 1 numaralı sütun en fazla puana sahipse; Pantersiniz


En belirgin özelliği "Hedef Odaklı" olması.
Yönlendirici
Zorlayıcı
Hızlı hareket eden
Rekabetçi bir kişilik ve iletişim profili sergiler.

Bir panteri nasıl tanırsınız?
Yaptığınız bir görüşmede eğer "E sonuç?" diyorsa ve hep özet ve net bir şekilde sonuçla ilgileniyorsa; aynı anda birkaç işle ilgilenerek, her birini de koordine edebiliyorsa; o kişi muhtemel bir Panterdir.

Bir panteri mutlu etmek ve ödüllendirmek istiyorsanız; ona güç ve yetki vermelisiniz.
Yönetim alanında, organizasyonel bakış açısı ve insan ilişkilerinin yoğun olduğu alanlarda çok başarılıdırlar.

Zayıf Yanları; Çok aceleci karar verdiklerinden dolayı hata payları yüksektir.Yönetme arzuları nedeniyle,ast,üst ilişkilerinde sorun yaşayabilirler.Sabit fikirli insanlardan hoşlanmazlar.Kuralcı olmayı sevmezler.Kararsızdır.

Eğer 2 numaralı sütun en fazla puana sahipse benim gibi tavuskuşusunuz, açıklamayı üstte okuyabilirsiniz.

Eğer 3 numaralı sütun en fazla puana sahipse: tebrikler boku yediniz. Yunussunuz


En belirgin özelliği "İyi huylu" olması.
Arabulucu
Kaynaştırıcı
Dostça
Nazik
Takım oyuncusu

Bir Yunusu nasıl tanırsınız?
Yunuslar konuşmayı ve detay anlatmayı çok sever. Sakin ve uyumlu halleri ile herkes tarafından sevilen ve zararsız görülen profildir.

Bir yunusu mutlu etmek için davranışlarını onaylamanız ve grup içerisine dahil etmeniz yeterlidir.
Yunuslar, ofis işlerinde başarılı olabilirler. Ancak yöneticileri tarafından zamanlaması iyi planlanmış bir hedef ve iş programı verilmelidir.

Zayıf Yanları: İyi huylu ve hassas olduklarından diğer kişilere çok taviz verirler. Kendilerini zaman zaman çok yıpratırlar. Bazen kendilerini savunamazlar.Biraz pasiftirler.Bazen konuşmalarını duymakta zorlanabilirsiniz.Aşırı yardımseverlikleri başlarına bela olabilir.

Eğer 4 numaralı sütun en fazla puana sahipse: Baykuşsunuz (mesleğim açısından benim baykuş olmam gerekirdi ama tam tersi çıktım. hofff nys tmm:S)



En belirgin özelliği "analitik" olması
Bilge
Net düşünebilen
sabırlı
ayrıntıları önemseyen

Bir Baykuşu nasıl tanırsınız?
Baykuşlar bulundukları ortamda sayısal yaklaşımları ve netlikleri ile farkedilirler. Az ve öz konuşurlar.

Bir baykuş; sorumluluk verilmek sureti ile mutlu olur.

Matematik bilimi, mühendislik alanları ve psikoloji alanlarında çok başarılıdırlar. Bu profil daha çok IT uzmanlarının, Mühendislerin profilidir.

Zayıf Yanları: Detaycı olmaları bazen iletişim konusunda zorluklar yaşamalarına neden olabilir.Karamsar olabilirler.Çok neşeli ve hareketli görünmezler.İçine kapanık olabilirler. Duyguları pek anlayamamak ve empati yapmakta zorlanmak zayıf yanlarındandır. Yargılayıcı olabilirler. Acele ettirilmekten hoşlanmazlar. Hedefe varmaları zaman alır. Biraz katıdır. İnsana odaklanmakta zorlanır,

Şimdi düşüncelerinizle sizi baş başa bırakıyorum ve test sonucuyla ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Hadi öptüm..

14 Ekim 2014 Salı

Drama Queenlik Bizim İşimiz!

Ufak tefek şeylerden mutlu olmaya bayıldığım gibi yine ufak şeylerden hüzünlenmeye de bayılırım. Küçük bi anı, mekan, bi şarkı rahatlıkla uzaklara dalıp gözlerimin dolmasına neden olabilir.

Eski çalıştığım yerle ilgili her detay beni duygulandırıyor. Yeni çalıştığım yere 8 aydır hala ait hissedememem, benimseyememem ve bi türlü sevememem sanırım bu yüzden. Bi de işin enteresan tarafı eski yerde çalışırken de şikayet ediyodum aman burası bok gibi çok sıkıldım artık diye. Ama şuan o günler çok tatlı geliyor. Ne pislik insanım ya..

Dün işten erken çıkarak eğitime gittim. Kapıdan çıktığımda hissettiğim mutluluğu ve özgürlük hissini anlatamam. Güvenlikten çıktım, yüzüme bir rüzgar çarptı, temiz sanayi havasını şöyle bi içime çektim arkamı döndüm ve dedim ki "Çalışın köpekler, ben eğitime gidiyom."


Neyse eğitim bitti tekrar işe dönerken bir araba farkettim, içindeki oldukça tanıdık bir simayla. Anam bi de baktım eski çalıştığım yerde bütün gün yanında, peşinde dolandığım Memço Abim. Hemen sarıldık ettik, sohbet muhabbet yanından ayrılasım gelmedi yeminle. Dışarıda görüşmenin eksikliğini hissetmediğim, karakterimin ve düşüncelerimin hiç de uymadığı biridir Memço Abi. Ama seviyorum işte adamı, komik, karekteristik bir tip ve bana eskiyi hatırlatıyor. Bu sebepledir ki yine işe döndüğümde bi duygusallık çöktü üstüme, eski firmamı ve oradakileri düşündüm durdum.

Ee bu kadar işyerlerinden bahsetmişken şimdi, motivasyon kaynaklarına değinmesem olmaz. İşyerinde nasıl motivasyon sağlanabilir, işte size en etkili yöntem:)

Hadi iyi seyirler..






8 Ekim 2014 Çarşamba

0 İstikrarla Yola Devam

Kendimi eleştirmeye yerden yere vurmaya bayılıyorum. Hep zayıf yanlarıma odaklanırım ama sadece odaklanırım güçlendirmek için herhangi bir çaba sarfetmeyi sevmem:)

Kötü yanlarımdan biri de bir şeye çabuk heveslenip çabuk vazgeçmem. İstikrar 0. Bugüne kadar sadece lise son sınıfta istikrarlı olup düzenli ders çalışarak mühendislik kazandım, başka hiçbir şey için aynı disiplini sağlayamadım.  Sanırım kendimi motive etmede ve inandırma da güçlük çekiyorum.

Daha önce spora başladığımdan bahsetmiştim. Bu macera 1,5 ay sürdü. Bir arkadaşımla koşuyorduk, onun işleri yoğunlaşınca gelmemeye başladı ben de yalnız koşmak istemedim böylece spor macerası çok kısa sürmüş oldu. Hedefim 3 ay interval koşu yapıp ekimde salona yazılmaktı. 1,5 ay koşabildim şimdi sıra salonda. 3-4 ay devamlı hale getirip güzel bir vücuda kavuşmak öncelikli hedefim. Daha sonra yine açık hava sporlarına devam ederek bu olayı artık hayatımın bir parçası haline getirmek istiyorum.

Böyle konuşmak ne kadar da kolay. Teoride sorun yok, sorun pratikte:)
Bir gün six pack ve adonisim olursa eğer fotosunu burdan yayınlamaya bahse giriyorum. Challenge accepted:)

30 Eylül 2014 Salı

Müziğin Bünyeme Etkisi


Daha önce de bahsetmiştim azcık duygusal insanım doğal olarak müziğin bana etkisinin hat safhaya ulaştığı noktalar olabiliyor. Olabiliyor diyorum çünkü bu etki moduma göre değişkenlik gösteriyor, gün geliyor çalan müzik içimi titretiyor, bazen etlerimi yolasım geliyor; gün geliyor üfff kapatın şunu sükunet istiyorummm diye bağırabiliyorum.

Müzikle ilgili değişik bi duygu değişimi yaşadım geçenlerde. Özel dönemimdi belki ondandır diye düşünüyorum ya da umuyorum:) Çünkü bazen bu duygusallık beni korkutuyor.

İşten geldim yorgun argın bir şeyler hazırladım, yemek yiyorum tek başıma. Tek başıma yemek yemeği sevmem bu sebeple olsa gerek ya radyo ya tv açık olur maksat evde ses olsun. Yine her zamanki gibi Joy FM dinliyorum. Jason Mraz'dan I'm Yours şarkısı çalmaya başladı. Hastası olmamakla beraber sevdiğim bir şarkı ama belki 1 yıldır denk gelip de dinlememişimdir. Neyse şarkı çalmaya bir başladı bildiğin için için ağlamaya başladım, belki küçük bir anıyı çağrıştırdı belki geçen yılı bilmiyorum ama nasıl içten ağladığımı anlatamam. Anlatamadığım gibi bir sebep de gösteremiyorum.

Bir de genç ergen gibi Rammstein dinleyip dinleyip evde gaza gelişlerim var o ayrı bi mesele. Dinleyip birden bende son otobüse yetişme isteği yaratan ve bu amaçla yokuş aşağı koşturmamı sağlayan yine Rammsteindır. Teşekkürler Rammstein, Prodigy gibi gaz veren gruplar... Benim gibi uyuz insana bu denli enerji aşıladığınız için sağolun varolun.






Yeri gelmişken bu aralar sıkça dinlediğim bir kaç favori müziğimi paylaşayım madem, yazım boşa gitmesin.

Kadebostany-Walking with a ghost (Aralıkta İstanbul'a geliyiler.)



Redd- Don Kişot



Redd- Prensesin Uykusuyum (Redd'e kıyak geçtim.)


Blue Foundation- Bonfires



Yoav- Beautiful Lie



Yoav- Club Thing (Kemikli yüzüne kurban..)



Beck- Everbody's Gotta Learn Sometimes



Beirut- Postcards from Italy (sıcacık şarkı)



Depeche Mode- Heaven



Chemical Brothers- Salmon Dance



Jay Jay Johanson-She Doesn't Live Here Anymore



Jay Jay Johanson- She's mine but i'm not hers.



Koop- Koop Island (gözümü kapatır kulaklığı takarım kendimi tatilde hayal ederim.)



Teoman- Gündüz Düşleri



Hurts- Wonderful Life



David Bowie- I'm Deranged (Lost Highway in başlangıç müziği kendisi)



Bu liste uzayıp gider...
İyi dinlemeler.