4 Şubat 2015 Çarşamba

Kariyer Tipleri de Var İmiş



Selam,

Ay içim darlandı, yine attım kendimi bloğumun serin sularına.

Bugünlerde yine sıkkınım, kafam bozuk, yine takmış durumdayım niye bütün günümü işyerinde geçirmek zorundayım diye...Kendimi hapsolmuş özgürlüğüm kısıtlanmış hissediyorum. Niye haftada bulunan 168 saatimin %37,2'sini iş için harcamak zorundayım. Bu mudur yaşam kahrolsun kapitalizm!! (Ki iş konusunda şanslı insanlardanım her cumartesi işe giden arkadaşlarım bi dünya)

Bu benim istediğim yaşam değil, çalışmak istediğim alan bu değil diye düşünmekteydim yine. Sonra birden mailime şu anket düşüverdi.

https://surveys.universumglobal.com/markets/turkey/distributions/uludg

Yani aslında habire şikayet eden, negatif düşünen, olumsuz bir tip değilim. Kendimi çok iyi motive edebilirim ama dönem dönem işteki monotonluk ve haz alamama beni böyle bir insana çevirebiliyor.

Sıvadım kolları hadi dedim hem kariyer tipimi öğrenmiş olurum hem de biraz işten sıyrılıp kafa dağıtırım.

Şu hayatta en çok istediğim şey yapmaktan haz duyduğum, geçen vakti unuttuğum, şevkle gidip geldiğim bir işe sahip olmak. Daha önceki bi yazımda da bahsetmiştim zaten. http://selambenb.blogspot.com.tr/2014/07/hayalimdeki-is-hayat.html


"Bireyin iş yaşamından aldığı doyumu belirleyen en önemli faktörlerden birisi kişiliktir. Dolayısıyla, çalışma hayatında mutlu olmanın, hedeflenen kariyere ulaşmanın ilk adımı, kişilikle uyumlu bir kariyer seçimi yapmaktan geçmektedir (Holland, 1959).
Holland’a göre belirli kişilik özelliklerine sahip bu bireyler, belli nitelikteki işlere ilgi duyabilmektedirler (Aytaç, 1997: 92)."

Bunun için de insanın kendisini tanıması hangi yöne eğilimi olduğunu ve ne istediğini bilmesi gerekiyor ve malesef bizler çok küçük yaşlarda kariyer alanımızı belirlemek zorunda kalıyoruz.

Sonuca gelirsek anket sonucunda kariyer tipim "Girişimci" olarak çıktı. Açıklaması da şöyle:
"Yaratıcı, sürekli kendini geliştirme fırsatları bulunduran, iş çeşitliliği fazla ve monoton olmayan, kişilerle etkileşimi fazla olan işler ilgimi çekermiş."

Sanki bana uyuyor, çalışmak istediğim iş tanımıyla hemen hemen örtüşüyor gibi.

Diğer kariyer tipleri ise şöyle:
-Avcı
-Lider
-Enternasyonelist
-Harmonizör
-Kariyerist
- İdealist

Neyse canlar, hadi inşallah diyelim ve konuyu kapatalım...


28 Ocak 2015 Çarşamba

Kötü Niyetli Yazı



Bazı insanlar beni itiyor, bilmiyorum herkesin başına benzer şeyler geliyor mudur ama, bazı kişilerin konuşması, ortamda bulunması bile beni rahatsız etmeye yetiyor ki normalde gayet insancıl bir tipim ve genelde herkesi severim. Bu bahsettiğim tip kişilerin bana kesinlikle zararı/kötülüğü dokunmamıştır onu da belirteyim.

Bu olayın bir açıklaması olmalı, neden böyle hissediyorum diye anlamlandıramıyorum bir türlü ve sonucunda da kendimi kötü hissediyorum. Kötü hissetmemin nedeni içimden sürekli o kişileri aşağılamam. Mesela böyle yan tarafımda çalışırken mırmır mırıldanması, espri yapması bile sinirime dokunuyor. Sürekli kendini övmesi ise çıldırtmaya yetiyor. Sanki bana kötü niyetlilermiş gibi geliyorlar. Ama sonuç olarak bu düşünceyle ben kötü niyetli olmuş oluyorum böyle bir kısırdöngü işte. Bu tip kişilere beslediğim duygular kesinlikle nefret etme, onlara zarar gelmesini isteme değil daha başka bir şey. Aynı ortamda bulunduğumda enerjimi aşağı çekiyor gittiğinde rahatlama hissediyorum. Çok enteresan.

Bu da böyle gereksiz bir yazı oldu işte. Neyse şuan bu negatifliğimle başbaşa kalmalıyım:(

Bayab B. Boş Zamanlarında Zamanda Yolculuk Yapmayı Çok Sever...


Hiç zamanda yolculuk yaptığınızı hayal etmiş miydiniz sayın okuyucu? Durup ciddi ciddi hayalini kurmasanız bile, şöyle yapsaydım acaba şuan ki durum ne olurdu gibi düşünceler muhakkak kafanızdan geçmiştir.

Ben bu aralar Kelebek Etkisi misali bir hayat yaşamaya başladım, devamlı bir fantastik hayaller, kaderi değiştiren hamleler yaptığımı düşünmeler falan, yine işsizliğim hat safhaya ulaştı.

İşte hep bunlar son zamanlarda ardı ardına izlediğim zaman yolculuğu hikayeli filmler yüzünden.




Siz de izleyin hayatınızı fantastik öğelerle süsleyin ki tek deli ben kalmayayım. Monoton yaşamlar için birebir zamanda yolculuk filmleri listemi sizlerle paylaşmaktan onur ve şevk duyarım güzel okuyucu:)

Source Code

Source Code
Yönetmen: Duncan Jones
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Michelle Monaghan, Vera Farmiga
Tür: Bilim-kurgu
Tarih:2011
IMDB Puanı:7.5
Konusu: Yönetmen Duncan Jones'un yeni bilim-kurgu projesi 'Yaşam Şifresi', kendini devlet destekli gizli bir deneyde bulan askerin heyecan dolu macerasını anlatıyor.

Geçen haftasonu izlediğim tazecik bir film. Yine bir zamanda yolculuk hadisesi. Ya ben bu Jake Gyllenhaal'a aşığım sanırsam. 3 haftadır aralıksız onun oynadığı filmleri izliyorum, sapık misali.

Reconstruction
Yönetmen: Christoffer Boe
Oyuncular: Nikolaj Lie Kaas, Maria Bonnevie, Krister Henriksson
Tür: Romantik-Drama
Tarih:2003
IMDB Puanı:7.5
Konusu: Alex, güzel sevgilisi Simone ile düzenli bir hayatı olan Danimarkalı genç bir fotoğrafçıdır. Bir akşam metroda karşılaştığı bir kadının peşinden gider ve kız arkadaşı Simone’ye hiçbir şey söylemez. Onunla bir barda sohbet etmeye başlarlar. Alex, kendi içinde Aimee’yi ömrü boyunca tanıyormuş gibi bir his duyar. Gecenin sonunda ertesi gün buluşmak üzere sözleşirler. Ancak Alex evine döndüğünde yaşadığı ev artık yok olmuştur. Ne ailesi, ne de sevgilisi onu kimse tanımamaktadır. Alex tüm geçmişini, kimliğini yitirmişken, onu tanıma şansı olan ve kim olduğunu ispat edebilecek tek kişi Aimee’dir. Fakat sorun düşündüğü kadar kolay çözülemeyecektir.

Konusundan da anlaşılacağı üzere kafa yakan filmlerden. Anlamlandırmaya çalışarak boşuna yorulmayın, filmin keyfini çıkarın yeter.

The Time Traveler's Wife



Yönetmen: Robert Schwentke
Oyuncular: Eric Bana, Rachel McAdams, Ron Livingston
Tür: Drama, Fantastik, Romantik
Tarih:2009
IMDB Puanı:7.1
Konusu: Audrey Niffenegger’ın romanından uyarlanan film Henry DeTamble adında bir zaman yolcusunun Clare Abshire ile tanışma ve aşk öyküsünü anlatır.



Bana About Time filmini anımsattı zaten her iki filmde de aynı hatunu görüyoruz. "Ayy ben Romantik tarz severimmmm" diyenler için süper seçim.

Donnie Darko

Yönetmen: Richard Kelly
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Jena Malone, James Duval, Maggie Gyllenhaal

Tür: Bilimkurgu, Dram, Fantastik
Tarih: 2001
IMDB Puanı:8.1
Konusu: 80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç, bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlıyor. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam beliriyor sık sık. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp, esrarengiz misafirinin izinden gidecektir...

Zaman yolculuğu denildiğinde bu filmi atlamak ihanet olurdu. Sadece bu türde değil ömrüm boyunca izlediğim filmler içindeki en favori filmlerimden. Ve tabiki de yine Jake GyllenhaalAşkla bağlıyım.
Bir de ismini Karanlık Yolculuk olarak çevirmeselerdi iyiydi, insanda 3. sınıf bir korku filmiymiş havası uyandırıyor:(



Predestination
Yönetmen: Michael ve Peter Spierig
Oyuncular: Ethan Hawke, Sarah Snook ve Noah Taylor 
Tür: Bilim-kurgu
Tarih:2014
IMDB Puanı:7.5
Konusu: zamanda seyahat edip olmuş ya da olası olayların önüne geçmeye veya suçluları yakalamaya çalışan bir zamansal ajanın hikayesini konu eder. Gizli bir serivise bağlı çalışan ajanın son görevi ise; 1975 yılında New York'ta yaptığı bir patlamada 11.000 insanın ölümünden sorumlu olan Fiyasko Bombacısı adlı kişiyi bulup bu patlamanın hiç yaşanmamış olmasını sağlamaktır... Görevi için 1970 yılına New York'ta bir barda, barmen olarak çalışmaya başlayan ajan orada “Evlenmemiş Anne” rumuzlu John isimli bir köşe yazarıyla tanışır. Küçük bir bar sohbetiyle başlayan ikilinin sohbeti, gecenin ilerleyen saatlerinde daha da derinleşir.

En etkilendiğimi en sona bıraktım. Filmi izledikten sonraki tepkim: Kafam Yandı! oldu. Valla nasıl söylesem kendini bir kısırdöngü içinde bulmak istiyorsanız tam bir paradigma aşığıysanız, bu film bulunmaz nimet. Yan etkileri ruh sağlığında bozulma, neden sonuç ilişkisini yitirme:)

Şimdi sırada Edge of Tomorrow, Frequency var. Haydi bakalım bana iyi yolculuklar...

13 Ocak 2015 Salı

Doğa Yürüyüşlerine Başlıyorum- Çünkü İşsiz Olmak Bunu Gerektirir

Her gün bir yeni B. ile karşı karşıyayız. Devamlı aklıma bir şeyler geliyor. İşsizlik herhalde deyip geçiştiriyorum. Dün gece aklıma gelen son fikir yakınlardaki bulunan doğal güzellikleri keşfetmek. Bu fikir aklıma nereden geldi onu da açıklayayım. Yazın Olympos'a gitmiştik ya orda umarsızca dağ taş yürümüştük, baya bir zevk almıştık o geziden. Dün dedim ki kendi kendime, bu iş için taa Olympos gibi yerlere mi gitmek lazım, bulunduğum civarda da elbet vardır doğal güzellikte olan yerler dedim ve araştırmaya koyuldum.

Bu doğa yürüyüşleri için öyle kulübe falan yazılmayacağım. 2-3 arkadaş bu aktiviteyi yapmak için yeterli. (Henüz o 2-3 arkadaşın durumdan haberi yok.)

Bunun için ilk sağlam bir araştırma yapmak lazım, içimden bir ses bolca kaybolacağımı söylüyor.
Allah'tan elimizde internet gibi bir nimet var. Çeşitli gezi bloglarından gezilecek bir kaç parkur bulabilirim diye düşünüyorum. Şuan aklımdan geçen bir kaç yer var.

-Değirmendere Şelalesi:

İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Değirmendere köyünde bulunan bir yermiş. Şelale dendiğine bakmayın musluk gibi bir şey:) Yaza doğru gidilirse suya girme fırsatımız da olur. Bunu Hazirana saklıyorum.



-Karagöl:

Yürüyüş parkuru nereden başlar hiç bir fikrim yok ama gidilecek yerler arasında en başta Karagölü koyuyorum.




-Kemalpaşa Nif:



Ve tabiki de Spil Dağı:

Manisa Spil Dağı 29 Ocak 2011

Havaların güzel olduğu ilk pazar geziye başlıyorum. Belki de günlük bloğum birden seyahat bloğuna dönüşüverir:)

Haydi görüştük...

8 Ocak 2015 Perşembe

2015 Yılı Hedeflerim:)




Toplam Kalite Yönetimi savunucularından biri olarak özel hayatımda da performans göstergeleri belirleyip hedef koymam doğru bir davranış olur diye düşündüm ve sıvadım kolları...

Uzun uzun düşündükten sonra şu göstergelerde karar kıldım:

-Yoga: Yogada kendini geliştir. Haftada en az 3 kez Yoga yap, bol bol araştır ve yoga videolarını izle. Yaza ödülün var. Olymposta Yoga yapmak.


- Kitap: Her ay en az 1 kitap bitir. Okuyacağın kitapların en az yarısı dünya klasiklerinden olsun. (düşük bir rakam olduğunu biliyorum ama son 2 yıldır okuduğum kitap sayısı içler acısı)

- Film: İzlenmesi gereken filmler listesi yap ve 2015 yılı içerisinde hepsini izle.

- Tiyatro: 2015 yılı içerisinde en az 6 oyun izle. (en son tiyatroya çocukken gittiğim düşünülürse gayet zorlayıcı bir rakam)

- Aile: En az 2 ayda 1 aileni ziyarete Aydın'a git.

- İyilik: Bu konuya odaklan. Huzur evini ziyaret, çocuk yurdundaki kimsesiz çocuklara oyuncaklarla ziyaret ya da maddiyat yönünden birilerine yardım ederek ruhu doyuracak şeyler düşün ve uygula.

-Hobi: Yağlı boya yapmaya yeniden başla. 2015' te kendimden en az 4 tablo istiyorum. Sevdiklerine hediye et, başta annene.


- Yeni hobi edin: Ayda 1 pazar Dünya mutfaklarından yemekler yapmayı dene, zehirlenme pahasına da olsa sevdiklerine güzel sofralar hazırla.



- Rüyalarını yönetmeyi öğren: Rüyalarını hatırlamaya çalış, beynini zorla. Rüyalarını not almaya başla.

- Doğayı sev: Çöplerini ayırarak atmaya başla ve 2015 yılı içerisinde en az 6 ağaç dik.



- Her yıl yeni bir yer gör.



Bunu yazarken bile aldığım haz inanılmazken uyguladığım zamanki aldığım zevki düşünemiyorum. Bence her insanın kendini geliştirmesi ve hayattan daha fazla zevk alması adına yapması gereken bir şey bu KPI (Key Performance Indicator) ve hedef belirleme olayı. Burada uzun uzun size Toplam Kalite ve Süreç Yönetiminden bahsetmeyeceğim tabi ki ama yine de insan düşünmeden edemiyor.
İşim özel hayatımı ele mi geçirdi acaba:)

(YAPMADI!:)) şaka şaka yapcam.

Bir de Kişisel Kaizen (sürekli iyileştirme) uygulama fikrim var bu artık başka bir yazımın konusu olsun:)

31 Aralık 2014 Çarşamba

Yılbaşı Sorunsalı



Kutlasan bi dert kutlamasan ayrı dert. İşte böyle bir gün yılbaşı günü. İçinde değişik bir heyecan ama nasıl bir plan yapılacak, nereye gidilecek, çok para gider mi, eğlenir miyiz? Kafamda deli sorular...

Gönlüm ev takılmasından yana ama sıkıcı olmasından korkuyorum. Enerji düştü mü toparlanması zor, normal bir günden farkı kalmayabiliyor. İşin kötü tarafı çok eğlenmeliyiz diye kendimi şartlandırıyorum daha bok gibi geçiyor.

Evde kutlama yapmanın altın kuralı eğlenceli bir oyun bulmak.

İyice bu düşünceyi irdeledikten sonra, daha önce başka bir versiyonunu oynadığım şu oyun tam yılbaşılık olur diye düşündüm.

Oyunun ismi Abdi. Bu oyunu oynamak için shot yapılacak içkiye, shot bardaklarına, eğlenceli arkadaşlara ve iskambil kağıtlarına ihtiyaç var.


Oyuncular sırayla iyice karıştırılmış iskambil kağıtlarından çekiyorlar. Her kartın bir anlamı var. Şöyle:

As: Bu kağıdı çeken bir kelime söyleyerek cümle başlatır. Sırayla herkes bu kelimeye yeni bir sözcük ekler. Herkes kendinden önceki söylenen sözcükleri sırasıyla tekrar etmek zorundadır. Sözcükleri hatırlamayan ve/veya sırasını karıştıran shot içme cezasına(!) çarptırılır.

K: İlk 3 Kral pastır. Yani bu kağıt çekildiğinde kimse shot içmez. 4. papaz çekildiğinde kartı çeken şanslı kişi masadaki tüm shotları içmek zorundadır.

Q: Soruna cevap veriyorum kartı. Bu kartta lades mantığı var. Bu kart seçildikten sonra oyun devam ederken ansızın bir oyuncu diğerine soru sorduğunda, cevap verecek oyuncunun “soruna cevap veriyorum” dedikten sonra soruyu cevaplaması gerekmektedir. Bunu yapmayan oyuncu shot yapar.
J : Grup kelime oyunu kartı. Bu kart çekildiğinde gruplanabilir bir kelime söylenmelidir. Örnek olarak grup kız adları. Diğer oyuncular sırasıyla kız isimleri söylerler. Takılan ya da daha önce söyleneni söyleyen shot içmeye mahkumdur.

10: Kural belirleme. Bu kart çekildiğinde oyuncu istediği bir kural uydurur. Mesela shot içerken sağ kulak memesi tutulacak gibi. Bundan sonra oyun devam eder ama bu kural ile beraber, bir oyuncu bu kuralı bozarsa o oyuncu shot yapar ve kural geçerliliğini kaybeder. Eğer bir kural bozulmadan ikinci 10 çekilirse, oyun iki kuralı birden içererek devam eder.

9: Doğru /Yanlış oyunu. Bu kartı çeken oyuncu kendiyle ilgili herhangi bir şey söyler, diğer oyuncularda bu söylenenin doğru mu yanlış mı olduğunu tahmin ederler. Yanlış tahminde bulunanlar shot yapar.

8: Parmak masaya. Bu kart seçildiğinde herkes parmağını masaya koyar, en son koyan shot yapar.

7: Ben hiç.... Sevgililerin bulunduğu ortamda son derece tehlikeli olabilecek bir oyun:) Kartı çeken oyuncu “Ben hiç …. yapmadım” cinsinden bir cümle söyler ve bunu yapanlar shot yapar.

6: Kızlar. Oyundaki kızlar shot yapar.

5: Erkekler. Oyundaki erkekler shot yapar.

4: Herkes. Oyundaki herkes shot yapar.

3: İstediğine içir. Bu kartı seçen oyuncu istediği herhangi bir oyuncuya shot yaptırır.

2: Kendin iç. Bu kartı çeken oyuncu kendisi shot yapar.

kaynak: https://birben.wordpress.com/

Herkese iyi eğlenceler.
2015'te mutluluğun paçalarınızdan akmasını temenni ediyorum:)

16 Aralık 2014 Salı

İstanbul Ardından...

Selam süper egolar

Geçtiğimiz bir zamanda size gezi planlarımdan bahsetmiştim. Ahanda bu yazıda     http://www.selambenb.blogspot.com.tr/2014/12/spontan-islerin-adamym.html

Şimdi zaman anılarımı anlatma zamanıdır. Taze taze sıcak sıcak...

12 Aralık cuma günü öğlen saatlerinde İstanbul'a varmış bulunduk. Havalananında bizi kötü bir hava karşılamış olsa da eşyaları otele bırakıp attık kendimizi İstiklal Caddesine.

İlk mekan Topshoptu. Malum biz eziğiz bizim buralarda Topshop bulunmuyor. Neyse mağazaya girdik tam çıkıyorken arkadaş heyecanlı bak bak kim var orada diyor. Kadebostany Amina kıyafet bakıyor kendine. Heyecanlandık ve utandık konuşamadım. Bi yandan da mal gibi bakıyoz kıza kız da bize bakıyor. Çıkıverdik oradan. Çıkınca hemen sarıldım telefona arkadaşı aradım. Bilet sorsaydın ya bana ve gaz verme cümlelerinden sonra telefonu kapattım, gazımı almıştım artık hazırdım.

Topshop'a geri döndüğümüzde tabiki de kızdan eser kalmamıştı. İstiklalde sapık gibi arayan gözlerle ilerlemeye başladık. Mangoyu görünce aha kesin burdadır dedim ve daldım içeri. Hedef tam karşımda duruyordu, utanarak gittim ilkokul İngilizcesiyle başladım konuşmaya.

O kadar sıcakkanlı enerjisi yüksek bir hatundu ki, mütevazılığına ve tavrına hayran kaldım. Fotoğraf çekilmek istediğimde hemen karizmatik başkan Kadebostan'ı da çağırdı yanına, kısa bir muhabbetten sonra hoş bir anı ve fotoğraf elde etmiş oldum.

Cuma gecesi planı tabiki de yılların özlenen mekanı Machine Club'tı. Oraya gitmeden önce Küçük Beyoğlunda Hönönö isimli shotlarımızı çaktık. İçiş felsefesi çok eğlenceli. Garson altı kalın bardağı çaatttt die masaya vuruyor, shot köpürüyor ve 1 yudumda içiyorsun.



Oradan Machine Club'a geçtik gayet ölü bir saatte. Enerjimiz yetmedi ve oranın en eğlenceli saatlerine kalamadık.

Ertesi gün nihayet büyük gün geldi çattı. Bok var gibi konser 10'da diye o saatlerde gittik oraya. Tıklım tıkış ve iğrenç bir atmosferde konseri izleyemeden geceyi sonlandırdık. Sahneyi bir 10 sn civarı görebilmişimdir neredeyse. Ama yine de nolursa olsun, bu harika konsere gittiğim için çok mutluyum. Bi daha olsa bi daha gitmem ama İnş İzmire de gelirler diye dua ederim.

Konserden bir sahneyle yazımı bitiriyorum. Hoşçakalın cicişler.